Tanrım, konuşmalıyız.
Anlatmalıyım sana içimdeki düş kırıklarını.
Sustuklarımı haykırmalıyım delicesine
Ve insanların çektiği acıları vurmalıyım yüzüne.
Konuşmalıyız Tanrım.
Yüzleşmeli ve hesaplaşmalıyız senle.
Kadınların çektiği acıları sokmalıyım gözüne
Ve çocukların uğradığı adilikleri göstermeliyim.
Göz yumduğun ne varsa hesap sormalıyım
İmtihan adı altında açlıktan ölmeye mahkum ettiğin insanların
Yakılarak can veren hayvanların
Seslerine kulak tıkadığın ezilenlerin
Ve duyguları ile oynadığın tüm günahsızların çığlıklarını, haykırışlarını duyurmalıyım sana.
Ve yüzüne okkalı küfürler savurmalı
İkiyüzlülüğünün hesabını sormalıyım..
Acilen konuşmalıyız Tanrım.
Burak Yelin.
Gönlümü böyle binparça etmeye ne hakkın vardı? İçimde yanan ateşe bir kor da senin atman gerekli miydi? Ne vardı usul usul geçip gitseydin... Şimdi gitsen de ateş söner mi, kor durulur mu sanıyorsun?
Daha hayaline bile değmemişken yüreğim, özlemenin özünü bile çözmemişken ruhum, böyle yanmak neden? Bunu bile çözememişken şimdi sıyrılıp gidişin yangına su mu, alevlendiren kor mu; sen karar ver. Sen karar ver, çünkü sen yoksan ikisi de bana yangın.
Beni düşünme şimdi; sen önünde ufuklarca uzanan yola adım adım koş ve nerede yüreği yanan birini görürsen bana uzaktan bir selam gönder, yeter. Her selam yangınıma serpilen bir su damlası ve her damla içimde güller açacağının nişanesi... Ki güller, sevdanın en masum habercisi…
(Kalemimden)
*Şimdi dinlediğim bir şarkıdan yüreğime düşenler.