Akış
Ara
Ne Okusam?
Giriş Yap
Kaydol
19'uncu asırda, mahut ham softa ve kaba yobaz tipi, yerini pembe kıçlı maymunlardan daha sefil Avrupa hayranlarına; ve bu defa aynı yobazlığı küfür ve dinsizlik adına göstermeye namzed, takma beyinli züppelere bırakmak yolundadır. Batı dünyası, bir türlü deviremediği muazzam ağacı, içinden kurutmanın yolunu bulmuştur. Böylece tam ruhi ve yarı maddî müstemlekeleşme çığırımız açılır.
• GENÇLİĞE HİTABE •
"Bir gençlik, bir gençlik, bir gençlik... "Zaman bendedir ve mekân bana emanettir!" şuurunda bir gençlik... Devlet ve milletinin büyük çapa ermiş yedi asırlık hayatında ilk ikibuçuk asrını aşk, vecd, fetih ve hakimiyetle süsleyici; üç asrını kaba softa ve ham yobaz elinde kenetleyici; son bir asrını Allah'ın,
Reklam
Batı tesiri 19. asır başlarında bir kezzap yağmuru halinde üzerimize yağmaya başlar ve müdafaa şemsiyemizi tutan ham yobaz ve kaba softa olduğu için şemsiyeyi delik deşik eder ve sahte aydınlar ve kahramanlar kadrosunda ciğerimize kadar nüfuz eder.
Bir tarafta ham yobaz ve kaba softa,öbür tarafta ondan daha ham inkâr yobazı ve daha kaba taklit softası;ikisi arasında da boynu bükük,dilsiz ve iktidarsız halk kitleleri,küçüklük ukdesini ve mahkûm nefs görüşünü temsil ederler ve bu hâl birkaç asırdır derinleşe derinleşe,hemen bütün İslâm âlemini kaplayıcı bir ruh halinde günümüze kadar gelir.
Sayfa 35
424 syf.
10/10 puan verdi
·
Beğendi
·
1 saatte okudu
Üniversite ye başladığım ilk yıllarında bu kitap gerçeklerin su üstünde çıktığı ve okurken hayretler içerisinde kaldınız bir kitap açıkçası... Ekonomiden tutunda dile kadar her şeyin içinde olan Yahudiler öyle bir sistem içindelerki her taşın altından çıkıyorlar resmen... Peki ya biz Müslüman olarak neyi elimizde tutuyoruz?Neden bağımlılık içerisinde Yahudilerin dayattığı ürünlere aldırış ediyoruz veyahut kültürünü örnek almaya çalışıyoruz?Aslında şöyle bir baktınız zaman Müslümanların içinde olması gereken yerde hep bir Yahudi var... Yozlaşmış kültürün bize verdiği zarar kadar bize kim olduğumuzu da unutturuyor...Biz Müslümanız yapılması gerekenleri yapmamız gerekli yoksa ham yobaz kaba softa bir yaşam sürmekten başka bir şey yapmayız...
Üç İsrail
Üç İsrailHakan Yılmaz Çebi · Anatolia Kitap · 201112 okunma
18'inci asırda,artık aklın madde üzerindeki tecessüs ve tefahhus hakkını sistemleştirmeye ve bu sistemin ilk yemişlerini devşirmeye başlayan Batı dünyasından ve bu aziz cehdi emreden dinin yalnız İslâmiyet olduğundan daima habersiz,din perdesi altında dini karartmaya memur ham softa ve kaba yobaz elinde esir,en ümitsiz müdafaa ve en acıklı hezimetlere göğüs germekle meşgulüz ! Fakat İmparatorluk o kadar cüsselidir ki,can çekişirken bile dünyayı titretmektedir.
Sayfa 144
Reklam
Üstad Necip Fazıl'dan öğrendiğimiz vechile kadın meselesinde önümüze zahirde birbirine zıt iki kutup, hakikatte ise birbirinin aynı olan biri dinin yobazı (ham yobaz kaba softa) diğeri küfrün yobazı dediğimiz iki buhran kahramanı çıkıyor. Ham yobaz kaba softa asırlardır aşkını, vecdini ve estetiğini yitirmiş, güneşi ceketinin altında saklayan marka Müslümanlığından öteye geçememiş ve kabuğa mıhlı kalmıştır. Küfür yobazı da olanca gayreti ile bulunabildiği her cepheden İslâm'a saldırı halinde olmuştur. Ham yobaz kaba softa, kadını tüm haklarıyla birlikte cemiyet hayatından tecrit etmiş, var mı yok mu belli olmayacak şekilde cinsel meta olarak eve kapatmış; küfür yobazı ise kadını büsbütün cemiyet içerisine salıp onu toplumun cinsel metaı ve kölesi haline getirmiştir.
