Seda Demir, bir alıntı ekledi.
Dün 13:18 · Kitabı okudu · Puan vermedi

Uzun süre kafes içinde yaşamını sürdürmüş, minik bir kuş... Kanatları işlevini yitirmiş.
Ve... kafesin kapısı açılıveriyor.
Kuş ürkek, kuş şaşkın... Değil uçmak, titreyen ayaklarıyla yürüyemiyor bile.
Ama özgürlük, onun kanında var. Çarçabuk yeniyor ürkekliğini. Özlediği sonsuzluğa kanat çırpmaya başlıyor.

Piraye, Canan TanPiraye, Canan Tan
Murat Sezgin, Kuşlar da Gitti'yi inceledi.
17 May 01:22 · Kitabı okudu · 1 günde · Beğendi · 8/10 puan

Kafesin biri kuş aramaya çıktı” Franz Kafka

Hemen kafesin ne olduğuyla başlayalım. Kuşlar da Gitti'de aslında kuşların kafese konması değildir bu kafes dediğimiz şey. İnsanlıktır bu kafese konan. Şu düzende kafese konan kuş kadar çaresizdir insanlık. Kafesler artık insanlığımızı tutuyor. Şehirlerin sokaklarında insanlığın çöp yığınları birikiyor. Artık insanlığın kötü rüzgarları yağmur getiriyor. Sait Faik'in dediği gibi zamanlar başka türlü oldu.

Kitap anadolunun farklı yerlerinden kopup İstanbul’a gelen üç arkadaşın, Uzun Süleyman, Hayri, Semih’in, hikâyesini anlatır. Bu üç arkadaş azat buzat beni cennet kapısında gözet geleneğine uygun olarak satmak için kuş tutarlar. Azat buzat geleneği kişinin işlediği günahlardan, yaptığı kötülüklerden havaya kuş salınmasıyla arınması hesabına dayanan bir gelenektir. Üç arkadaş gece gündüz kuş tutarlar. İçleri kuşları satıp para kazanmanın ümidiyle doludur. O yüzden tıka basa kafesleri doldururlar. Onlar kötü bir şey yapmazlar, insanlar kuşları alacak ve kuşlar yeniden özgür olacaklardır. Peki, umutları ne kadar doymuştur ki? Bu kuşları satın almazsanız açlıktan onları yiyeceğiz diye bağırırken mi? İnsanın yaptıklarının kefareti için kafeslerin özgür kuşları hapsetmesi ne büyük çelişkidir. Bu çelişki bir ustanın elinde işte böyle roman olur. Üç arkadaş kopmuş gelmiş başka yerlerden, kuşlar göçmüş gelmiş başka yerlerden. Kuş da çocuk da doymanın peşinde. Çocuk kuşa tuzak kuruyor, şehir sahipsiz çocukları yutmanın peşinde. Ama çocuklar saf, hırsızlık yapmayız, çalmayız, hakkımızla para kazanırız derdinde. Şehir çocuklara bunu verebilmiş mi, o kuşları kafese koydurmadan gökyüzünde kanat çırpmasına izin verebilmiş mi? Bir çocukla bir kuşun saflığına nasıl başkaldırırız biz! Bu çelişki bir ustanın elinde işte böyle roman olur.

Giden kuşlar mıydı? Yoksa insanlığımız mı? Her ikisi?

