Burçin Korkmaz, bir alıntı ekledi.
23 May 02:35 · Kitabı okudu · İnceledi · Beğendi · 10/10 puan

Kafa karışıklığı baskı altında olmanın bir belirtisidir.

Zar Adam, Luke RhinehartZar Adam, Luke Rhinehart
Tuco Herrera, bir alıntı ekledi.
 18 May 21:22 · Kitabı okudu · İnceledi · Beğendi · 10/10 puan

Agnotoloji (DEZENFORMASYON)
"Agnotoloji" bilgisizlik bilimidir! Bilim tarihçisi Robert N. Proctor tarafından kavramlaştırıldı. Şirket, kurum, kuruluşların; siyasi ya da ticari çıkar elde etmek için kasıtlı olarak kafa karışıklığı yaratmak amacıyla yalan bilgi yaymasıdır ... Bilgiye erişebilir olmak her daim gerçeğe ulaşıldığı anlamına gelmiyordu! Küreselleşen dünyada cehalet yayarak algı oluşturmak emperyalizmin en etkili silahıydı!

Saklı Seçilmişler, Soner Yalçın (Sayfa 10 - Kırmızı Kedi Yayınları 2. basım (2017))Saklı Seçilmişler, Soner Yalçın (Sayfa 10 - Kırmızı Kedi Yayınları 2. basım (2017))
Çağla Dündarcan, Kara Sohbet'i inceledi.
09 May 18:39 · Kitabı okudu · 1 günde · Puan vermedi

Kitap hakkında hiç bir fikrim yoktu. Sahaf tezgahını karıştırırken almıştım. Gündüz evden çıkarken çantama attım otobüste giderken yarısını dönerken kalan kısmını bitirdim. Kitap tamamen diyaloglardan oluşuyor. Olay yok değil bir hatta birden fazla olay var karşılıklı iki kişi konuşuyor açıkcası bazen bunu kim söyledi ya bu ne dedi falan gibi bir kafa karışıklığı yaşadım ama bir yerden sonra alışıyorsunuz. Kitabın son kısımları hiç beklemediğim şekilde bitti gerçekten şaşırdım. Ben sonunu okurken kafamda bitirmiştim zaten. Konuştuğunu sandığım iki kişi değilmiş aslında. Tecavüz cinayet evet ama geri kalan her şey aslında yokmuş. Değişik bir kitaptı yazılışı bakımından tamamen karşılıklı iki kişinin konuşmasına dayanıyordu. Ama kitabın sonunda bu da yokmuş falan moduna girdim. Ama o kadar laftan sonra açıkcası sonundan dolayı okuduğuma pişman olmadım. Farklı bir şekilde bitti. İnce oluşundan dolayı da yolda okuması taşıması çok rahattı. Yazarın diğer kitapları hakkında da küçük çaplı bir araştırma yapmayı planlıyorum. Okuduğum bu incecik kitaptan anladığım kadarıyla biraz Farklı bir tarzı var. Diğer kitaplarını da görmek isterim açıkçası.

F.owl, Körlük'ü inceledi.
 07 May 22:02 · Kitabı okudu · 6 günde

-Bence biz kör olmadık,biz zaten kördük.
-Gören körler mi?
-Gördüğü halde görmeyen körler...
Kitabı bu cümleler özetler nitelikte.Jose Saramago'nun kitaplarında her ne kadar kimin konuştuğunu anlayamayıp,kafa karışıklığı yaşasanız da(kendine has imla kuralsızlığı:) ),eserlerinde vermek istediği mesajları anlamamanız imkansız diyebilirim.Adam varolan şeylerin, yokluğunda ne tür felaketlere yol açabileceğini,elimizdekilerin kıymetini elden gitmeden farketmemiz gerekliliğini o kadar güzel betimliyor ki; okunmaması büyük kayıplara yol açar bana kalırsa.Yararlanmanız dileğiyle...
Keyifli okumalar

Rabia Poyraz, Yaşamak'ı inceledi.
 06 May 14:31 · Kitabı okudu · 16 günde · Beğendi · 10/10 puan

"Yaşamak" hiç bitmesini istemediğim bir eserdi. Zarifoğlu'nu tam olarak burada tanıdım. Zarifoğlu; aslında yalnız adamdi, Etrafı ne kadar dolu olursa olsun içten içe yalnız idi.
Baba özlemi çeken birisiydi ve bunu şu sözüyle daha iyi anladım: " Babam tam otuz sekiz yıl sonra Şubat ayında aramızdakileri katederek onu tanımaya başlıyacağım bir zamanda ölüverecek."