Necip Fazıl Kısakürek
Necip Fazıl Kısakürek
bunu İdeolocya Örgüsü'nde şöyle dile getirir: "Kadın kılığı mevzuunda yobaz, şeriat emrini, kadını utanılacak ve korkulacak bir madde gibi büsbütün iptal etmek diye anıldığı için bizzat şeriatta karşı kabahatli; son üç çeyrek, yarım ve bilhassa çeyrek asırlık hâl de, kadını bütün perde ve hicaplarından soyarak nazarî ve içtimaî bir zina ve iştiha unsuru şeklinde meydana arz ettiği için suçludur. Bu iki cürüm de, biri ana ölçünün sağından, öbürü solundan kaymak suretiyle, biri bilmeden, öbürü bile bile hakikate karşı ihanettir."
91 syf.
6/10 puan verdi
Hüseyin Rahmi Gürpınar
Hüseyin Rahmi Gürpınar
ın okuduğum altıncı kitabı, okuduğum ilk hikaye kitabı oldu. Kitaba genel olarak puanım 6/10. Kısa 7 tane hikâyeden oluşan Melek Sanmıştım Şeytanı, 1900’lerin ilk yarısına ışık tutan eserlerin başında geliyor. Bu Toplumsal meselelere akıcı diliyle, yalın üslubuyla temas eden eser toplumun o dönem ki portresini iyi bir biçimde çizmiş. Ama
Melek Sanmıştım Şeytanı
Melek Sanmıştım ŞeytanıHüseyin Rahmi Gürpınar · Kapra Yayıncılık · 2021893 okunma
19'uncu asırda,mahut ham softa ve kaba yobaz tipi,yerini pembe kıçlı maymunlardan daha sefil Avrupa hayranlarına; ve bu defa aynı yobazlığı küfür ve dinsizlik adına göstermeye namzed,takma beyinli züppelere bırakmak yolundadır.O,Batı dünyası,bir türlü deviremediği muazzam ağacı,içinden kurutmanın yolunu bulmuştur.Böylece tam ruhî ve yarı maddî müstemlekeleşme çığırımız açılır.
Sayfa 145
Ham yobaz ve kaba softa sınıfı da körü körüne müdafaa ettiği kısır değerlerinin bütün hikmetinden gafil, önüne hangi yenilik çıkarsa, din adına küfür yaftası vurur ve peygamberinin “Hikmet müminin malıdır; nerede bulursa alır!” emrine yüzde yüz aykırı, kaybolmaya başlamış vecd ve aşkı sopa kuvvetiyle iadeye çalışmaktan başka bir şey yapamaz.
Sayfa 35 - Büyük Doğu Yayınları 30. BasımKitabı okudu
Reklam
Şu üsluba bir bakın :)
19 uncu asırda, mahut ham softa ve kaba yobaz tipi, yerini pembe kıçlı maymunlardan daha sefil Avrupa hayranlarına; ve bu defa aynı yobazlığı küfür ve dinsizlik adına göstermeye namzed, takma beyinli züppelere bırakmak yolundadır.
Ham Yobaz, Kaba Softa...
- "Ham ve kaba softa, günahı hikmet cephesiyle görmeden, şiddet cephesiyle ele alıp kalbleri tılsımlamanın sanatını anlamaz, rahmete nazar etmez; üstelik günah uydurur, ibâdet kibri içinde kesip kavurur ve bütün ölçüleri dinden değil, kör nefsinden devşirir..."
Büyük Doğu Yayınları
16-19. Yüzyıllar Osmanlı Dönemi
"Miladi 16. Asırdan yola çıkıp 19. Asır başlarına (Hicri 10-13 Asırlar) değin bu üç buçuk asırlık devre, tek cümleyle ham yobaz ve kaba softa çığırıdır."
GENÇLİĞE HİTABE "Bir gençlik,bir gençlik,bir gençlik... "Zaman bendedir ve mekan bana emanettir!"şuurunda bir gençlik... Devlet ve milletin büyük çapa ermiş yedi asırlık hayatında ilk ikibuçuk asrını aşk,vecd,fetih ve hakimiyetle süsleyici;üç asrın kaba softa ve ham yobaz elinde kenetleyici; son bir asrını , Allah'ın Kur'an'ın da" belhüm adal"dediği hayvandan aşağı taklitçilere kaptırıcı; en son yarım asrını da işgal ordularının bile yapamayacağı bir cinayetle,Türkü madde plânında kurtardıktan sonra,ruh plânında helâk edici tam dört devre bulunduğunu gören...bu devreleri yükseltici aşk, süründürücü satıhçılık, çürütücü taklitçilik ve öldürücü küfür diye yaftalayan ve şimdi, evet şimdi... Beşinci devrenin kapısı önünde dimdik bekleyen bir gençlik...
Sayfa 78
Bu son sınıfın türemesinde birinci âmil, ham yobaz ve kaba softa sınıfı da, körü körüne müdafaa ettiği kışır(kısır) değerlerinin bütün hikmetinden gâfil, önüne hangi yenilik çıkarsa, din adına küfür yaftası vurur ve peygamberinin "Hikmet mü'minin malıdır, nerede bulsa alır!" emrine yüzde yüz aykırı, kaybolmaya başlamış vecd ve aşkı sopa kuvvetiyle iadeye çalışmaktan başka bir şey yapamaz.
Sayfa 35 - Büyük Doğu YayınlarıKitabı okudu
251 öğeden 1 ile 15 arasındakiler gösteriliyor.