İstanbul'un fikir sefaletini, Anadolu'nun hayat sefaletini tedavi etmek lazım, gayet doğru. Lakin bu mesele zannettiğiniz
gibi yalnız bir cehalet, bir eğitim meselesi değil; bu daha ziyade bir sermaye meselesidir. Ben bütün bu milli sefaletlerin kaynağını fakirlikte buluyorum, cehalet de
ondan geliyor, hastalık da, tarımın iptidai bir şekilde kalışı da ve bunun neticesi olarak köylünün borçlanması, faiz altında ezilmesi de… Hatta memurların rüşvetçiliği, küçük esnafın ölmesi, büyük sanayinin doğmaması, ticaretirı bakkallıktan ibaret kalması... Bütün bunlar öyle bir silsile ki fakirlikte başlar, fakirlikle biter…
“Bu dünyada cefa ve elemden başka bir şey yok…
Bütün insanların zincirlerini kırarak dört ulvi hakikati
ve bütün insanları kurtaracak sekiz çareyi
öğretmeliyim.”
Buda bu kararı verir vermez kemale erdi.