Az önce mola veren otobüsten inenler, şu çocuk, şu yolcular, kaptanlar, muavinler, şu otobandan geçenler, az önceki uçaktakiler, terminallerde devinip duran şu kalabalık, bu metro istasyonunda koşuşturanlar hangi yüzlerin ardındalar? Bu bir kitaba benziyor. İçi yaşam dolu. Ama insan gibi de değil, karınca yuvası gibi.
Gizli yüzlerimiz var. Kilitli odalarımız. Anılarımız, acılarımız... En dokunaklı hatıralarımız da tıpkı yüzlerimiz gibi, yendiğimiz yenemediğimiz korkularımızı taşıyor.