Ali.

Ali.
@jiyan_47
Tarih Meraklısı Yazar
Bir Devrin Son Sultanı : 2. Abdülhamid
Puan vermedi·376 syf.··
2026 9. kitabı
Vahdettin Engin’in “Bir Devrin Son Sultanı II. Abdülhamid” isimli eseri, Osmanlı Devleti’nin en çalkantılı dönemlerinden birini anlamak için önemli kaynaklardan biridir. Kitap, Sultan II. Abdülhamid Han’ı yalnızca siyasî bir şahsiyet olarak değil, aynı zamanda devletin dağılma sürecinde ayakta kalmaya çalışan bir hükümdar olarak ele almaktadır. Eser boyunca hissedilen en önemli şey, Abdülhamid Han’ın omuzlarında taşıdığı ağır devlet yüküdür. Çünkü o tahta geçtiğinde Osmanlı Devleti artık eski kudretinden uzaklaşmış, içeriden ve dışarıdan büyük baskılar altına girmişti. Kitapta özellikle dikkatimi çeken nokta, Sultan Abdülhamid’in devlet yönetimindeki sabrı ve siyasî zekâsıdır. Avrupa devletlerinin Osmanlı üzerindeki planları, içerideki karışıklıklar ve ekonomik sıkıntılar anlatılırken padişahın nasıl bir denge siyaseti yürüttüğü açık şekilde görülmektedir. Özellikle İngiltere, Rusya ve Fransa gibi devletlerin Osmanlı toprakları üzerindeki hesapları karşısında Abdülhamid Han’ın mümkün olduğunca devleti ayakta tutmaya çalıştığı anlaşılmaktadır. Toprak kayıpları meselesi de kitapta önemli yer tutmaktadır. Osmanlı Devleti’nin Balkanlar’da yaşadığı çözülme, Mısır üzerindeki İngiliz etkisi ve Arap coğrafyasındaki sıkıntılar devletin ne kadar zor bir süreçten geçtiğini göstermektedir. Ancak kitapta dikkat çeken husus, bütün bu kayıpların yalnızca Abdülhamid dönemine bağlanamayacağıdır. Çünkü devletin gerileme süreci ondan çok daha önce başlamıştı. Sultan II. Abdülhamid, aslında dağılmaya yüz tutmuş bir devleti mümkün olduğunca uzun süre ayakta tutmaya çalışan bir hükümdar görünümündedir. Eserde en etkileyici bölümlerden biri ise Abdülhamid Han’ın tahttan indirilme sürecidir. 1909 yılında gerçekleşen bu olay, bana göre yalnızca bir taht değişikliği değil, aynı zamanda
1000Kitap
Bir Devrin Son Sultanı 2. AbdülhamidVahdettin Engin · Yeditepe Yayınevi · 2017178 okunma
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
İncelemem
Puan vermedi·288 syf.··
2026 8. kitabı
Erhan Afyoncu’nun Osmanlı tarihi üzerine kaleme aldığı bu eser, ağır akademik dilin dışına çıkarak herkesin anlayabileceği bir üslupla yazılmış kıymetli bir çalışmadır. Kitap, Osmanlı Devleti’nin kuruluşundan yıkılışına kadar geçen süreci kısa fakat yoğun bilgilerle anlatırken okuyucuyu sıkmayan bir akıcılık taşımaktadır. Özellikle tarih okumaya yeni başlayan insanlar için sağlam bir giriş vazifesi görmektedir. Eserde dikkatimi çeken en önemli husus, yazarın olayları sadece kronolojik olarak anlatmaması, aynı zamanda dönemin ruhunu da hissettirmeye çalışmasıdır. Osmanlı padişahlarının siyasî zekâları, devlet teşkilatı, savaşlar ve iç meseleler sade bir anlatımla işlenmiştir. Bu durum kitabı hem öğretici hem de sürükleyici hâle getirmiştir. Erhan Afyoncu’nun dili, tarihçilerin kullandığı karmaşık ifadelerden uzak olsa da ilmî ciddiyetini kaybetmemektedir. Kaynaklara dayalı anlatımı sayesinde okuyucu, kulaktan dolma bilgiler yerine daha sağlam bir tarih anlayışına yaklaşmaktadır. Ayrıca yazarın bazı yanlış bilinen tarihî meseleleri açıklaması da kitabın değerini artırmaktadır. Bana göre bu kitap, Osmanlı tarihine merak duyan herkesin okuması gereken temel eserlerden biridir. Çünkü tarih, sadece geçmişi öğrenmek değil, milletlerin nasıl yükseldiğini ve nasıl zayıfladığını anlamaktır. Bu eser de okuyucuya tam olarak bunu vermeye çalışmaktadır. Kısa olmasına rağmen içinde ciddi bir tarih birikimi taşıyan faydalı bir çalışmadır.
Herkes İçin Kısa Osmanlı TarihiErhan Afyoncu · Yeditepe Yayınevi · 2024563 okunma
Fatih Sultan Mehmet
Puan vermedi·848 syf.··
2026 3. kitabı
Halil İnalcık’ın Fatih Sultan Mehmed kitabını okurken sürekli şunu düşündüm: Biz Fatih’i yıllardır ya çok yücelterek ya da çok yüzeysel anlatmışız. Bu kitap öyle değil. İnalcık, Fatih’i bir efsane gibi değil, düşünen, hesap yapan, bazen bekleyen, bazen sabreden bir insan olarak anlatıyor. Bence kitabın en güçlü tarafı da bu. Okurken İstanbul’un fethi bir “an” gibi gelmiyor. Tam tersine, yıllarca kafada kurulan, defalarca düşünülen, defalarca ertelenip yeniden planlanan bir hedef gibi duruyor. Fatih burada gözü kara bir genç değil; neyi ne zaman yapacağını bilen, şartları oluşmadan hamle yapmayan biri. Bu da ister istemez insana şunu düşündürüyor: Asıl güç bazen hız değil, doğru zamanı bekleyebilmek. Kitapta beni en çok etkileyen şeylerden biri Fatih’in ilme ve öğrenmeye olan merakı oldu. Sadece savaşla, fetihle ilgilenen bir padişah değil; farklı dilleri, kültürleri, dinleri anlamaya çalışan bir zihin var karşımızda. Bu merak, onun stratejik aklını da besliyor. Yani kılıçtan önce kafa çalışıyor. Bu yönüyle Fatih bana hep “önce düşün, sonra hareket et” diyen biri gibi geldi. İnalcık’ın dili de kitabı özel kılıyor. Abartı yok, hamaset yok. “Fatih büyüktür” demekle yetinmiyor; neden büyük olduğunu gösteriyor. Belgelerle, olaylarla ama boğmadan. O yüzden kitap ağır bir tarih kitabı gibi değil; oturup sakin sakin okunan, ara ara durup düşündüren bir kitap. Bir de kitabı bitirince Fatih biraz yalnız biri gibi kalıyor akılda. Büyük hedeflerin, büyük kararların getirdiği bir yalnızlık var. Herkesin alkışladığı sonuçların arkasında, tek başına alınmış zor kararlar olduğunu hissettiriyor. Bu da kitabı sadece tarih anlatısı olmaktan çıkarıp daha insani bir yere taşıyor. Kısacası bu kitap bana Fatih Sultan Mehmed’i fetihlerle değil, aklıyla, sabrıyla ve kararlılığıyla sevdirdi.
1000Kitap
Fatih Sultan Mehemmed HanHalil İnalcık · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 2019644 okunma