Şev

Yaşadığımız güne getirdiğimiz şey, bir önceki gündür, hayat dediğin de önceki günleri sırtında taşımaktan ibarettir, nasıl ki taş toplayan bir adam an gelir topladıklarını taşıyamaz olur, biz de bir gün gelir sırtımızdaki günlerin ağırlığı altında eziliriz ve konu kapanır, yani insanın son günü, başka bir günün önceki günü olmayan bir gündür
Sayfa 69
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
Aynada kendisine baktı ama yüzünde yeni bir çizgi veya kırışık bulamadı, herhalde içimde bir şey var, diye düşündü
İnsanlar eşya değildir, insanlar hep birinci sırada olmak isterler
Sayfa 16
Tabi ki hayat her şeye rağmen güzeldir ama sürekli bal yiyen sonunda baldan bıkar. Hayatı renkli ve anlamlı kılmak gerekir.
Sayfa 119
onlara artık yeni insanlar tanımak istemediğimi söyle bana inanmıyorlar güneş mi göreyimmiş, iki insan, açılsın mıymış içim beni alıp pencerenin önüne yerleştiriyorlar onlara bir salon çiçeği olmadığımı söyle hasarsız parçalarımın giderek azaldığını hiç değilse okunaklı bir ölüm için bir tık hayatla arama bir boşluk bıraktığımı bana inanmıyorlar tıpkı inanmadıkları gibi; hem onları hem Allahı aynı anda sevebileceğime tıpkı yüzümü arasında kuruttuğum kitapla bütün bu talanların bir ilgisi olmadığını söylediğimde dudaklarını aralayan müstehzi parlayış gibi hani söyleyecek çok şeyim var da kıyıp söylemiyorum der gibi sen söyle.. yarıldım / sebep(?) yırtıldım çıkardığım çirkin sesleri duyuyor musun tuhaf şeyler oluyor bak insan kendine yuvarlanınca insan kendine çarparak parçalanınca aklının tutunacak elleri de kopuyor ama tıpkı diğerlerinin uçuşan saçlarımı delil gösterip alnımın yangının yalnız o eşikte söndüğüne inanmadıkları gibi inanmadıklarında bir şey oldu bana bende, bana sığmayan bir şey