Günlük tarzında yazılmış ama tarihleri karışık biraz kafa karışıklığı yaşanabilir bunun içinde bütüne değil de parçaya bakmak gerek olduğunu düşünüyorum.Bu eserinde birçok konuya değinmiş; edebiyat, kişisel hayatı, sosyal, dini...
Okumanızı tavsiye ederim size çok şey katacaktır.

"Şimdi geç kaldığımın telaşıyla ruhen çırpınıyorum. Her secdenin ele geçmez bir fırsat olduğunu anlıyor ve 'secdede olmadan secdede olmak' lafını ah-vahile anıyorum. Utanç içerisindeyim."

"Cahil Özgüveni İçin Bilim Ne Diyor?"
1995’te bir gün, orta yaşlı, topluca bir adam, gündüz gözüyle iki Pittsburgh bankasını soydu. Maske veya kimliğini gizleyecek başka bir şey takmıyordu ve iki bankadan çıkarken de güvenlik kameralarına bakıp gülümsemişti. Sonraki günün gecesi, polis kendisini tutukladığında McArthur Wheeler şaşkınlık içindeydi. Ona güvenlik kamerası kayıtlarını gösterdiklerinde Wheeler gözlerine inanamazmış gibi baktı. ‘Ama yüzüme limon suyu sürmüştüm?’ dedi. Anlaşıldı ki, Wheeler cildine limon suyu sürmenin kendisini video kameralara karşı görünmez kılacağını düşünmüştü. Ne de olsa limon suyu, görünmez mürekkep olarak kullanılıyordu, öyleyse bir ısı kaynağına yaklaşmadığı sürece, tamamen görünmez olması gerekiyordu.

Polis Wheeler’ın deli ya da uçmuş olmadığında karar kıldı – sadece çok fena yanılmıştı.

Efsaneleşen haber Cornell Üniversitesi’nden psikolog David Dunning’in de dikkatini çekti ve öğrencisi Justin Kruger ile birlikte mevzunun ne olduğunu öğrenmeye karar verdiler. Araştırmalarının sonucunda, neredeyse her insanın, çeşitli sosyal ve entelektüel alanlardaki becerilerine dair yanlı görüşlere sahip olduğunu ama bazı insanların becerilerini gerçekte olduğundan çok daha yüksek değerlendirdiğini buldular. Bu ‘özgüven yanılsamasına’ artık ‘Dunning-Kruger etkisi’ deniliyor ve özdeğerlendirmeyi şişirmeye yönelik bilişsel bir eğilimi ifade ediyor.

Bu fenomeni laboratuvarda incelemek için Dunning ve Kruger bazı zekice deneyler tasarlıyorlar. Bir çalışmada, üniversite öğrencilerine gramer, mantık ve fıkralar konusunda bir dizi soru soruyorlar ve ardından her öğrenciden hem kendi puanını hem de diğer öğrencilere kıyasla sıralamasını tahmin etmesini istiyorlar. İlginç bir şekilde, bu bilişsel görevlerde en düşük puanı alan öğrenciler daima çok iyi (gerçekte yaptıklarından çok çok daha iyi) iş çıkardıklarını düşünüyorlar. Puanı en alt dörtte birlik kısımda olan öğrenciler, diğer öğrencilerin üçte ikisinden daha iyi iş çıkardıklarını sanıyorlar.

Bu ‘özgüven yanılsaması,’ sınıfların ötesine uzanıp gündelik yaşama da nüfuz ediyor aslında. Bir takip çalışmasında Dunning ve Kruger bir silah atış merkezine gidiyorlar. Burada silah hobisi ile uğraşanlara silah güvenliği üzerine sorular soruyorlar. Önceki bulgularına benzer şekilde, sorulara en az doğru cevap verenler kendilerini en bilgili sananlar oluyor. Olgusal bilginin dışında, Dunning-Kruger etkisi insanların başka bir sürü kişisel becerisine dair kendi özdeğerlendirmesinde de gözlenebiliyor. Televizyonda herhangi bir yetenek yarışmasını seyrediyorsanız, denemeleri geçemeyen ve jürinin reddettiği yarışmacıların yüzlerindeki şok ifadesini görebilirsiniz. Bize komik gelse de bu insanlar üstünlük yanılsamalarının onları ne kadar yanılttığının gerçekten farkında değiller.

