Ey gençler!
Sizin en büyük davanız; vatanınızın özgürlüğüne kavuştuğu ve Kur'anınızın hakim olduğu gündür. Davalarınızda şanlı geçmişinizi hatırlayın ki içinde bulunduğunuz zamanın getirdiği sorumluluk ile beklentilerinizi ve geleceğe dair mesajlarınızı hatırlayasınız. Ümidinizi hiç kaybetmeden daima yenilenin, inancınızı yitirmeyin, kardeşliğinizi unutmayın, bildiklerinizle amel edin ve bundan sonrasında da apaçık zaferi bekleyin.
Unutmayın ki zaferin bedeli fedakârlık ve özverili olmaktır. İşte bu bedeli ödemekten asla geri durmayın. Bu hırsı gösterdikten sonra asla gevşeklik gösterip üzüntüye düşmeyin. Üstün gelecek sizsiniz ve Allah sizinledir! Asla amellerinizi boşa çıkarmayacak ve imanınızı da zayi etmeyecektir.
Hudutlarda ve vahşi ormanlarda nöbet bekleyip hakk'ın tetiğini elinde bulunduran kardeşlere selam olsun.
Hasan el-Benna (r.a)
Bütün gönül yorgunlarımızı, dertlerimizi, bitmeyen isteklerimizi bir kenara bırakalım. Kendi köşemize çekilelim biraz zira en çok ihtiyacımız olan şey bu 🌿📚📜🎈
“Esma validemizin şahsiyetinin anahtar kavramları mücadele ve vakardır. Bu iki kavram, tüm mümin ve müminelerde kifayet miktarı olmak zorundadır. Hz. Esma mücadele azmi ile Peygamber Efendimiz’den “zatu’n-nitakayn/ çift kuşaklı” lakabını kazanmış, ilimde de önemli bir seviye elde etmiştir. Peygamber Efendimiz’den 58 tane hadis rivayet etmiş, onlarca hadisede bulunmuş, Dört Halife Dönemini ve Emevilerin zorlu yıllarını yaşamıştır.
1) Esma olmak; sağa sola arkaya, kim var diye bakmadan risaletin davasına hizmet etmektir.
2) Esma olmak; hiçbir bahaneye takılmadan Allah yolunda mücadele etmektir.
3) Esma olmak; vakarı hayatının esası kılarak kulluk yolunda yürümektir.
4) Esma olmak; yeri ve zamanı gelince geriye tek kalan beldeki kuşaksa onu da Allah adına ve Allah namına feda edebilmektir.
5) Esma olmak kurban olmak, kurban etmek, kurban nesiller yetiştirmektir.
Ben hep iyi bir insan olmaya çalıştım. Her gece çaresizce döktüğüm gözyaşlarını haketmedim hiçbir zaman. İçimdeki dinmeyen boşluk , dinmeyen ızdırap.
Neyin bedelini ödüyorum bilmiyorum. Rüzgâr sert yönden esip; ordan oraya savurdu durdu işte. Gönlümün sükunet , huzur dolduğu bir günüm olmadı. Ben büyüdükçe ; gülmeyen yüzleri gördüm, dikenli dilleri.
Bir gram huzura hasret kaldım ömrüm boyunca. Anlaşılmamak o kadar yorucuyduki ; zamanla kabullenir hâle geldim bunu.
Yoruldum; bir tatlı sözdü tek istediğim dar-ı fanide. Bir güler yüzdü. Çok gördüler. Neden kimse bana acimazken ; hep üzülen, kırılan , ağlayan ben oluyorum. Kaderim mi bu benim.Bir yürüme arzusu düşüyor içime, bir tenha patikada yitesiye yürüme...
Gitmek geliyor içimden; beni mutsuz eden herşeyden kaçmak.
Oysa ne resimler çizerdim küçükken.
Mutlu bir prenses , kafasında taç. O daima gülerdi daima.
Koyu bir yalnızlığın içerisinde buldum kendimi büyüdükçe.
Tam bir muammaydı hayatım. Bitmeyen bir yorgunluk , bitmeyen gözyaşı.
Sessiz sessiz ağlamayı öğretti hayat bana.
Güvenli bir liman bulamamayi öğretti.
Neyi tuttuysam elimde kaldı bir bir.
İlmeği kaçmış bir hayattı benimkisi.
Hayal kırıklıklarım , pişmanlıklarım sardı esir aldı ruhumu.
Yitiyorum günden güne çaresizce.