Oysa biz geri dönüşü olmayan bir nesiliz. Yirminci yüzyılın ortasında yaşayan bizler, Atlantik ötesi uçuşun yarı noktasını geçtiğinde deposunda geri dönmeye yetecek kadar yakıtı olmadığından kendisini bekleyen fırtınaya ve diğer tehlikelere rağmen ilerlemek zorunda olan pilotlar gibiyiz.
Uluslar dayanılmaz bir ekonomik talep sürecine girdiğinde ve hem psikolojik hem de tinsel anlamda içleri boşaldığında totalitarizm oluşan bu boşluğu doldurur ve insanlar artık katlanılmaz bir hal alan endişeden kurtulabilmek için özgürlüklerini satmaya hazır hale gelirler.