Âmine Şevval Oral

Âmine Şevval Oral
@kaffmillenaa
Kitapların kenar mahallesinden, çokça okur biraz yazar
Kalemimden Hudut Bilmeyen Neslin Bedelini Çocuklar Ödüyor!
Son zamanlarda çocuklara dair yaşanan her acı haber, insanın içini biraz daha karartıyor. Bir çocuğun hayatının bu kadar erken ve bu kadar vahşi biçimde son bulması, sadece bireysel bir trajedi değil; toplumsal bir alarmdır. Çünkü burada mesele yalnızca “olan oldu” diyerek geçilecek bir hadise değildir. Burada durup düşünmemiz, yüzleşmemiz ve en önemlisi sorumluluk almamız gereken çok ciddi bir kırılma vardır. Elbette her şey anne babaya yüklenemez. Bunu inkâr etmek haksızlık olur. Pırıl pırıl yetiştirilmiş, emek verilmiş, değerlerle büyütülmüş ama sonrasında yanlış çevrelerin, bozuk ilişkilerin, kontrolsüz alanların içinde savrulmuş çocuklar da vardır. Çevre faktörü küçümsenecek bir şey değildir. Ancak şurası nettir: Bir çocuğun ilk ve en güçlü kalkanı ailesidir. O kalkan sağlam değilse, dışarıdaki hiçbir şey çocuğu korumaz. Bir annenin yüreğini yakmaya hiçbir gerekçe, hiçbir mazeret, hiçbir sebep kabul edilemez. Hiçbir şey bir annenin evladını toprağa vermesini “anlaşılır” kılamaz. Bu yaşananlar insanın ruhunu sarsıyor. Ve insan, kendi canı bu kadar yanıyorsa, o acıyı yaşayan anne babanın nasıl ayakta kaldığını tahayyül bile edemiyor. Devir değişti, bu doğru. Çocuklar değişti, bu da doğru. Ama değişmeyen bir şey var: Ahlak, hâlâ bir insanı insan yapan temel unsurdur. Bugün “özgürlük” adı altında alkışlanan pek çok davranış, aslında sınır tanımazlığın, edepsizliğin ve sorumsuzluğun normalleştirilmiş hâlidir. Bunun akıllılık ya da zeka ile hiçbir ilgisi yoktur. Bilgiyle bağ kurmamış, emekle yoğrulmamış, okumayla derinleşmemiş bir özgüven, sadece gürültüdür. Ve ne yazık ki bu gürültü büyüyor. Çocuk yetiştirmek, sadece çocuğa odaklanmak değildir. Asıl mesele, önce kendini yetiştirmektir. Kendini tanımayan, sınır koymayı bilmeyen, öfkesini yönetemeyen, değerleriyle
📚🔔 Tatil zili çaldı! Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞 Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
Kalemimden Bir Nefeslik Moladan Sonra Tezim
Bu aralar gerçekten çok yoğunum. Evimde sürekli bir hareket hâli var; gelenler, gidenler, misafirler… Her gün bir telaş, her gün bir koşturmaca. Onlarla ilgilenirken gün geçiyor ve fark ediyorum ki kendime ayıracak vakti pek bulamıyorum. Tez de böyle bir dönemde, fark ettirmeden son günlere kaldı. Aklımda dönüp duran cümleler vardı ama bir türlü yerli yerine oturmuyordu. Ne yazsam, nasıl yazsam, hangi açıdan tutsam diye konudan konuya savruluyordum. Bazen bir cümle yakalıyor, sonra onu kaybediyordum. İçimde sürekli bir git-gel hâli… Derken, tam da beklemediğim bir anda, ilham geldi. Üstelik hazır hâlde. Son günlerde arkadaşlarımla yaptığımız konuşmalar, paylaşılan fikirler, söylenen küçük ama yer eden cümleler zihnimde birleşti. “Acaba ne yapsam, ne yazsam?” derken, konum yavaş yavaş netleşti. O an fark ettim: Aslında üzerime çöken o rahatlık, bir tembellik değil; toparlanmayı bekleyen bir durgunlukmuş. İlham kapıyı çalınca düşünmeden kalemi elime aldım. Beklemedim, ertelemedim. Yazdım. Cümleler aktı, konu sağlamlaştı ve sonunda tez tamamlandı. Şimdi sıra keyfini çıkarmakta. Ekranı kapatıp, derin bir nefes alacağım. Kahvemi yudumlarken bu anın tadını çıkaracağım. Çünkü bazı şeyler gerçekten de tam zamanında oluyor. Çok şükür.
O gece bu gece olsun tövbe edin ve yeniden başlayın..
Kalemimden İnsan Evlilikte Değişmez, Görünür Olur
Bugün hanımlarla gerçekten kalpten konuşmak istiyorum. Çünkü mesele kiminle olduğumuzdan çok, kimin hayatına razı olduğumuz meselesi. İnsan çoğu zaman “seviyorum” diyerek giriyor bir yola ama aslında fark etmeden bir hayat biçimini de kabul ediyor. O hayat biçimi seni ya büyütür ya da yavaş yavaş törpüler. Ne kadar okursan oku, ne kadar güçlü olursan ol; evlilikte seçtiğin insanın ahlakı senin kaderine temas eder. Çünkü ev, iki kişinin bir araya gelmesi değil; iki dünya görüşünün aynı çatı altında yaşamasıdır. O yüzden bakılması gereken ilk şey ne kadar eğlendiği, ne kadar gezdiği değil.( zaten bunları yaşayan biri yaşatacaktır size) Bakılması gereken şey şu: Bu adam sorumluluk alabiliyor mu? Bir yükü omuzlamayı biliyor mu? Annesine, babasına, ailesine karşı durduğu yer sağlıklı mı? Sevdiğini korumayı, sahiplenmeyi biliyor mu? Bir insanın ailesiyle kurduğu bağ, karakterinin en çıplak hâlidir. Orada merhamet yoksa, saygı yoksa; yarın sana sabır göstermesini beklemek kendini kandırmaktır. Ama şunu da unutma: Denge her şeydir. Akıllı bir erkek, annesini baş tacı eder ama eşini ezdirmez. Eşini sever ama annesini incitmez. Bu denge yoksa, huzur da yoktur. İlişkilerin bu kadar çabuk yıpranmasının sebebi sevginin bitmesi değil; iki tarafın da “ben” demekten vazgeçememesidir. Oysa bir evde iki ayrı irade olur ama tek bir düzen vardır. İstişare edilir, konuşulur, ortak bir yol bulunur. Güç savaşı yapılan evde sevgi barınmaz. Hanımlar, şunu bilmek gerekiyor: İdare etmek zayıflık değildir. Alttan almak ezilmek değildir. Fedakârlık, doğru insana yapıldığında insanı küçültmez; büyütür. Ama her erkeğe değil. Değer bilmeyene değil. Emeği görmeyene hiç değil. Sevdiğini gerçekten seven, sorumluluk alan, seni yük değil emanet bilen bir erkek varsa; onun yanında yumuşayabilirsin.
Günümü Güzelleştiren O Güzel Satırlar;
Hayatta durduğu yeri sevdiğim, dokunduğu her yeri güzelleştiren şiir gibi kadınlardan Amine Şevval’e… Okudukça kendini, kendini okudukça dünyayı çoğaltanlardan olduğu için; bu kitap ona değil, onun yoluna armağan. Sevgiler.. dedi..