Tarih şükürsüzlerin, kafirlerin, inkarcıların hak ile, peygamberler ile ve hatta Allah ile savaşlarının, restleşmelerinin, sataşmalarının tarihidir. Bu nedenle nimeti fark etmek çok mühimdir. "Ey insan! Allah'ın senin üzerinden sergilediği nimetlerini fark et!" Bu fark ediş hali basiret gerektirir; derinlemesine düşünmeyi gerektirir, sıradanlaşmamayı gerektirir. Bakışının sıradanlaşmasına izin verme! Gözün nimetleri her gün görüyor diye bakışının sıradanlaşmasına izin verme! Şu an gören gözün görmez olsa gördürebilir misin? Nefes alışverişinin sıradanlaşmasına izin verme! Ciğerlerin nefes alamaz hale geldiğinde ne yapabilirsin? Dönüp tekrar bak... Bu vücudun sahibi kim? Bu kanunu koyan kim? Bu kalbi çalıştıran kim? Vücudumuza bir ağ gibi örülmüş damar şebekesinden haberin var mı? Kemiğin içindeki iliğin ne olduğunu biliyor musun? Ne iş görüyor? Ne maksatla çalışıyor? Bu muazzam mekaniği koyan kim? Bu kanun kimin eseri? Bunun üzerine düşün. Sıradanlaşma! Kur'an bize bu hakikati haykırıyor: Sıradanlaşma! Bir Müslüman için sıradanlaşmak "ölüm"dür. Peygamberimiz (a) "Kimin iki günü birbirine eşitse ziyandadır, sermayeyi koruyamaz." buyuruyor.
(Acluni, Keşfu'l-Hafa, 2/27)
Peygamber Efendimiz, mü'minin ferasetinden bahseder. (Tirmizi, Tefsiru'l-Kur'an, 16) Mü'min, etrafını her daim ölçüp biçen ve döngüyü fark eden insan demektir.
94. Hiçbir şey olmak zorunda değilsin. Zorlama. Kendi yolunu ara ve sana uyan bir şey bulana kadar aramayı bırakma. Belki de hiçbir şey uymayacak. Belki de sen bir hedef değil, yolsun. Sorun değil. Sen de yol ol. Ama bu pencereden bakmaya değecek bir yol olsun.