Çocuğa sadece abdesti ve namazı anlatmak yetmez, onu yaparak, yaptırarak ve uygulama imkânlarını hazırlayarak hayatın bir parçası hâline getirmelidir.
Çocuğun elbisesi gibi edebi de önemlidir. Onun kalıbı gibi kalbi de aileye emanettir. Çocuğun karnını doyurup kalbini aç bırakmak, dünyasını düşünüp ahiretini ihmâl etmek dostluk ve vefa değildir.
Mideden başka bir derdi olmayanların Allah katında hayvanlardan daha aşağı bir derecede olduğu belirtilmiştir.(Enfâl 8/22; A'râf 7/179)
Bu hâlden yüce Allah'a sığınırız.
Evladının terbiyesine ihtimam göstermeyen kimse, dolayısıyla onu eliyle ateşe atmış demektir. Bu ihmalin cezasını kendisi de evladı da çekecektir. Beraber yaşadığı cemiyet fertleri de zarar görecektir. O hâlde; büyüklerin küçüklerine, bilenlerin bilmeyenlere, öğretmen durumunda olanların öğrencilerine terbiye vermesi bir zarurettir.
Çocuğuna miras olarak servet bırakamayan baba mesul olmayacak, fakat ahlâk ve zaruri bilgileri öğretmeyen babalar sorguya çekilecektir. Sonra, ilim, peygamberlerden insanlara kalan bir mirastır. Mal ise, herkesten kalabilir. Çocuk terbiyesi çocuklara menfaatli olduğu gibi, baba, anne ve öğretmen için de en büyük kazanç vesilesidir. Salih bir evlat yetiştiren veya ilim öğreten kimseler ölseler dahi, bu kazançlarının manevi ecrinin devam edeceği hadis-i şerifte beyan edilmiştir.