Sanma ki telefon sana aradığın numaraları verecek. Onları sana neden versin ki? Sadece hazırlamış ve çözümlemiş olduğun şey gelecek önüne, umudunun hüzünlü yansıması, bir masanın üzerinde kaşınan ve soğuktan titreyen şu maymun. Kır o maymunun kafasını, merkezden duvara doğru koş ve kendine bir geçit aç.
Sayfa 20 - Can Yayınları·Kitabı okudu
Nesnelerin bizi her gün yeniden bulmalarında ve hep aynı nesneler olmalarında bir kötülük yok aslında. Yanımızda aynı kadının olması, aynı saat ve masanın üzerinde açık duran romanın bir kez daha gözlüklerimizin bisikletiyle dolaşmaya çıkması, bunlarda ne kötülük olabilir ki? Ama üzgün bir boğa gibi başı öne eğmek, cam tuğlanın merkezinden dışarıya doğru, çok yakınımızda bulunan ve boğanın yakınındaki pikador gibi ele geçirilemez olan ötekine doğru itmek gerekiyor. Gökyüzünde dolaşan, taşıdığı bulut ismini ve hafızaya kaydedilen kopyasını hınzırca kabullenen şeyi seyrederek kendi gözlerini cezalandırmak.
Sayfa 20 - Can Yayınları·Kitabı okudu
alışkanlığın o tatmin edici yumuşaklığı kazandırana dek yaladığı her şeyi reddetmek nasıl da acı veriyor. .
Sayfa 20 - Can Yayınları·Kitabı okudu
Her gün tuğlayı yerinden oynatma gayreti, dünya denen vıcık vıcık kütlede kendine yol açma gayreti, her şeyin yerli yerinde -yanında aynı kadın, aynı ayakkabılar, aynı diş macununun aynı tadı, eskimiş pencerelerin tozlu panjurları­nın ve karşıdaki evlerin aynı hüznü- olmasından duyu­lan sefil mutluluk..
Can Yayınları·Kitabı okudu
Ölesin ölüm..
soğuk kokuyordu.. ama çok uzaklardaydı ve benim orada kalmamın ona daha da fazla acı çektirdi­ğini hissettim. Kapıda geri döndüm ve bekledim; gözle­rini kocaman açmış ve berrak gökyüzüne sabitlemişti. Eğer bir saniye daha kalırsam onun önünde, onun için ağlamaya başlayaca­ğım. ve aynca şunu çok iyi biliyordum ki bir daha o odaya dönmeme hiç gerek kalmayacaktı. .
Sayfa 250 - Can Yayınları·Kitabı okudu