Adı:
Mağara
Baskı tarihi:
Ekim 2014
Sayfa sayısı:
304
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786054927845
Kitabın türü:
Çeviri:
Sıla Okur
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Kırmızı Kedi
Baskılar:
Mağara
Mağara
Kentlerde giderek yayılan dev alışveriş merkezlerinin ve yaşam sitelerinin hayatımızda yarattığı değişiklikler üzerine, Saramago'nun her zamanki incelikli üslubuyla kotardığı bir roman, Mağara. Günümüz dünyasının yükselen trendleri olan tüketim ve steril yaşam mekânlarının sembolü olan bir 'Merkez'le, basit, geleneksel ama hakiki duygularla dolu üretken yaşamın sembolü yaşlı bir çömlekçiyi karşı karşıya getiren büyük usta Saramago, basit bir durumu hayranlık uyandıran felsefi bir alegoriye dönüştürüyor: Sıcak masalsı anlatısı ve sempatik karakterleri, devasa reklam kampanyalarıyla birer harikalar diyarı olarak sunulan yaşam projelerinin insan ruhunun Platonik mağarasından öteye geçemeyeceğini gösteriyor.

"Proust'ta olduğu gibi, Saramago'nun cümlelerinden birinin içine çekilmek de, bir dolambaçtan biçim alan bir dünyaya çekilmektir." The New York Times Book Review

"Hayatta kalma mücadelesi veren sıradan insanlara heyecanlı, muhteşem yazılmış, son derece büyüleyici, eski moda denebilecek kadar romantik, yer yer de çarpıcı bir bakış." Book Magazine
(Tanıtım Bülteninden)
304 syf.
·9/10
Merhabalar Mağara eserini okurken Platon’un Mağara Alegorisinin modernize edilerek yeniden kaleme alınmış gibidir.İsa’ya göre incil kitabından sonra en etkilendiğim eserlerinden biri olan Mağara bir baba ve kızın muhteşem felsefik diyalogları yer almaktadır.Kitabın baş kahramanı olan çömlekçi ve kızıdır.Çömlekçi ve kızı köyde yaşamaktadır ve çömlekten araç gereç yaparak geçimini sağlamaktadır.Kızını damadı şehire götürmek ister çünkü damat şehirde avm’de güvenlik görevlisi olarak işe başlamıştır.Eşini de almak ister ve kayınbabası büyüdüğü yerden ayrılmak istemez ve genel kurgusu bu şekilde ilerlemektedir.Kitabı okuduktan sonra okuyucu düşündüren bir eserdir.Özellikle şu soruyu yönlendirmektedir ;
“Özgür müyüz ?”
Keyifli Okumalar Dilerim
304 syf.
·7 günde·Beğendi·Puan vermedi
José Saramago'ya bir kez daha hayran oldum bu harika eserini de okuyup bitirince. Geleneksel bir meslek olan Çömlekçilikle uğraşan Cipriano Algor, kızı ve Merkez denilen çoooook büyük bir sitede Güvenlikçi olan damadı ile aralarındaki sıcacık aile ilişkileri, kapitalizmin ve tüketim toplumunun kuşatması altında geçirdikleri zor günleri, ve tüm bunların kitabın sonunda Platon'un "Mağara" metaforu ile birleştirilmesi; okuyunca da göreceksiniz bence Yazarın mükemmelliğine kanıttır. O nasıl psikolojik tahliller, o nasıl duygu yansıtmalarıdır. Tamam insan duygularını anladık hele bir köpeğin duygularının bu kadar güzel bir şekilde aktarılması, nobel ödülünü sonuna kadar hak eden bir yazar olduğunu göstermektedir.