Biz hep eski zamanlara özlem duyarız ama eski dönemdeki insanlar kendi dönemlerinden memnun değilmişler. Yaşar Kemal “"İnsanlık öldü mü? "Yok" dedi, "ölmedi, ölmedi ama bir şeyler oldu, başka bir yerlerde sıkıştı kaldı herhalde?" diyor. Biz bu dönemde bir yerlere sıkışan insanlıktan bahsedebiliyor muyuz? Artık küçük bir huzur adına kafamızın içini aynalarla kaplatıp kendi dünyalarımıza o kadar dalmışız ki etrafta olanlara çok uzağız. İnsanlığa uzağız. Artık karşı düşüncelere tahammül edemez durumdayız. Günlerdir Dede’nin birine gülüyoruz. Gidiyeahhh! Bırakın şu dedeyi artık. Bizim insanlığımız elden gidiyeahh. Bunun şakası olmaz işte. Yaşar Kemal açık açık bana bakın, ben öyle tatlı matlı yazı yazamam, kırarım bu kalemi, dileyen okur, dilemeyen okumaz diyor. Bize Yaşar Kemal gibi kalemini kıracak yazarlar lazım. Lazım ki inadına kapalı tuttuğumuz gözlerimiz açılsın. Bize Yaşar Kemal gibi kuşların gitmesine üzülecek duyarlı insanlar lazım. Çünkü ''Kuşlar gelsin hafız, onlara dair kötü hatıraları yoktur gökyüzünün, onlar intihar nedir, ihanet nedir bilmezler.” Bize Yaşar Kemal gibi insanlık kavramının altını doldurabilmiş insanlar lazım. Lazım ki insan olma bilincine erişelim. Erişelim ki kuşlarımız gitmesin. “Ah, beni vursalar bir kuş yerine!”

Kuşları seven bir yazarın kitabının incelemesinde kuşları anmadan geçmek olmaz diye düşünüyorum. Kuşlar özgürlüğü ve barışı simgelemesiyle insanlığa en çok yakışan hayvanlardandır. Çünkü eşsiz gökyüzü kanatlarının altına dolar. O mavilikler bizim değil kuşlarındır. Bundan olacak ki edebiyatımızda çokça rastlarız kuş imgesine. Bizzat Yaşar Kemal’in içinde kuş geçen kitapları, kitap isimleri var. Yine bir sürü şiire konu olmuşlardır. O kadar güzel dizeler vardır ki. Örnek olsun diye birazını bırakıyorum buraya: https://onedio.com/...2-siir-dizesi-330944

Yaşar Kemal, kalemin ''Öyle güzel ki, kuş koysunlar yoluna'' bir okur demiş.

Bir arkadaşımın dediği gibi ‘hikâyem bu kadar.’ Keyifli okumalar.

mehmet temiz, bir alıntı ekledi.
09 May 18:51 · Kitabı okudu · İnceledi · Beğendi · 8/10 puan

Şahini ayrı bir kafese kapatmışlar, her gün ona diri diri beş altı saka, ispinoz veriyorlar, yabanıl kuş kafesin içinde keskinleşmiş öfkeyle pençesine değer değmez, kedi gibi, kuşu paralayıveriyordu.

Kuşlar da Gitti, Yaşar Kemal (Sayfa 13 - YKY - Kasım - 2017)Kuşlar da Gitti, Yaşar Kemal (Sayfa 13 - YKY - Kasım - 2017)
TİRAJE, bir alıntı ekledi.
05 May 06:23 · Kitabı okudu · İnceledi · Beğendi · Puan vermedi

Bütün hayatımca cezalıydım: durmadan bir kafesin içinde dolaştım. Gittiğim her yere, üstü kapalı, demir parmaklıklı bu kafesi taşıdım. Bütün dünyayı parmaklıkların arasından seyrettim. Sizinle aramızda bulunan bu demir parmaklıkların varlığını her an duydum.

Tutunamayanlar, Oğuz Atay (Sayfa 693 - İletişim Yayınları)Tutunamayanlar, Oğuz Atay (Sayfa 693 - İletişim Yayınları)

Meriç 30.04.2018
Görüyorum yanında okul olan meydanda bir kız çocuğu.
Sarı dalgalı saçlı beyaz etekli koşuyor, çingenelerin evine.
Ve düşüyor ninesi dedesi peşine.
Etrafına hiç bakmıyordu çocuk,
düşecekti hasrete takılıp.
Geç öğrenmişti zaten konuşmayı,
Şükür ki koşmayı ise evvelden.

