İnsanın ya kendinden kaçmak ya da kendini bulmak için okuduğunu söylerler. Ben ikisi arasında pek bir fark göremiyorum. Kaçarken kendimizi buluruz. Bulunduğumuz yerde değil, gitmek istediğimiz yerdeyizdir. Sylvia Plath'in ünlü sorusu gibi, “Yok mu zihinden bir çıkış yolu?”
Biz insanlar, evrim geçirmenin dozunu kaçırmış olabiliriz. Belki de kozmostan haberdar ilk tür olmanın bedelini, evren dolusu karanlığı hissederek ödüyoruzdur.
Normallik ne büyük armağanmış! Her an üstünden kayıp, zihnimizde sinsice bekleyen o varoluşsal korkuların ortasına düşebileceğimiz görünmez birer ipte yürüyoruz aslında her birimiz.