"Sırlar özünde kilit şifreleri gibidir, tam içeriğini bilemesek de altı basamaktan oluştuğunu, bazı sayıların tekrar edilebileceğini, olasılıklarınsa ne kadar fazla olursa olsun sonsuza ermediğini biliriz. Hayattaki her şey gibi bu da bir sabır ve zaman meselesidir, sağdan bir sözcük, soldan bir sözcük, yukardan imalı bir laf, aşağıdan anlamlı bir bakış, ortadan ani bir suskunluk gelir ve duvarda incecik çatlaklar açmaya başlar, iz sürme sanatının inceliği her parçayı bir araya getirmek, pürüzlü kenarları gidermektir, bir an gelir ki hepimiz kendimize tüm sırların gizli umutlarının, hedeflerinin, niyetlerinin, ne kadar uzak ve ne kadar imkansız olursa olsun, bir gün sır olmaktan çıkmak olup olmadığını sorarız." sf.277
304 syf.
·6 günde·Beğendi·8/10
Kapitalizmin ve tüketim toplumunun kuşatması altında kendisi için kurgulanan yaşama mecbur kılınan ve değersizlestirilen birey ile üreten değer yaratan ve yaşamı içsellestiren birey arasındaki uçurumun fotoğrafını ustalıkla önümüze koyuyor yazar. Kurgu ve akıcılık mukemmel. Yazarın okuduğum ilk romanı idi. Benim için devamı gelecek.
304 syf.
·2 günde·Puan vermedi
Bir solukta okuyacağınız mükemmel bir kitap. Sıcacık bir hikayenin içine yerleştirilmiş mükemmel tespitler, aile ilişkilerini açıklamak için kullanılan psikolojik tahliller ve en nihayetinde Platon'un mağara metaforuna uzanan güzel bir yolculuk.

Kapitalizm eleştirisi, modern yaşam eleştirisi, çağdaş esirliğimizin eleştirisi...

Tamam Jose Saramago'yu seviyorum. Körlük ve Görmek kitapları çok önemli ve güzeldi. Ama bu kitap çok sarsıcıydı.

Kesinlikle okuyun.
304 syf.
·Beğendi·9/10
"Ne tuhaf bir sahne bu anlattığın ve ne tuhaf tutsaklar, bizim gibiler tıpkı. " Son zamanlarda karşılaştığım distopyalardan sonra tutsaklıktan kaçışımızın olabileceği duygusunu bende uyandırdığı için teşekkür ederim Jose Saramago 'ya. Cipriano Algor, kızı, damadı, köpeğiyle herşeyin yolunda gitmeyebileceği ihtimalinin var olduğunu göstermesi, realitesiyle dikkatimi ciddi manada çekti.Gerçek dünyasında da işsizliği yeterince hisseden biri olarak :) kaliteli bir eserin ortaya çıkarılmış olduğunu söyleyebilirim. Bize düşense yazılmış bu güzel eseri okumak..Bu arada Saramago nun nobelli gillerden olduğunu da belirteyim.
304 syf.
·Puan vermedi
Yine Saramago' dan hayran olunası bir eser daha. Eşini kaybetmiş kızı ve damadıyla, çömlekçi olarak köyde yaşayan, zamanın hızla değiştiği, el işçiliğinden makineleşmeye, köylerden kentlere, yol üstü mağazalarından devasa alışveriş merkezlerine, apartman dairelerinden büyük büyük sitelere doğru uzanan yaşamların insanların doğal hayatlarına ne derece zarar verdiğinin, bir anlamda bu yozlaşmanın geçici mutluluklar getirdiğini şahane bir kurgu ile anlatmış sevgili Saramago.

Kendi içsel duyguları, karşılıklı diyalogları ve araya serpiştirdiği kısa felsefik cümleleri ile çok beğendiğim eserleri arasında yerini aldı.

Tavsiye kitaplardan.

#alıntı

Tepemizdeki bulutlar, ne kadar kara olursa olsun, onların üstündeki gökyüzü hep masmavidir.

