Psikolojik sorunlara yol açan esas şey olumsuz duyguların baskılanmasıdır. Bu sebeple, rahatsız ve hoş olmayan duyguları ve deneyimleri normal dışı olarak düşünmek yerine, onları kabul etmeyi öğrenmemiz gerekir. Acı veren duygular ve olaylar kaçınılmazdır ancak yok sayılmak yerine kabul edilebilirlerse bunun insan gelişimine katkısı olabilir.
1964'te New York'ta 37 kişi, genç bir kadının cinayetine tanıklık etti. Ancak yalnızca bir kişi sonrasında polisi aradı. Bu olay, psikologları, insanların neden yardım etmediklerini veya müdahil olmak istemediklerini araştırmaya itti. "Seyirci kalma etkisini" keşfettiler; buna göre bir olaya seyirci kalan ne kadar çok insan varsa yardım önerme oranı da o denli düşmekteydi. Etrafta başkaları olduğu sürece, bireyler kişisel olarak daha az sorumluluk hisseder.
Solomon Asch'in uyum sağlama deneyleri bireylerin kendilerini, çoğunluğun ortak görüşü olarak algıladıkları düşüncelerle aynı fikirde olduklarına inandırabildiklerini teyit etti. Kararlar hatta bariz bir şekilde kötü olanlar bile kaynağı belirsiz bir biçimde kabul edilebilir ve çok geçmeden grup bu karardan bir zarar gelmeyeceğini düşünebilirdi.