İnsanların becerilerini olduğundan yüksek görmesi yaygın bir durum. Bir çalışma sürücülerin yüzde 80’inin kendilerini ortalamanın üstünde gördüğünü ortaya çıkarmış ki bu istatistiki olarak mümkün değil. Ve benzer eğilimler kendi görece popülerliklerini ve bilişsel becerilerini değerlendiren insanlarda da görülmüş. Sorun sadece yetersiz insanların hatalı sonuçlara varması ve talihsiz tercihler yapması değil, hatalarını fark etme kabiliyetinden de mahrum olmaları. Üniversite öğrencilerini kapsayan ve bir dönem boyunca süren bir çalışmada, iyi öğrenciler, geribildirim verildiğinde puanları ve yüzdelik dilimleri bakımından ileriki sınavlardaki performanslarını daha iyi öngörebildiler. Ancak en kötü performans gösterenler, kendilerine kötü durumlarına dair net ve sürekli geribildirim sağlanmasına rağmen hiçbir algılama emaresi göstermediler. Yetersiz insanlar, hataları karşısında kafa karışıklığı yaşamak veya oturup düşünmek yerine, kendi yaptıklarının doğruluğunda ısrar etmeye devam ediyorlar. Charles Darwin’in İnsanın Türeyişi’nde yazdığı gibi (1871): ‘Cehalet çoğu zaman kişiye bilgiden daha fazla özgüven verir.’

İlginç şekilde, gerçekten zeki insanlar da kendi becerilerini doğru değerlendiremiyorlar. D ve F alan öğrenciler kendi becerilerini abartırken, A alan öğrenciler olduğundan düşük tahmin ediyorlar. Klasikleşen çalışmalarında Dunning ve Kruger bilişsel puanları en üst dörtte birlik dilimde olan yüksek performans gösteren öğrencilerin kendi görece yetkinliklerini olduğundan düşük gördüklerini buldular. Bu öğrenciler, onlara kolay gelen bu bilişsel görevlerin başkalarına daha da kolay gelmesi gerektiğini varsaymışlar. Buna ‘sahtekâr sendromu’ deniyor ve Dunning-Kruger etkisinin tersi olarak değerlendirilebilir. Bunda başarılı kişiler ne kadar yetenekli olduklarını göremiyorlar ve başkalarının da aynı derecede yetkin olduğunu sanıyorlar. Fark, yetkin insanların kendi özdeğerlendirmelerini doğru geribildirimle doğru şekilde yapabilmeleri ama yetersiz insanların yapamaması.

Akılsız banka soyguncusunun başına geleni yaşamamanın anahtarı da burada yatıyor. Bazen giriştiğimiz işlerin sonucu faydalı olur ama bazen de – limon suyu fikri gibi – yaklaşımımız hatalı, mantıksız, lüzumsuz veya düpedüz salakçadır. İşin sırrı üstünlük yanılsamalarına kapılmamak ve kendi becerilerimizi doğru düzgün yeniden değerlendirmeyi öğrenmektir. Ne de olsa, Konfüçyüs gerçek bilginin insanın cehaletini bilmesinden geldiğini söylemiş.

Kate Fehlhaber

Menekşe, Mihmandar'ı inceledi.
02 May 22:23 · Kitabı okudu · 4 günde · 8/10 puan

Hz. Muhammed'in (sav) mihmandârı Hâlid bin Zeyd Ebû Eyyûb el-Ensarî .. İskender Pala'nın Mihmandar romanı işte bu kutlu kişiyi anlatıyor bizlere ve tabi onunla beraber nice hikayeleri de.
Kitap bir menkıbeyle başlıyor sonrasında farklı karakterler ağzından anlatılan 20 bölümle devam ediyor ve son bölümü de bir baba-oğul ağzından yazılmış. Kişilerin kendilerini bölümün sonunda tanıtmasından dolayı kafa karışıklığı yaşayan olabilir ama ben bundan da ayrı bi zevk aldım.
Yazarın diğer romanlarına göre anlatımı daha sade, dili daha yalın. İslâm tarihi hakkında bilgilenirken ansiklopedik bilgi okur gibi değil de hikayeleştirilmiş halini sevenlere gayet uygun :) Hızlı ilerleyen, bittiğinde yüzünüze tebessüm yayan kitaplardan sadece biri.

M. ϜϓſϞ ^-^, bir alıntı ekledi.
02 May 22:01 · Kitabı okudu · 9/10 puan

Aklıma esenin doğruluğuna inanmaya başladığımdan beri kafa karışıklığı nedir bilmedim.

Şanzelize Düğün Salonu, Tarık Tufan (Sayfa 20)Şanzelize Düğün Salonu, Tarık Tufan (Sayfa 20)