Hem insan diktiği fidanın serpilip bir gün kendisi asacağı ağaç olacağını bilmez ki.
304 syf.
·4 günde·Beğendi·10/10
Hiç bitmesini istemediğim, okurken baba-kız sohbetlerinin sıcaklığını hissettiğim, hatta onlarla birlikte o köy evinde yaşadığımı zannettiğim roman. Bize üretmenin insanı varettiğini anlatan ama herşeyin bir ömrü olduğu ve yaşam şekilleri değişirken, üretilen eşyaların da bir gün gelip vazgeçilebilir olacağını da gösteriyor. Daha da önemlisi, yaşam şekilleri değişirken daha iyiye daha güzele gittiği düşünülen yaşam, doğallıktan uzaklaşıp, sentetikleşen ve insanları izole ve yapma bir dünyanın içine hapseden bir şekle bürünerek mutsuzlaştırıyor. Bu özü anlatırken kullanılan masalsı dil ve laf cambazlıkları da romanı daha da keyifli hale getiriyor ve romanın hiç bitmesini istemeyen okur, devamını da merak ederek bir ikilem içindeyken kitap bitiveriyor..
Kesinlikle tavsiye ediyorum.
Keyifli okumalar...
380 syf.
·10 günde·Beğendi
Körlük ve Görmek kitaplarının ardından Mağara... Çömlek ustası bir baba, kızı, damadı ve köpeklerinin değişen yaşam koşulları karşısında yaşadıkları sancıların anlatıldığı sıcacık bir romandır kendisi. Karakterlerin psikolojik tahlillerinin ve iç konuşmalarının yalın ve çarpıcı aynı zamanda muhteşem bir kurgu ile aktarımı ancak Saramago'dan beklenebilirdi zaten. Finali ise her zaman ki gibi sarsıcıydı. En sevdiğim kitaplar listemde üst sıralarda yerini aldığını söyleyebilirim. Keyifli okumalar...
304 syf.
·Beğendi·9/10
En azından bi mahalle ortamında bi apartman dairesinde oturuyorum dedim. O devasa siteler, kitabı okurken hapisane gibi geldi bana. Gerçektende öyle ama yan komşuya bile ulaşamıyorsun, siteden araban olmazsa çıkamazsın bile. Konfor zannettiğimiz şeylerin aslında bizi nasıl köşeye sıkıştırdığının ifadesi bu kitap.
304 syf.
·3 günde·Beğendi·10/10
Hikayenin, okuduğum yorumlardan kaynaklı, Platon'un mağara metaforu üzerine kurulmuş olduğunu zannediyordum. Ama kitabın bütününe sadece bu açıdan bakmak, yazarın kurgu harikası zihnine haksızlık etmek olur bence. Kızı ve "merkez"de güvenlikçi olarak çalışan damadıyla, şehrin dışındaki bir köyde yaşayan ve yaptığı çömlekleri bu "merkez"e satan Bay Algor'un değişen durumlar karşısındaki duruşuyla, Saramago'yu neden böyle delicesine sevdiğimi bir kez daha hatırlamış oldum. Nobel ödüllü bir yazarın insanların düşüncelerini böylesine gerçekçi yansıtması hadi normal olsun, bir köpeğin hisleri bu kadar mı güzel aktarılır peki? Mutlaka okumalısınız, tavsiyemdir. =)
304 syf.
·6 günde·Beğendi·8/10
Ufak çaplı spoiler;

Mağara, Saramago'nun okuduğum ilk romanı. Roman kadim bir mesleğin son temsilcisi olan Cipriano Algor'un kapitalist sistem karşısındaki çaresizliği ve anlam arayışı etrafında dönmekte. Romanda kahraman sayısının az, mekanın dar ve olay kurgusunun sınırlı olması yazarı bazı sözcükleri sıkça kullanmaya mecbur kılmış. Ama Saramago bu tekrarlardan usta bir söz cambazı olarak kelimelerin gerçek, yan ve akla gelmeyen başka anlamlarını okura sunarak kıvrak bir zekâyla sıyrılıyor.

Yazarın detayları önemsemesini çok sevdim. Bir başka yazar pekâlâ; o sabah Cipriano Algor ve damadı kente doğru yola çıktılar, yarım saat sonra vardılar, şeklinde bir öyküye başlayabilir. Ama Saramago'nun burdaki örnekteki gibi; "Cipriano'nun direksiyonu kavrayan sert ve güçlü, tam köylü eli, ama mesleği gereği her gün yumuşacık kille temas ettiğinden olsa gerek, hassaslıklarını gösteren bir duruşu da yok değil." detaycılığı onu kendi başına bir yazar yapıyor. İnsanı ve kelimeleri betimleme, ifade etme yeteneği çok zarif, çok başarılı. Sadece insanları mı, romanda bir köpek var, köpek sahibi olarak söylüyorum bir köpek nasılsa, neler düşünebiliyorsa, olaylar karşısında nasıl davranıyorsa Saramago o derece sadece, o derece çarpıcı analtmış köpeği.

