Yusuf İslam, bir alıntı ekledi.
21 May 01:14 · Kitabı okudu · İnceledi · 7/10 puan

Türklerin bütün donanmalarından ancak 64 toplu bir gemi ile bir iki kadirga kalıp onlar da Ruslar tarafından alınarak limandan çıkarılmıştı. Ortada bunlardan başka birşey, yoktu. Bizim zaferimiz o kadar mükemmel, onları felaketi o kadar tamdı!

Çeşme Deniz Muharebesi Faciası ve Akdeniz'de ilk Rus Donanması. Türklere Karşı Ruslar Tarafından Yapılan Deniz ve Kara Seferlerinin Doğru bir Hikayesi, Ali Rıza Seyfi (Sayfa 28)Çeşme Deniz Muharebesi Faciası ve Akdeniz'de ilk Rus Donanması. Türklere Karşı Ruslar Tarafından Yapılan Deniz ve Kara Seferlerinin Doğru bir Hikayesi, Ali Rıza Seyfi (Sayfa 28)
Fırat Özbey, Persler'i inceledi.
03 May 21:12 · Kitabı okudu · Puan vermedi

Perslerin başında Darius un oğlu Serhas.Serhas ki yanıp tutuşuyor Atina için.Atinayı fethetmek için o güne kadar görülmemiş bir ordu kuruyor.Binlerce kadırga onbinlerce atlı ve süvariden oluşan muazzam bir güç.Pers okları Yunan kargılarına karşı.

Salamis Savaşı M.Ö.480 yılı.Belkide bu tragedya günümüze ulaşmış ilk tarih kitabı.Kitapta en çok ilgimi çeken şeyse;Koca Pers ordusunun Atina önlerine ulaşmak için İstanbul Boğazına bir köprü kurmaları ve koca orduyu bu köprüden karşıya geçirmeleri oldu. "Tanrının su geçidi Bosporus'u, yeni bir düzenle örslerde dövülmüş prangalara vurdu koca ordu için büyük bir geçit yarattı"
İnsan bu köprünün kalıntıları boğazın derin sularında duruyor mudur diye düşünmekten kendini alamıyor.

Semrâ Sultân, bir alıntı ekledi.
04 Nis 19:34 · Kitabı okudu · 9/10 puan

Havan güllelerinden bir kısmı Galata'nın içlerine de düşüyordu, fakat şehirden gelen heyetlerin şikayetlerine rağmen ateş kesilmedi. Bu bir bakıma Bizans'a gizli yardımlarını sürdüren Ceneviz kolonisine bir gözdağı ve cezalandırma anlamına da geliyordu. Çok sayıda kadırga ve ticaret gemisi batırıldı. Bizans filosu ve İtalyanlar bu yeni teknolojiden büyük zarar görmüşlerdi. Genç Sultan'ın daha başka silahlar üzerinde de çalıştığını duyuyorlar, hissettikleri korku, öfke ve hayranlık yüzünden, çaresizliklerinin büyüdüğünü acıyla görüyorlardı.

Kuşatma - 1453, Okay Tiryakioğlu (Sayfa 180)Kuşatma - 1453, Okay Tiryakioğlu (Sayfa 180)
Selman Ç., Yaz Geçer'i inceledi.
 29 Mar 20:38 · Kitabı okudu · 1 günde

"Yaz Geçer"

Hakikaten yazınca geçer mi?
Sanırım geçmese bile hafifletir değil mi?
Konuşmakta bu kategoriye girer mi acaba? Sanırım girer.
Ya susmak?

Murathan Mungan da sanırım geçmesi için yazmış, geçmese bile hafifletmiştir.
İlk şiir "Yalnız Bir Opera" resmen kendine aşık etti ve şiir bittiğinde direk diğer kitaplarını da sipariş ettim. Böyle etkinlendiğim bir durumu uzun zamandır yaşamamıştım. Bu şiiri mutlaka okuyun. Bulmak çok zor değil. 16 sayfa falandı sanırım. Okuyamam diyorsanız bari dinleyin ( https://www.youtube.com/watch?v=2u_sN9jifgY) Şöyle ışıkları kapatın, gözlerinizi de kapatın, uzanın yatağınıza sonrası muallak...

