• Sahil yolu daha sakindi,daha ferah.Pencereyi usulca araladım,bir esinti çarptı yüzüme.Deniz kokulu,nemli bir esinti.Yer yer yıkılmış,un ufak olmuş,yer yer ayakta kalmış deniz surlarını sol yanıma,Marmara'nın koyu maviliğini sağ yanıma alarak siyah asfalt yol boyunca ilerledim.Çok tuhaf bir duygu hissettim birden.Sanki günümüzde,motorlu bir taşıtta değil de,binlerce yıl önce bir kayığın içinde,kıpırtılı suların üzerinde ilerliyor gibiydim.Ne otomabiller vardı,ne de binalar.Yanımda yöremde yelkenli küçük tekneler,rengârenk mavnalar,kadırgalar,kalyonlar...Şehrin kıyısında geçit vermez kale duvarları gibi uzanan surlar.Birkaç kilometrede bir,şehre açılan kapılar çarpıyordu gözüme.Kumkapı,Kadırga Limanı Kapısı,Küçükayasofya Kapısı,Çayladıkapı,Bukoleon Sarayı Kapısı,Ahırkapı'ya kadar bir hayal âleminde kayıp gittim böylece.Ahırkapı'ya gelince karşıma çıkan kırmızı ışıklar,hangi çağda yaşadığımı hatırlattı bana.Arabanın frenlerine dokununca hayal bitti,gerçek ortaya çıktı...
  • Fırtınada yelken direkleri yıkılmış kadırga gibi başıboş yüzüyor ruhum
    bu korkutucu ve derin okyanusta...
  • kim bilir ne zaman kendini yazmaya başlamış
    başka şiirlere taşmış
    taşırmış içindekileri
    seyir defterinin kazalara uğradığı Kadırga
    yeni dalgalarla yamıyor
    yarıklığı denizi
  • Merhaba öncelikle arkadaşlar.
    Günaydın , iyi günler dilerim
    Jale Sancak tanımamda ve bu kitaba beni yönlendiren ve daha birçok kitap öğrendiğim #30501364 eseri bahis etmekten geçmek olmazdı.
    Kitap rengarenk İstanbul portresi ve karanlıklara gömülmüş bir o kadar gerçek birbirinden farklı hayatları anlatıyor.
    18 Farklı bölge ve hikaye , üslubuyla ve dili çok iyi kullanıp akıcılığı çok iyi bir bütünlük yakalamış . İstanbul'un Gizli saklı kalmışlıktan bahsetip ve bunu çok beğendiğimi söyleyebilirim.

    İstanbul insanlığı mest eden büyük iki kıta arasında sıkışmış hayallerininde olduğu şehir. Şehrin nuru insanların yüzüne yansımadığı , çoğu zaman karanlık gecelerin olduğu şehir.
    Her şeye rağmen rağmen bütün gizemi ile çekiyorsun insanı.

    Pek çok şehir dünyada, nice nice şehirler, göz alıcı, can yakıcı, kimi zaman da yok edici, sonu olmayan bir savaş oyunu. Ne ki her şehrin bir İstanbul'u yok. Yüzeye dahi çıkmaya umudunu çoktan yitirenler, onlar dipteki hayatlar… Bir dokunan olsa belki bin ah edecek olanlar, işte onlar “Tanrı Kent”in Yitik Şarkıları… İnsan çelişki yumağıdır yine de, karanlıkta ölenlerin acısı yürekleri yaksa da her yeni gün unutmaya uyanır. Çünkü küsemez, gidemez, en fazla küstüğünü sanır. Sus pus olur, kimse sormasın ister, uyur öylece, sonra bir akşamüstü uyanır yine yalnızlığına, yokluğa, yoksunluğa.

    Yakınlarda bir yerde, kuyudaki ses Şahmeran'ın sesi, hilekâr insanoğlu minicik menfaati uğruna büyük zararlarına razı olur. Oysaki eşi benzeri olmayan çiçeklerle dolu bahçe keşfedildiğinde Şahmeran kollarını açıp tüm yemişlerinden sunmuştu karşılık beklemeden hepimize, ne ki efsaneyi tüm krallar duymuştu artık. İmparatorluklar, saraylar, savaşlar, dökülen kanlar… Şehri birileri mi basmıştı, Şahmeran'ın çığlıklarını bir duyan olmuş muydu?.. Krallar, sultanlar, şövalyeler, evliyalar, aziz ve azizeler mi duymuştu bir tek bu sesi, yoksa bir kan davasından, törelerden, silah seslerinden, çaresizliklerden kopan / koparılan yürekler mi?.. (Melek Öztürk)

    1-Galata ; Kulenin eteklerinde yeniden birliktesin, onun küçük kanatlarıyla.(sayfa:9) #30716992

    2-Tarlabaşı ; Sesler, renkler, ışıklar Dilan, hem yakın hem uzak” Tanrı Kent'in temposu yüksek öykülerinden “Tarlabaşı”, küçük Dilan'ın gözlerinden ara sokakların kaosuna, geleceği olmayan hayatlara bizleri de ortak ediyor.

