• Karma eğitim kaldırılıyor, kadınlara özel avm açılıyor, pembe otobüsler geliyor, imam hatipler almış başını gidiyor, dershaneleri ortadan kaldıracağız bahanesiyle merdiven altı kurslar dahi en düşük üç beş bin lira, diğer dershaneler özel okullara dönüştürüldü ve bir öğrencinin yıllık masrafı en düşük on binlerden başlıyor vs. vs. Eğitim sistemi iflas etmiş, fatih gibi büyük bir fiyasko ya da ihanetin bedeli hala ödeniyor 4+4+4 eğitim sistemi öğrencileri derin bir bataklığa sürüklemiş.. Bunların nedenleri ve sonuçları üzerinde durmak istemiyorum zira başka bir niyete yazmaya niyetlendim.

    Bunlar ne yapıyor ve ne yapmak istiyorlar? Bunlar dediğim Meriç’in ifadesiyle ‘’burjuvazinin iki marifeti var: Hayâsızlık ve el çabukluğu.’’ Tam da bu yönetime gidecek bir kelam. Çok açık ve net ki bu iktidar yirmi yıla yakın bir sürede bir kültür devrimi yaratamadı, kültür iktidarını ele geçiremedi. Bu iktidarsızlık doğal olarak onları bu eğitim sistemine itiyor, itmek durumunda bırakıyor. Kültürel iktidar oluşturamamalarının da en önemli nedeni kendi tabanlarının basiretsiz, yetkinsiz, tembel, uyuşuk, boynu bükük(her şeye itaat eden), birikimsiz, sanatsız, felsefesiz ve edebiyatsızlıklarından gelmektedir. Çünkü iktidar tam dindar bir nesil istemiyor. Tam dindar bir nesil oluşursa kendi ayakları da kayacak. Çünkü tam dindarlık tam bir ışid kafasıdır. Amerikan ürünlerini kullanmayacaksın, açık gezmeyeceksin, laik devlet sistemine itaat etmeyeceksin, devlet başkanı aynı zamanda bir halifedir ve şeriat yani Kur’an her alanda tam bir hâkimiyet sağlayacak. Bankalar faizsiz çalışacak, avmler kapanacak ya da yeniden yapılandırılacak, gıda ürünleri(helal gıda) denetim altına alınacak, giyim ve kuşam tamamen değiştirilecek, bağımsız ve yerel bir internet(birçok kısıtlamayı getirmiş ve sadece dini ilimlerin yayımlar yaptığı bunun yanında fen ilimlerinin de yayımlar yaptığı ama burada da şöyle bir durum var ki biyoloji gibi bir derste anatomi nasıl öğretilecek?) faaliyete geçirilecek vs. vs. İşte tam bu noktada din ile seküler akp iktidarı arasında bir çatışma bir uyumsuzluk başlamaktadır. Akp’nin istediği birey ve toplum tipi nedir? En açık ve ne ifadeyle: Kapitalist bir toplum, seküler anlayışlı bireyler. Yani kişi hem kerhaneye gidecek hem de kerhaneden çıktıktan sonra camiye gidecek ardından da akşamüstü bankadan faizli parasını çekip eve giderken avmden(Migros gibi) poşetlerini doldurup ailece oturup yemek yiyecekler ardından çocuklarına dini ve ahlaki öğretiler öğretilecek. İşte akpnin yapmak istediği kapitalist uşaklar sistemi tam olarak bu. Bunu yaparken iktidarını sürdürmek ve daha da güçlü kılmak için belirli aralıklarla karma eğitim, 4+4+4 eğitim sistemi, ahlaki söylemler, erkekli kızlı evler, imam hatipler, başörtüsü vs vs gibi propagandalar yapmaktadırlar. Diğer yandan ekonomik, bireysel ve sosyal hayattaki çöküntüleri örtmekte de büyük bir etken olmaktadır. Cumhurbaşkanı sözcüsü olan kalın kafalı kalın: Ekonominin düzelmesi için ahlaki çöküntüyü durdurmak gerektiğini de belirtiyor. Halk için tam bir afyon söylemleri. Söylem üstüne söylem gerçekleştirerek halkı iyice uyutuyorlar. İslam’a göre yaşayan devletler adında bir araştırma yapılır ilk otuz beş ülke içerisinde tek bir İslam ülkesinin bulunmaması bu söylemin ne kadar saçma, temelsiz olduğunu da göstermektedir.

    Karma eğitime son vermek istiyor. Pekâlâ, bunu nasıl yapacak? Önce ilköğretimleri ayıracak sınıfları değil okulları. Yani her okulun yanına bir okul daha yapılacak. Kaç tane ilköğretim var ülkede? Ekonomik yükü siz düşünün. Sonra Liseleri ayırması gerekiyor. Kaç tane lise binası varsa iki katını, sonra kaç tane üniversite var iki katını düşünün. Bunlara öğretmenler gerek, hizmet gerek, yani büyük bir maliyet gerek. Bütün bu yükü nasıl kaldıracaklar? Sadece liseler için yapıyorlarsa bunun din açısından manası nedir? O zaman bu uygulama tam politik bir uygulama iktidarın iktidarda kalması ve gücünü yitirmemesi adına bir miktar uygulayacağı bir uygulama yahut safsata.