Kelimeler öyle güzel yan yana gelip birliktelik oluşturmuş ki; ulan işte bu yaa dediğim anların sayısı bir hayli fazlaydı.
Tabii kitap sadece bu şiirden ibaret değil ama beni en çok etkileyen bu oldu. İlk defa Mungan okuyacaklar önce bu şiirini okusun zaten sonrasında ister istemez okumaya devam edecekler.
Kadırga şiiri de baya etkiliydi. Uzun şiirlerini daha çok sevdim. Birçok duyguyu barındırıyordu o uzun şiirler. Okurken kapılıp gidiyorsunuz zaten. Olduğunuz yerde kalmanız mümkün değil. Kim bilir nerelere doğru yolculuğa çıkacaksınız.
Yani demem o ki Mungan okuyun arkadaşlar en çok da "Yalnız Bir Opera" şiirini.

Selman Ç., bir alıntı ekledi.
 29 Mar 13:57 · Kitabı okudu · İnceledi

kadırga
konuşamadıklarımız bir bulut kalınlığında
duruyordu aramızda
oysa konuşsak, ya da dokunsak birbirimize
çekip gidecekti içimizdeki o korkunç noksanlık
batık gemilerin deniz diplerini saran
umutsuzluğu vurmuştu yüzümüze
birbirimizden ve aşkın keşfedilmemiş gizlerinden
ürküyorduk
bir definenin ikiye paylaştırılmış haritasında
bilmeden
birbirimize doğru ilerliyorduk

Yaz Geçer, Murathan Mungan (Metis Yayınları (Ebub)Yaz Geçer, Murathan Mungan (Metis Yayınları (Ebub)
Almira Talik, bir alıntı ekledi.
 14 Mar 13:47

kadırga
uzun denizlerde yorulmazdı gözlerimiz
birbirimizin güneşine baktıkça
en yeni yerlerimizi birbirimize borçlandık
çünkü âşıktık, kararlıydık, haklıydık
bir denize kaç dalga sığarsa

Yaz Geçer, Murathan Mungan (Sayfa 59 - undefined)Yaz Geçer, Murathan Mungan (Sayfa 59 - undefined)
Almira Talik, bir alıntı ekledi.
14 Mar 13:45

kadırga
buluşurdu sessizliğimiz
okuduğumuz sayfaların derinliğinde
ne zaman sussak
aramızdan geçerdi hayalet gemileri
karşılıklı kıyılarda
aynı denize bakan
iki koltuk, iki lamba, iki ay
aynı pencerenin derinleştirdiği gecede
gemilerin ıslığını dinlerdik
tek bir söz bile etmeden konuşurduk saatlerce

Yaz Geçer, Murathan Mungan (Sayfa 58 - Metis Yayınları)Yaz Geçer, Murathan Mungan (Sayfa 58 - Metis Yayınları)
Almira Talik, bir alıntı ekledi.
14 Mar 13:43

kadırga
konuşamadıklarımız bir bulut kalınlığında
duruyordu aramızda
oysa konuşsak, ya da dokunsak birbirimize
çekip gidecekti içimizdeki o korkunç noksanlık

Yaz Geçer, Murathan Mungan (Sayfa 53 - Metis Yayınları)Yaz Geçer, Murathan Mungan (Sayfa 53 - Metis Yayınları)
gece kuşağı, bir alıntı ekledi.
11 Mar 00:06 · Kitabı okudu · İnceledi · 10/10 puan

GENÇLİK İÇİNDE MDD-SD AYRIŞMASI
" İstanbul'daki devrimci gençler bir yandan Türk Milli Talebe Federasyonu (TMTF) çatısı altında faaliyet yürütürken bir yandan da kendi okullarının öğrenci derneklerini sağcılara kaptırmama çabasındadır.

Deniz'de kendi okulu olan İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi'nde Talebe Cemiyetine üye olur. 23 Şubat 1967'de yapılan başkanlık seçimini solcuların adayı oyların %80'ini alarak kazanır. Ancak sağcılar Hükümet Komiserini araya sokarak kongre kararını iptal ederler.

Sağcılar kongreyi gizlice 14 Mayıs 1967'de Kadırga Öğrenci Yurdu'nda yeniden toplar. Ancak Deniz'in de arasında bulunduğu bir grup devrimci öğrenci kongreyi basar. Çıkan kavgada kongre bir kez daha ertelenir.

