john wick (2014) – köpeğini öldürmeseydin ya koçum…
chad stahelski'nin yönettiği, keanu reeves'in yeniden doğduğu film. “bir adamın köpeği öldürülür, o da 77 kişiyi öldürür” şeklinde özetlenip dalga geçildi ama aslında john wick, son derece stilize, içi dolu ve hattatrajik bir aksiyon operasıdır.
wick, geçmişte “baba yaga” olarak bilinen, yeraltı dünyasının en ölümcül tetikçisiydi. ama aşık oldu, emekli oldu. kadın öldü, ardından kalan tek hatırası –köpeği– de öldürülünce, içindeki ölüm tanrısı zincirlerinden boşanır. film, intikamdan çok, yas tutmanın ve sevdiği her şeyi kaybetmenin yıkıcı ifadesidir.
wick evreni sıradan bir suç hikâyesi değil; altın jetonlarla işleyen suikastçı otelleri (continental), kuralları olan yeraltı aristokrasisi ve mistik hava… tüm bunlar, filme gotik-modern bir mit yaratır. dövüş koreografileri balet gibi: her hamle estetik, her kurşun bir dans adımı.
devam filmleri (chapter 2 – 2017, chapter 3 – parabellum – 2019, chapter 4– 2023) seriyi büyüttü, yeraltı evrenini açtı, john wick'in geçmişine dair katmanlar ekledi.
wick konuşmaz, özlemiyle yaşar. her öldürdüğü kişi, yaşamak için değil, ölüme biraz daha yaklaşmak içindir.
john wick, sinemada “niye öldürüyor?” sorusunun değil, “neden yaşamadı?” sorusunun cevabıdır.