    Diyelim ki iktidar erki tam bir İslam ülkesi istiyor. O zaman bunu nasıl yapacak? Bütün toplumu tek bir renge büründürmesi gerekecek. Yani bütün ırklardan arındırılmış saf bir Türk insanını oluşturmalı ardından bütün insanları tek olan İslam’a itaat ettirmesi, siyasi itikadi mezhepleri ortadan kaldırmalı yani Alevilik, Caferilik(ikisi yanı yahut aynı paralellikte değil) gibi mezhepleri. Ardından bunun için iki nesil gerekecek geçiş süreci olarak. Yani koca bir yüz yıl gerekiyor. Bu yüz yıl içinde durmadan çalışacak, sürekli iktidarda olacak sürekli müfredatın başında inceden ipliğe kadar her şeyi denetim altına alacak. Bu süre zarfında iki nesil heba olacak.

    Eğer tam bir dindarlık örneği gösterecekse önce imamlardan başlamalı. İmamların maaşları en fazla üç beş yüz lira olacak. Bunun yanında kirası, geçim harcamaları devletin üzerinde olacak o da çok asgari bir düzeyde tutulmalı. Bunu böyle yapmaları şuna yol açacak: İmam olmak isteyenler maaşı ve rahatlıktan dolayı değil tamamen insanlara halis bir niyetle hizmette bulunmak için imam olacaklar. Dünyevi hiçbir arzuya, ticarete kulak asmadan insanların manevi bekçisi olacaklardır. Sekülerleşen imamların ve lüks cami yapılarının canı cehenneme. Diyanet kendi konumu itibariyle İslam’la zıt bir oluşumdur. Diyanet ihanet yurdu ve kapanması gerekiyor hem toplum açısından hem de ülke açısından büyük bir yüktür. Diyanetin kapıları yüzyıldır örümcek ağları ile örülü. Ara-sıra anlaşılmayan garip sesler çıkıyor. Asırlardır aynı senfoni: Kaderinize razı olun! Birkaç leş kelime yığını. Lüks camilere gelen cemaatin aklı, ticarette, pazarda, plajda.. İmamlar aklını cemaatlare, tarikatlara satmış kimisi de diyanete. Nedir bu diyanet? Fakirlere fakirliği kabul ettiren, ettirmeye devam eden. Zenginler ve yolsuzluk yapanlar hakkında tek bir kelam söyleyemeyen, iktidarın ve gücün yanında duran sapkın bir kurum.

    Biz şeriat ülkesine doğru mu gidiyoruz? Yukarıda bahsettiğim gibi bir şeriat ülkesine doğru adımlar atılsa da, belirtiler güçlü olsa da tam tersi biz kapitalist, kapitalizme gelin olmuş ve bekâreti bozulmuş bir ülkeye doğru gidiyoruz. Görüyoruz ki: İltimas, rüşvet, yolsuzluk, yalanlar almış başını gidiyor ama bunların hiçbir önemi yok çünkü adam abdestinde ve namazında. Bu anlayış yeşerdi, hiç sökülmemek üzerine kök salmış durumdadır. Hiçbir şeriat ülkesi hiçbir zaman bu kadar fahişeleşmiş bir toplumdan daha kötü değildir, bu kadar tutarsız bir ülke konumuna düşmemiştir... Arada kalmış bir toplum piç bir toplumdur.

    Böylece bu tartışmaların gölgesinde biz iki bin yıl öncesine gideceğiz. Tam bir gerici ülke olacağız. Aydınlanmaya dair tek bir belirti yok. Işıklar sönmüş, karanlık yağıyor.
  • Kent aslında insanın aklına gelebilecek en büyük sanat ve düşünce düşmanı, aptal insanlar ve soğuk duvarlarla dolu kalın kafalı bir taşra kasabasıdır.
  • Kent aslında insanın aklına gelebilecek en büyük sanat ve düşünce düşmanı, aptal insanlar ve soğuk duvarlarla dolu kalın kafalı bir taşra kasabasıdır, zamanla orada her şey kalın kafalılığa dönüşür, istisnasız her şey.
  • Yeterince açık oldu mu bilmem. İnsanoğulları bazen çok kalın kafalı olabiliyorlar da...
  • Kent aslında insanın aklına gelebilecek en büyük sanat ve düşünce düşmanı, aptal insanlar ve soğuk duvarlarla dolu kalın kafalı bir taşra kasabasıdır, zamanla orada her şey kalın kafalılığa dönüşür, istisnasız her şey.
    Thomas Bernhard
    Yapı Kredi Yayınları
  • Not peşinde en az koşanlar ötekilerden daha zeki ve daha aklı başında olanlardı, çünkü büyük olasılıkla bunlar işlenen konuyla daha çok ilgiliydiler; öte yandan not peşinde en çok koşanlar kalın kafalı ve tembel öğrencilerdi, çünkü büyük olasılıkla not bunlara, işi idare edip edemediklerini haber veriyordu.