Yıl boyunca kongreler bu şekilde ertelenir. Bunun üzerine devrimci gençler başka arayışlara girer. Önlerinde bir seçenek Fikir Kulübüdür. Ancak TİP'lilerin elinde olduğu için tercih edilmez. Çünkü Deniz'in önderliğini ettiği grup, TİP'lilerle Atatürk üzerine sert bir tartışma yaşamıştır. TİP'li gençlerin bir kısmı Mustafa Kemal'i Mustafa Suphi'yi öldürttüğü iddiasıyla eleştirmiştir. Deniz'ler Atatürk'in eleştirilmesini kabullenememiştir.

Zaten öğrenci örgütleri içinde TİP'lilerle Ulusal Kurtuluşçu-Atatürkçü gençler arasında büyük bir mücadele başlamıştır. TİP'li olmayanlar kendilerini Milli Demokratik Devrimci (MDD) olarak adlandırmaktadır. Ankara'da Mahir Çayan, Sinan Cemgil, Hüseyin İnan gibi öne çıkan MDD'ci gençler ODTÜ ve Ankara Üniversitesi'ndeki Fikir Kulüplerini yönlendirmektedir. Fikir Kulüplerinin Türkiye çapındaki federasyonunun (FKF) genel merkez yönetimi de MDD'cilerin elindedir.

Bu mücadelede İstanbul'da hakim olan ise kendilerini Sosyalist Devrimciler (SD) olarak tanımlayan TİP'li gençlerdir. İstanbul'daki pek çok Fikir Kulübünün yönetimi ve FKF İstanbul sekreterliği ellerindedir.

Gençlik içindeki MDD'ci ve SD'ci ayrışması bir kaç yıldır Türkiye'de yaşanan "Nasıl bir sosyalizm" tartışmasının yansımasıdır. MDD'ciler Atatürkçülükle Sosyalizmi birlikte savunmaktadır. Ve Türkiye'nin tam anlamıyla kapitalist bir ülke olmadığı, emperyalizmin yarı-sömürgesi konumunda olduğu ve Atatürk döneminde olduğu gibi yeni bir Kurtuluş Savaşı'nın verilmesi gerektiğini savunmaktadır.

SD'ciler ise TİP içindeki hakim olan klasik Batıcı-Marksist tezleri savunmaktadır. Türkiye hali hazırda kapitalist bir ülkedir ve bağımsızlık mücadelesine değil, işçi sınıfı önderliğinde bir Sosyalist Devrime ihtiyaç vardır.

İki kesimin Atatürk'e bakışları ise bambaşkadır. MDD'ciler Atatürk'ü de savunan bir Sosyalizm arayışındadır. Atatürk'ün başlattığı mücadelenin devamcısı olduklarını söylemektedirler. Zaten kendilerini de İkinci Kurtuluş Savaşçıları olarak tanımlamaktadırlar. İkinci Kurtuluş Savaşçısı olmak hem Atatürkçü olmak demektir hem de dünya çapında süren ulusal kurtuluş mücadelelerini savunmak. Zten o yıllarda Küba'da Castro ve Che'nin, Vietnam'da Ho Şi Minh'in ve başka Üçüncü Dünya ülkelerinin yürüttüğü ulusal kurtuluş hareketleri dünya gençlik harekerinin dillerindedir...

SD'ciler ise Atatürk'ü Marksist kalıplar içinde değerlendirmekte ve bir burjuva devrimcisi olarak nitelendirmektedir. Atatürk saygı duyulması ama aynı zamanda "aşılması" gereken biridir onlar için.

TİP'in de gençlik örgütünü oluşturan SD'ci gençler, süreç içerisinde gençlik eylemlerini küçümsemeye başlayacak ve hızla gençlik hareketinden kopacaktır. Deniz'in de içinde yer aldığı MDD'ciler ise hem daha eylemcidir hem de ideolojik açıdan daha doğru bir yerde konumlanmaktadır. Bu nedenle Deniz'lerin önderlik ettiği öğrenci hareketi hızla kitleselleşecek ve devrimci bir halk hareketine dönüşecektir. "

Deniz - Yaşamı ve Mücadelesi, Özgür Erdem (Sayfa 31)Deniz - Yaşamı ve Mücadelesi, Özgür Erdem (Sayfa 31)