    3-Kulaksız; Başına buyruk, isyankar Nuray; ama aşk bu. Anlamaz ince, dalgın, kederli berber çırağı Ali. #30729746

    4-Hasköy: Düş kırıklığıydı Engin'in hikayesi . Yalnızlaşmanın öteki adı Hasköy. #30746685 #30782026

    5-Nişantaşı: Asu ve Avrupayi Nişantaşı #30749672

    6-Fener: Naci'nin delikli yorganındaki hayalleri ve çaresizliği. Kimse görmediği, duymadı dibe vurmuşları, #30750436

    7-Çarşamba: Gülbahar öteye geçen kadının ve birbirlerine yabancı olanların hikayesi. #30751581

    8-Sulukule : Sancılı bir ruh Gırnatacı Sami ve İstanbul bildiği Sulukule. #30752429 #30755564

    9-Gazi Mahallesi: Burada doğan Tayfun, korkuyla büyümesi yabancılaşması.

    10-Bağdat Caddesi: Sevim Burak'ı Ford Mach 1

    11-Yeldeğirmeni: Anadolu yakasında ikamet edenlerin dahi adını pek duymadığı semtlerimizdendir. Salomonun kimsisizleşmenin hikayesi. #30757699 #30765807 #30762412
    #30780781


    12-Kuzguncuk: Uğur Yücel'in çocukluk anıları ve Tilbe'nin şarkıları Kuzguncuk setinde pardon semtinde bir araya geliyor.
    #30768604


    13-Ortaköy: Nizam da tam bu sıralarda Siirt'ten havalanıp garson olarak iniyor Ortaköy'e , Ah Nizam'a da bir nur yağsaydı.

    14-Etiler ve 15-Küçükarmutlu: “Etiler” zar tutuyor uzun bacaklı manken kızlara, kokain partilerine sosyetik ve hızlı uçuşlarıyla… Hemen yanı başında “Yoksulluk Bizim Suçumuz Değil” pankartıyla “Küçükarmutlu”. Kendini yakanlar, yoksul gecekondularında ölüm orucuna yatanlar Direniş Mahallesi'nde. Gökyüzü zehir kusuyor Küçükarmutlu'da. Canan ve Zehra kardeşler bir kasırgada beyinleri sarsıyor. (Melek Öztürk) #30781090 #30770329

    16-Laleli: Gizlice ağlıyor geceleri Lili Leyla odasında, “karanlığa, tutkunun yırtılmazlığına.” ve kanına girmiş istanbul, #30783439
    #30769231

    17-Hacı Hüsrev: Bıçak yarasıyla Çöp toplayan Turaniko ve jargon adam Cambaz. Kaybolmaların, kaybetmelerin sırtındaki bıçak yarasıyla Hacıhüsrev.

    18-Kadırga: Binlerce yıllık tarih kadırga bir taraftan ölüm bir taraftan yaşamı kucaklayan şehrin tutuklu bölgesi. #30772297

    Kimimiz geçmişimizde bir zamanlar yaşadığı İstanbul'u, kimimiz de şimdiyi bulacak Tanrı Kent ve Yitik Şarkılar'da. Hem geçmişe, hem şimdiye, hem de arada geçen zamana tanıklık ediyor öyküler. Öyle bir şey ki, içinize dokunuyor karakterler, gözlerinizin içine bakıp öfkeyle veya hüzünle kendilerini anlatıyor gibiler. Jale Sancak öykülerini birikim, araştırma ve gözlemleriyle bir bütünlük halinde okurun karşısına çıkarıyor. Aynı zamanda yer yer acımasızca yüzleştiriyor, içinde yaşayanları kendi öyküleriyle.

    İstanbul'da öfke bir leke, herkes kendine sürgün…
    (Melek Öztürk)

    Keyifle okuyup ve sizi uzun uzun bıraktığım inceleme
    Her şey gönlünüzce olsun
    Saygılarımla !!
  • Issız bir adaya düşecek olsan
    Hangi şiirleri alırdın yanına
    Hangi mevsimleri ikindileri
    Murathan Mungan
    Sayfa 60 - Metis yayınları
  • Türklerin bütün donanmalarından ancak 64 toplu bir gemi ile bir iki kadirga kalıp onlar da Ruslar tarafından alınarak limandan çıkarılmıştı. Ortada bunlardan başka birşey, yoktu. Bizim zaferimiz o kadar mükemmel, onları felaketi o kadar tamdı!
  • Perslerin başında Darius un oğlu Serhas.Serhas ki yanıp tutuşuyor Atina için.Atinayı fethetmek için o güne kadar görülmemiş bir ordu kuruyor.Binlerce kadırga onbinlerce atlı ve süvariden oluşan muazzam bir güç.Pers okları Yunan kargılarına karşı.

    Salamis Savaşı M.Ö.480 yılı.Belkide bu tragedya günümüze ulaşmış ilk tarih kitabı.Kitapta en çok ilgimi çeken şeyse;Koca Pers ordusunun Atina önlerine ulaşmak için İstanbul Boğazına bir köprü kurmaları ve koca orduyu bu köprüden karşıya geçirmeleri oldu. "Tanrının su geçidi Bosporus'u, yeni bir düzenle örslerde dövülmüş prangalara vurdu koca ordu için büyük bir geçit yarattı"
    İnsan bu köprünün kalıntıları boğazın derin sularında duruyor mudur diye düşünmekten kendini alamıyor.