"Günümüzde herkes çevresinde emsalsiz olmaya çalışmaktadır. Arabasının rengi ve modeli
olağan olmamalı, toplumda mevcut araba modellerinden tümüyle farklı özelliklere sahip olmalıdır.
Giyimi de bir ayrılık, bir aykırılık teşkil etmelidir. Giyiminde farklı ve müstesna olmalıdır. Ona göre,
müstesna olmak demek her şeyde farklı, mevcut her şeye isyankar ve hiç kimsenin zevkiyle
uyuşmamaktır. Bu tavrıyla kişi bir başka sınıfa ait olduğunu göstermek istemekte, yani sınıfsal
yapısını belirlemektedir."
"Bugün modern şehirlerde pek çok zıtlıklar gözlemlenebilir. Pek çok zıtlıklar bir arada
yaşamaktadır. Modern insan ise olanca gücüyle evinin dış yüzünü güzelleştirmeye çalışmaktadır. Bu
çaba ve gayret, bu davranış ve tavır kişinin kendisini daha üstün bir sınıfsal yapıda gösterme
isteğinden kaynaklanmaktadır. Çevrenin kendisini farklı algılamasını arzulamasından doğmaktadır.
Halbuki gerçekte evin dış yüzünün bireysel yaşamına derin bir etkisi olamaz. Bu psikolojik
müdahaleler ancak bir kompleksi yok etmekte ve kişide üstünlük duygusu oluşturmaktadır."
"Kapitalistler, pazar yaşamını ahlaki ve dini normlarla kurdukları halde, gerçekte kapitalist
kamulaştırmanın köklü bir hayat tarzı olan dinle hiçbir alakası bulunmamaktadır."
"İnsan bir gerçeği esaslı bir şekilde ancak zıtlıklar ve mukayeseler atmosferinde kavrayabilir. Ancak böyle bir ortamda gerçekleri tasarlayabilir. Çünkü kapalı bir ortamda, dar bir
çevrede insan kendisini her yönüyle en güçlü "TeK“ varlık olarak düşünebilir."
Toplumdaki tecrübelerden, acıktığımızı hissedebilmemiz için sadece fiziksel acıkmış olmanın yeterli
olmadığını farkedebilirsiniz. Bir kısım aç insanların açlıklarını hissedemediklerini, hatta Allah'a, iyi
bir yaşam sürdükleri için şükrettikleri gözlemlenmiştir. Çünkü mideleri açlıktan kavrulan bu
insanların bilinçleri olaydan habersizdir. Onlar fiziksel açlıklarının farkındalar fakat doğal olmayan
bir yoksulluğun kurbanı olduklarını hissetmemekte, hissedememektedirler. Onlar bu yoksulluğun
doğallığına inandırılmışlardır.