yaprak.

yaprak.
@kanayanokyanus
bazı kız çocukları, kendi evlerinin yetimhanesinde kalırlar.
istanbul.
10 Nisan
40 okur puanı
Temmuz 2024 tarihinde katıldı
nasıl oldum biliyor musun? toprağa yeni atılmış bir tohum gibi. önce uyudum ve çokça sustum. sustukça, susadım. daha sonra hiç bilmediğim bir hisle tanıştım. kurumuş toprağım, yağmuruyla tanıştı. ne zaman karanlığa yenilmeye yakın olsam, gün ışığı için yol oldu. o hep geldi ama ben onu hiç göremedim. on iki gün oldu. on üçüncü günde filizlendim. onsuz yirmi iki gün geçti. güneş yapraklarımı selamladı ve ben otuz iki gün sonunda gördüm. önce çiseledi. sanki hoşgeldin dermiş gibiydi. sonra birden hızlandı. neden bu kadar geç kaldığımı haykırıyor sandım. öyle olmadı. nasıl oldu biliyor musun? karanlıktan çıkmamı sağlayan yağmurdu, her bir damlasıyla beni boğdu.
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
üzgünüm, kırgınım biraz da yıprandım ama gülümsemeye devam ediyorum. her şey göründüğünden daha karmaşık, göründüğü gibi değil, göründüğüm gibi güçlü değilim kolayca dağılıyorum. bir şeyler istediğim, beklediğim kadar iyi olmuyor. herkes, her şey bir ilerleme içerisinde ama ben sadece bir andan diğerine geçiyor gibiyim görünürde her şey yolunda fakat uzun zamandır aynı yerde kalmış gibi hissediyorum.
köklerine dolanan yabani otlardan sararmıştı, yoksa açmayacak çiçek değildi o.
benim onu sevmemin nasıl bir mucize olduğunu bilmiyor. belki de sıradan ve vasıfsız bir şey gibi görüyor bunu. o da haklı. neredeyse tanıyan herkes sevmiş onu. farklı boyutlarda elbet. ama bir şekilde sevmiş. zaten onu birazcık tanıyan birinin kayıtsız kalması, sıradan biri gibi davranması mümkün değil. fakat ben ne yapabilirim? anlatamıyorum. anlatamamamın sıkıntısı, içimdeki telaşı kat be kat artırıyor. “seni en çok ben seviyorum.” desem; en başka ben seviyorum ve en başta, herkesten çok, en çok, en. ne en? içimden geçenleri bilse koşup boynuma sarılır. oysa sadece anlatabildiğim kadarını biliyor. anlatabildiğim kadarını. anlatabildiğim kadarıyla ne yapılabilir? birer çay içilebilir belki. belki de eski bir bankta birer bira. kırmızı tuborg. gazeteye sarılı. ben de ona sarılabilsem, anlatamadıklarımı anlar mı o zaman?
benim gördüğüm en güzel çiçekler mezarların üzerinde, cesetlerden beslendiler.