akree

akree
@josephreading
Dedi ki meczup; Baktığını görmeyen yaktığını görür mü hiç..? .. ..
Edebiyat Öğretmeni
Lisans
bursa
Bursa
5 okur puanı
Ağustos 2021 tarihinde katıldı
Bir Garip Aldatılma Hikayesi, 25 yaşındayken köylerindeki en güzel kız olan Esma ile evlendirmişlerdi.Aşık Veysel evli olduğu zamanlarda eşi Hüseyin adındaki komşusuna gönlünü kaptırıp adama aşık olur ve kaçmaya karar verir. Gece uyumak için yataklarına girdikten sonra eşi kalkar, bohçasını da aldıktan sonra ayakkabılarını giyer ve ardına bakmadan kaçmaya başlar. Kaçarken ayağını bir şeyin vurduğunu fark eder. Ayakkabılarını çıkarttığında Aşık Veysel’in kendisine bütün parasını verdiğini görür. Kaçacağını anlayıp sahip olduğu her şeyi eşine bırakmış. Ayakkabının içinde bir de not yazılı bir kağıt parçası bulur.Kağıtta şu yazar: ” Al bu para ananın ak sütü gibi helal olsun, gittiğin yerde kendini ezdirme.Bir de güzelliğin on para etmez bu bendeki aşk olmasa..” O günden sonra kendini sürekli saz çalmaya vermiş, mısralarını acıya daha çok bulamıştı. Üzerinden ne kadar zaman geçerse geçsin ne eşini ne de ona olan sevgisini unutabilmişti.
İnsan ve Duygular
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
Birbirine aşık sonu hüsran biten iki aşığın hikayesidir. Türkünün hikayesi Erzincan’ın Esesi köyünde geçer. Rivayetlere göre tanışıp evlenme kararı alan köyün bu sevdalı gençlerine, o yokluk yıllarında öyle güzel bir düğün yaparlar ki, etrafta bu düğünün güzelliğini, neşesini duymayan kalmaz. Namı dört bir yana ulaşır. Güzel ve mutlu bir yuva kurarlar. Aradan hayli zaman geçer. Ne var ki, bu büyük sevdayla birleşen çiftin, aralarındaki o büyük sevda, gün be gün eriyip gider. Aralarında zamanla büyük tatsızlıklar meydana gelmeye başlar. Ama bu iki eski sevdalının tartışmaları daha başkadır. Her geçen gün aralarındaki ilişki kötüye gider. Öyle ki, birbirlerine söyledikleri laflar yenilir yutulur değildir. İşte yine böyle tartıştıkları günlerden birinde, bir zamanların o güzel gelini, sinirlerine hâkim olamaz ve kör şeytana uyup kocasını öldürür. Ama eşini kendisinin öldürdüğünü gizler. Ölümüne, kaza süsü verir. Dağ gibi yiğidi toprağa verirler. Yalnız, yörede bu yiğidin ölümünün şüpheli olduğu söylenir durur. Kimse inanmak istemez, bir vakitler dillere destan bir düğünle evlenen delikanlının bu acı ölümüne. Arkadaşlarını bu kadar erken ve böylesine talihsiz bir şekilde kara toprağa girmesine çok üzülen can yoldaşlarından biri, sonu acı biten bu sevdaya bir türkü yakar. Oturduğu yayla yamacında, yanık ve içli sesiyle, dağa taşa söylediği türkü işte bu türküdür: Taşa verdim yanımı Toprak emdi kanımı Azrail’e can vermezdim Canan aldı canımı.
İnsan ve Duygular
Bu kenti terk ediyorum artık Kent çoktan terk etmiş beni Artık seninleyim özlediğim yaşam Artık seninleyim yüreğimin gökdeleni.
Şiir
Ama ben en çok şeyi En kısa zamanda sana söyledim.. Yalnız sana.
Şiir
Seni saklayacağım inan Yazdıklarımda, çizdiklerimde, Şarkılarımda, sözlerimde.
Şiir