Yalnızca kendini kaptırarak kitap okudun diye, görebildiğin dünya da genişleyen sanma. Ne kadar bilgi depolasan bile, kendi kafanla düşünüp kendi ayaklarınla yürümedikçe hey şey sahte, havada ve gelip geçici şeyler olarak kalır.
Okumak yalnızca keyif almak, heyecan duymak değildir. Bazen her satırı inceler, aynı metin içerisinde gidiş gelişler yaparak tekrar tekrar okur, başını iki elinin arasına alarak ilerlersin. O bunaltıcı süreç sonunda birden görüş alanın açılır. Uzun mu uzun dağ yolunu tırmandıktan sonra tüm manzarayı görebilir hale gelmek gibi... Madem ki tırmanacaksın, yüksek olan dağa tırman. Manzarayı görürsün.
Gereksiz yere acele edince, acele ettiği ölçüde bir şeyleri gözden kaçırmak insanın özelliğidir. Trene binildiğinde çok uzaklara gidilebilir, ama o ölçüde deneyimin artacağını sanmak da yanılgıdır. Yol kenarlarındaki çiçekler, ince dallardaki minik kuşlar kendi ayakları üzerinde yürüyen dürüst gezginlere görünür.