"... Hepimiz onun mağrur ve itici bir adam olduğunu biliyoruz ama eğer ondan gerçekten hoşlanıyorsan, bunların hiçbir önemi yok."
"Hoşlanıyorum, ondan hoşlanıyorum," diye cevap verdi Elizabeth, gözlerinde yaşlarla. "Onu seviyorum. O haksız yere gururlu değil. O son derece hoş bir insan... Onun gerçek yüzünü bilmiyorsunuz, o yüzden lütfen onun hakkında böyle konuşarak beni üzmeyin."
"Lizzy," dedi babası, "ben ona rızamı verdim. İsteme lütfunda bulunduğu bir şeyi, reddetme cüreti gösteremeyeceğim türde bir kişi o... Eğer onunla evlenmeye kararlıysan, sana da rızamı veriyorum ama seni bir kere daha düşünmeye davet ediyorum. Senin karakterini iyi tanıyorum, Lizzy. Eğer saygı duymadığın ya da kendinden daha üstün görmediğin biri senin kocan olursa, sen de asla mutlu veya saygın olamazsın. Canlı mizacın, eşit olmayan bir evlilikte senin için büyük bir tehlike oluşturur. Kendine olan güvenin sarsılır ve bedbaht olursun. Sevgili çocuğum, bana lütfen seçtiğin kişiye saygı duyamadığını görme kederini yaşatma, zira seni neyin beklediğini bilmiyorsun."
Elizabeth babasının bu sözlerinden çok etkilenmişti ama cevabı da bir o kadar heyecanlı ve ciddi oldu. Mr. Darcy'den gerçekten çok hoşlandığını ve seçiminden emin olduğunu tekrar tekrar söyledi. Ona görüşlerinin yavaş yavaş nasıl değiştiğini, Darcy'nin ona karşı hissettiği sevginin de öyle bir günlük bir iş olmadığını ve aylarca süren gerilimli bir bekleyişle sınandığını anlattı. Onun tüm iyi vasıflarını tek tek sıraladı ve nihayet babasının kuşkularını gidermeyi ve bu evliliğin olumlu yönlerini görmesini sağlamayı başardı.
"Pekala, tatlım," dedi babası, Elizabeth konuşmasını bitirince. "Benim de söyleyecek başka bir sözüm yok. Eğer durum böyleyse, bu delikanlı seni hak ediyor demektir. Zaten ben de, sevgili Lizzy, ondan daha