Bazı kitaplar vardır, eline alırsın ve daha ilk sayfadan sana “Ben sıradan bir kitap değilim” der.
Erasmus’un “Aptallığın Övgüsü” işte tam böyle bir kitap.
Kitabı okurken hem çokça gülümsedim hem de bir yandan düşündüm: “Biz insanlar, akıllı olmak adına ne kadar da ciddi, ne kadar da kasıntı olmuşuz.” Erasmus ise Aptallığın ağzından konuşarak, tüm bu ciddiyetin, kibirin ve yapmacıklığın maskesini indiriyor.
Sayfa sayfa ilerledikçe fark ediyorsun ki, dünya biraz da “aptallık” sayesinde dönüyor. İnsanlar hata yapıyor, inanıyor, umut ediyor, tekrar deniyor… Ve bu “aptalca” şeyler olmasaydı hayat belki de bu kadar renkli olmazdı.
Kitap her ne kadar yüzyıllar önce yazılmış olsa da, bugünün insanına da cuk oturuyor. Sanki Erasmus bir zaman makinesine binmiş, bugünün insanlarını da görmüş gibi. Okurken “ya bu hala böyle” dediğim çok an oldu.
Tavsiye etmek gerekirse…
Eğer farklı bir kitap okumak istersen, klasiklerin dilinden korkma, çünkü bu kitap oldukça keyifli ve akıcı. Hem gülecek, hem düşünecek, hem de kendine ve çevrene biraz daha mizahla bakmayı öğreneceksin. Kendini çok “akıllı” hissettiğin zamanlarda ya da etrafındaki “aşırı akıllı” insanlardan sıkıldığında, bu kitap çok iyi gelir.
Bazen hayatı biraz da “aptalca” yaşamak gerek, değil mi?
İşte bu kitap da sana bunu fısıldıyor.