Civciv bakıyordu bir kafesin içinde,
Saçlarını ona benzetirdi dedesi.
Ve her zaman dilinde şarkısı,
bıyıkları kımıldardı söylerken.
Komik gelirdi bu çocuğa.
Ninesi ise yapardı ne istese,
Deprem enkazını andıran mutfakta.
Uyuyordu sanki hâlâ orda.
Anne yarısı yetiyordu özlemine.
Öz ablalık yapıyordu çocuğa genç kız.


Annesi ise telefonda ağlardı özleminden.
Bedeninin acısı çoktan kalbine ulaşmıştı babasının.
Kazadan sonra ilk gördüğündeki korkusunu, hep hatırlayacaktı yara izlerinde kız.
Duaları daha az acı ve hep sevgi için olacaktı.

Görüyorum 20 yaşında bir genç çocukluktan çıkmış.
Ninesi ve dedesi sanki hiç var olmamış bir iyilik nehri.
Özlem ise o nehrin yatağı,
Onu kucaklayan bilinmeyen yerlere.
Annesinin ve babasının yüzündeki çizgileri izliyor.
Çabalıyor ettiği dualar için.

-Eylül Tüfekçi

Beyza, bir alıntı ekledi.
23 Nis 13:37 · Kitabı okudu · Puan vermedi

Çok arzuluyorum ve de biliyorum
Asla kollarımla saramayacağım seni
Sen aydınlık bir gökyüzüsün pırıl pırıl
Bense bir tutsağım bu kafesin içinde

Gitmekti Benim Payıma Düşen, Furuğ Ferruhzad (Sayfa 66)Gitmekti Benim Payıma Düşen, Furuğ Ferruhzad (Sayfa 66)
Yunus Mahgür, bir alıntı ekledi.
15 Nis 10:50 · Kitabı okudu · İnceledi · Beğendi · 10/10 puan

Bütün hayatımca cezalıydım: durmadan bir kafesin içinde dolaştım. Gittiğim her yere, üstü kapalı, demir parmaklıklı bu kafesi taşıdım. Bütün dünyayı parmaklıkların arasından seyrettim. Sizinle aramızda bulunan bu demir parmaklıkların varlığını her an duydum. Sizleri istediğiniz biçimde, ön yargılardan uzak bir biçimde değerlendiremeyişimde bu parmaklıkların payı büyüktür.

Tutunamayanlar, Oğuz Atay (Sayfa 693 - İletişim)Tutunamayanlar, Oğuz Atay (Sayfa 693 - İletişim)
Yağmur, bir alıntı ekledi.
13 Nis 12:48 · Kitabı okudu · İnceledi · Puan vermedi

Bu vaka bizim düşündüğümüzden de büyük.
Ne biçim bir hasta ruhlu sapık böyle bir şey yapardı ki?Genç bir kızı bir kafesin içine hapsetmek?Aylar boyunca?Işık ve yemek için büyük bir çarkı içinde onu koşmaya zorlamak?

Baykuş Daima Gece Avlanır, Samuel Bjork (Sayfa 185)Baykuş Daima Gece Avlanır, Samuel Bjork (Sayfa 185)

Çok arzuluyorum ve de biliyorum
Asla kollarımla saramayacağım seni
Sen aydınlık bir gökyüzüsün pırıl pırıl
Bense bir tutsağım bu kafesin içinde

Yabancının Sözleri, bir alıntı ekledi.
08 Nis 02:12 · Beğendi

Uzun süre kafes içinde yaşamını sürdürmüş, minik bir kuş... Kanatları işlevini yitirmiş.
Ve... kafesin kapısı açılıveriyor.
Kuş ürkek, kuş şaşkın... Değil uçmak, titreyen ayaklarıyla yürüyemiyor bile.
Ama özgürlük, onun kanında var. Çarçabuk yeniyor ürkekliğini. Özlediği sonsuzluğa
kanat çırpmaya başlıyor.

Piraye, Canan TanPiraye, Canan Tan