Öylesine kötü bir eğitimin içinden çıkıp geliyoruz ki, eleştiri de, nasihat da asal anlamlarının dışına çekilmiştir: dedikodu ile sohbet, ahkam kesme ile nasihat, eleştiri ile kınama birbirinin yerine kullanılabiliyor
İlim denilen vakıanın mücerret gayesi, insanın kendi nefsini beğenmekten alıkoyması, artı, bilimde derinleştikçe kendi hiçliğini daha derinden hissetmesine yol açmasıdır.
Her bilinen ve öğrenilen yeni şey yedeğinde ne kadar bilinmezi de beraberinde getiriyor? Bu soruyu kavrayabilen kimsenin aslında ilmi ile mağrur olabilmesi, kibre düşebilmesi mümkün müdür ?