aralıklarla okuduğum için bu cilt diğerleri kadar sarmadı ve sonunda (spoiler) malum canavarı gördük fakat… YA KEDİ BU YA BİLDİĞİN! o nasıl canavar öyle ya.
olimpiyatların japonya’da yapılacak olması, japonya hükümetini telaşa sürükler. savaştan dolayı uzun süre hava hareketlerinden men edilen ülke, (SPOILER) fırtından sonra görülen yaratığın olimpiyatlar sırasında çıkmasından ve her şeyi berbat etmesinden korkar. aslında bu kısımda sözde medeni ve barış yanlısı sayılan batının, ülkelerin milli güvenliğini sağlayamamalarına bile sebep olduklarını görüyoruz. olur da yaratık saldırırsa milli güvenlik timinin yaratığa saldırması japonyanın batıdaki itibarını zedeleyecek diye korkuyorlar. e kanka saldırsın bakın mal mal yani o zaman, tipik batı yalakacılığı, her dönem bir ülkenin başına geliyor.
neyse,
ilk üç cilt arasında en sevdiğim cilt bu oldu. pirinç topu hanımın (evet, hala ismini aklımda tutmak için üşeniyorum) çocukları sahiplenişi de bir o kadar tatlış!
küçük asa artık 17 yaşında mükemmel bir pilottur, amca, pirinç topu hanım (adını hatırlamak için çok üşendim) ve geride kalan kardeşleriyle yeni bir düzen kurmuştur. birinci cildin sonunda manga’nın seyrini değiştiren ve sadece fırtınayı anlatan bir manga olmadığını gösteren o olay yavaştan açığa çıkıyor. açıkcası çok ihtimal vermemiştim ama bu şekilde ilerlemesi daha da keyif verici. berserk, 17-sai gibi mangalardan sonra ilaç gibi geldi.