Ama acaba "ben" dediğin şeyin yüksek oranda "öteki" denilen şeyden çıkarak oluştuğuna kafan basmıyor mu ? "Ben"in kendinden menkul bir şey olmadığını, dışarıdan bir bakışla şekillendiğini... "Ben" nasıl varlığından bir parça olduysam sendeki "sen" de bende ki "ben "in içine işledi. Bundan asla kurtulamayacaksın. Bu geri döndürülemez. İnsanlığın cehennemi bu.
Çocukluğumdan beri okuduğum kitaplar, dünyayı tanımama yaramadığı gibi ona düpedüz yabancı kalmama neden olmuştu. Kitap okuya okuya gerçeklikten uzaklaştığımı ya da hakikatı ezip büzüp kendi dar parametrelerime uygun hale getirdiğimi keşfettim ki o da aynı yere çıkıyordu. İnsan bir manzaraya bakar ve tadını çıkarır, değil mi, yok ben öyle yapmazdım, manzarayı anlatan yazıları okuyordum. Aşk üzerine okumayı, aşkı yaşamaya yeğliyordum. Acıyı deneyimlemektense onunla ilgili okumalar yapmayı tercih ediyordum. Ve bu zaafiyetimi örtebilmek için bilgiyi, bana yakınlaşmaya cüret edenlere karşı bir kamçı olarak kullanıyordum.
Varlığımın ulaştığı bütün görünürlüğe rağmen bir parçam hala görünmez, karanlık, kendi içine hapsolmuş durumda. Ruh dedikleri bu mu acaba? Üzerinde ne kadar konuşulsa da anlaşılmaz olan şey!..