Kitaptaki deyimlerin, özlü sözlerin de hakkını vermek lazım. Gerçi özgün kitapta yazar anadilinde hangi özdeyişleri kullanmış bilemiyorum ama çevirmen türkçedeki muhtemel ve tam karşılıklarını başarıyla vermiş diyebilirim çünkü kitabın edebi kalitesi bana çevirmen iyi iş çıkartmış dedirtti.
304 syf.
·Puan vermedi
Üretelim tüketmeyelim, yani ürettiklerimizi tüketelim, ekmek elden su gölden tarzında yaşamayalım. Yaşamayalım ki hayatın tadı tuzu olsun, emeğin tadı psikolojik ve duygusal olarak çok farklıdır, şuan bu incelemeyi inşaatta ustaya harcını verip çay molasında içtiğim semaver çayı gibi.
“Tepemizdeki bulutlar ne kadar kara olursa olsun, onların üstündeki gökyüzü hep masmavidir.”
“...hem insan diktiği fidanın serpilip bir gün kendisini asacağı ağaç olacağını bilemez ki.”
“İlgi görmek her zaman hoş karşılanan bir durumdur ama insan doğası o kadar tuhaftır ki, ansızın, sırf iyi niyetten ve yürekten gösterilen bir ilgi bile zaman zaman insanı sıkboğaz edebilir.”
“İnsanların sözcük dağarcıkları, yaşadıkları ve hissettikleri her şeyi ifade edebilmek için çok yetersiz.”
“hayatımızda kendimizi olayların akışına bırakmamız gereken aşamalar olduğuna inanırım, direniş gösteremez gibi hissederiz ama bir an gelir ki ırmağın bizim istediğimiz yöne aktığını fark ederiz.”

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Mağara
Baskı tarihi:
Ekim 2014
Sayfa sayısı:
304
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786054927845
Kitabın türü:
Çeviri:
Sıla Okur
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Kırmızı Kedi
Baskılar:
Mağara
Mağara
Kentlerde giderek yayılan dev alışveriş merkezlerinin ve yaşam sitelerinin hayatımızda yarattığı değişiklikler üzerine, Saramago'nun her zamanki incelikli üslubuyla kotardığı bir roman, Mağara. Günümüz dünyasının yükselen trendleri olan tüketim ve steril yaşam mekânlarının sembolü olan bir 'Merkez'le, basit, geleneksel ama hakiki duygularla dolu üretken yaşamın sembolü yaşlı bir çömlekçiyi karşı karşıya getiren büyük usta Saramago, basit bir durumu hayranlık uyandıran felsefi bir alegoriye dönüştürüyor: Sıcak masalsı anlatısı ve sempatik karakterleri, devasa reklam kampanyalarıyla birer harikalar diyarı olarak sunulan yaşam projelerinin insan ruhunun Platonik mağarasından öteye geçemeyeceğini gösteriyor.

"Proust'ta olduğu gibi, Saramago'nun cümlelerinden birinin içine çekilmek de, bir dolambaçtan biçim alan bir dünyaya çekilmektir." The New York Times Book Review

"Hayatta kalma mücadelesi veren sıradan insanlara heyecanlı, muhteşem yazılmış, son derece büyüleyici, eski moda denebilecek kadar romantik, yer yer de çarpıcı bir bakış." Book Magazine
(Tanıtım Bülteninden)

Kitabı okuyanlar 202 okur

  • Adem Duru
  • Ramazan Yeşilkaya
  • Berfin atagün
  • SeYO
  • Ümit
  • Afaki
  • Tubas
  • Burcu Durgun Gökcan
  • yusfi 0000
  • piktobet

Yaş gruplarına göre okuyanlar

0-13 Yaş
%2.6
14-17 Yaş
%2.6
18-24 Yaş
%15.4
25-34 Yaş
%17.9
35-44 Yaş
%43.6
45-54 Yaş
%12.8
55-64 Yaş
%5.1
65+ Yaş
%0

Cinsiyetlerine göre okuyanlar

Kadın
%60.3
Erkek
%39.7

Kitap istatistikleri (Bütün baskılar)

Bu baskının istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%23.1 (21)
9
%29.7 (27)
8
%29.7 (27)
7
%11 (10)
6
%3.3 (3)
5
%1.1 (1)
4
%1.1 (1)
3
%0
2
%0
1
%0