Çevremin gıpta ettiği, nazar vurduğu hayatım
Aileme bağımlı biri değilim, fakat onları çok severim. Ancak hayatım hakkında söz sahibi olmaları beni hem öfkelendiriyor hem de onlarla mücadele etmekten yorulduğum için çoğu zaman kabullenmeyi seçiyorum. Belki bu bir acizliktir, bilmiyorum. Ama yıllarca mücadele ettim ve artık gücüm kalmadı. Hayalim medrese okuyup ilim tahsil etmekti. Fakat hiç istemediğim bir bölümü okumak zorunda kaldım. Allah beni öyle bir imtihan etti ki, sınıfın büyük çoğunluğu radikal sol görüşlüydü ve dört yıl boyunca benden hoşlanmadılar, dışladılar. Sonunda "Neyse" dedim, onların istediği oldu; okulu bitirdim. Şimdi iş hayatına atılmak istiyorum, buna da izin vermiyorlar. "Ya atanacaksın ya da evde oturacaksın" diye dayatıyorlar. Bu da yetmiyormuş gibi, dindar biriyle evlenip bu ortamdan çıkmak, kendime yeni bir hayat kurmak istediğimde de karşı çıkıyorlar. Onların uygun gördüğü biriyle evlenmem ise mümkün değil. Dışarıdan bakınca hayatı toz pembe, prenses gibi görünen bir kızın gerçekte yaşadığı hayat bu. Kafam o kadar dolu ki artık üzülemiyorum bile. Üzülmeyi özledim; çünkü hissizleştiğimi hissediyorum. En çok da eski hâlime hasretim... O komik, pozitif ve enerjik hâlime.
Artık kafamı yastığa koyduğumda hayalini kurabileceğim hiçbir şey kalmadı..
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
Bende bana, yer kalmadı
Müzik
Aşk meleği bunu açıklamalı.
Neslimiz tükeniyor, azalıyoruz Peki neden hep böyle biz üzülüyoruz? Yüreğini ortaya, koyan kalmadı Aşk meleği bunu açıklamalı Üstüne düşüyorum, kendini çekiyor Umursamıyorum, olay çıkıyor Aşkta bi' taraf erken bıkıyor Gariplik bizde mi, gidenlerde mi?
yangın var ama kurtarılacak bir şey kalmadı
Evin mi yanıyor Nisera? Bir zamanlar misafir ettiği evrende şimdi bir başkasıyla mı izliyorsun onu? Hikâye hep tanıdık değil mi? Bir sonraki hamlesini biliyorsun, çünkü aynı şeyler sana da yapılmıştı. Hatta bu yüzden özel olduğunu düşünüp "Beni kimse öyle güzel sevmedi." demiştin. Güzel sevmek, her güzeli aynı sevmek değildir. Güzel sevmek, o insanı özel sevmektir; onu bütün herkesten ayırmaktır. İnsan bazen kendisini seçilmiş sanıyor. Birinin en güzel yanına denk geldiğini, onun içinde kimsenin görmediği bir odayı açtığını düşünüyor. Sonra bir gün öğreniyor ki bazı insanlar kapılarını herkese aynı anahtarla açıyor. İşte o an kırılan şey aşk olmuyor Nisera, insanın kendine anlattığı hikâye kırılıyor. Çünkü "Beni kimse böyle sevmedi." cümlesi, bazen yalnızca doğru zamanda söylenmiş güzel bir yalandan ibaret oluyor. Güzel sevmek, birine çiçek vermek değildir. Güzel sevmek, o çiçeğin hangi mevsimde açtığını bilmektir. Güzel sevmek, bir insanın en karanlık tarafını görüp yine de orada bir pencere bırakmaktır. Güzel sevmek, birini herkese verdiğin sevginin içine koymak değil; onun için yepyeni bir sevgi icat etmektir. Çünkü her insanın kalbinde yalnızca bir kişiye ayrılan bir oda vardır. Eğer o oda herkese açıksa, orası ev değildir; yalnızca gelip geçenlerin konakladığı bir handır. Şimdi canın yanıyor biliyorum. Çünkü bir zamanlar seni ev zanneden birinin, aynı sıcaklığı başkasına da verdiğini görmek insanın içindeki bütün eşyaları yerlere fırlatıyor. İnsan kendini aldatılmış hissetmiyor yalnızca; yerine konmuş hissediyor. Oysa hiçbir insan bir başkasının yerine konacak kadar sıradan değildir. Herkesin acısı kendine özgüdür ve bazı insanlar bunu çok geç öğrenir. Bir gün dönüp bugüne baktığında, onu değil kendini özleyeceksin Nisera. Onun yanındayken inandığın hâlini…
Bir sürü okur
Burası beni gaza getiriyor he. Bazılarınızın profiline bir giriyorum üç yüz kitap okumuş. Maşallah diyorum benim de bu kadar boşlamamam daha çok okumam lazım diyorum. Ama bookstagramların filan o eski şeyi kalmadı mesela. Bir de eskiden daha çok kitap aldırmaya yönelikti. Şimdi kendi kendime okunacakları eritmeliyim diyorum. Ülkece daha çok okumalıyız daha çokkkk Allah'ım gidip Romeo ve Juliet'i bitireyim bari.