firuze

firuze
@kasvetliroman
Sonbahar yağmurları çok acıtıyor kürek kemiklerimi. Sanki ıslanan kıyafetlerimin ağırlığı omuzlarıma değil zihnime çöküyor, müthiş bir kargaşaya sürüklüyor içerisini. Diz çökmek ve onlar susana kadar yalnızca ağlamak istiyorum ama çöktüğüm vakit bir daha asla ayağa kalkamayacağımı bildiğimden cesaret edemiyorum.
firuze isimli okura yanıt verildi
firuze
ama, sen yanımda olamayacağına göre artık bi' raki bi' de sigara lazim bana.
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
Sonbahar yağmurları çok acıtıyor kürek kemiklerimi. Sanki ıslanan kıyafetlerimin ağırlığı omuzlarıma değil zihnime çöküyor, müthiş bir kargaşaya sürüklüyor içerisini. Diz çökmek ve onlar susana kadar yalnızca ağlamak istiyorum ama çöktüğüm vakit bir daha asla ayağa kalkamayacağımı bildiğimden cesaret edemiyorum.
firuze isimli okura yanıt verildi
firuze
bana bi' rakı bi' de sigara ve bi de sen lazım.
Sonbahar yağmurları çok acıtıyor kürek kemiklerimi. Sanki ıslanan kıyafetlerimin ağırlığı omuzlarıma değil zihnime çöküyor, müthiş bir kargaşaya sürüklüyor içerisini. Diz çökmek ve onlar susana kadar yalnızca ağlamak istiyorum ama çöktüğüm vakit bir daha asla ayağa kalkamayacağımı bildiğimden cesaret edemiyorum.
firuze
Hep oldugu gibi, yalnızım. Hep olduğu gibi, artık alıştım ama biraz acı veriyor bazen gerçekten yalnız olduğunu anladığında.
Sonbahar yağmurları çok acıtıyor kürek kemiklerimi. Sanki ıslanan kıyafetlerimin ağırlığı omuzlarıma değil zihnime çöküyor, müthiş bir kargaşaya sürüklüyor içerisini. Diz çökmek ve onlar susana kadar yalnızca ağlamak istiyorum ama çöktüğüm vakit bir daha asla ayağa kalkamayacağımı bildiğimden cesaret edemiyorum.
firuze
artık ne yapmam gerektiğini bilemiyorum, sanki elimden gelen her şeyi yapmışım ama hepsi boşa gitmiş gibi hissediyorum. sanki bütün yollarımın sonu çıkmaz, hangi kapının kolunu tutup açmaya çalışsam hepsi kilitli ve onların anahtarlarını asla bulamazmışım gibi geliyor, bütün kapılar yüzüme kapanıyor ve ben öylece baka kalıyorum sonra sokağa çıkıyorum ama ne kadar ilerlesemde hangisine yönümü çevirsem de sonu çıkmaz sokağa çıkıyormuş gibi hissediyorum. artık tutunacak tek dalımın kalmadığı görüyorum, düşersem ellerimi tutup kaldıran kimsemin olmadığını, karanlık oda da sessizce sesim ve vücudum titrerken ağladığımı artık kimse fark etmeyecekmiş gibi, korktuğumda sarılacak kimsem yokmuş gibi, yarım kalmışım gibi. hiçbir kelime veya cümle ruh halimi tarif edemezmiş gibi, fazlasıyla yorgunum. kırılmış vazo, taşmış bardaktaki su, solmuş çiçek gibiyim. göz altlarım morarmış evden bi farkı kalmamış ve ben öylece kalıyorum. evim sandığım yerde aslında hep misafirmişim. hep bi umutla yola çıkıyor evimi bulmaya çalışıyorum ama o evi bulsam da içinde kendimi yabancı olarak bulurmuşum, kimsenin yuvası olmadım, kimseye de yuvam diyemedim. cidden yuva ne demek? karmakarışığım duygularım kontrolden çıkmış, kendimi anlatamayacak kadar belirsizlikteyim.
Sonbahar yağmurları çok acıtıyor kürek kemiklerimi. Sanki ıslanan kıyafetlerimin ağırlığı omuzlarıma değil zihnime çöküyor, müthiş bir kargaşaya sürüklüyor içerisini. Diz çökmek ve onlar susana kadar yalnızca ağlamak istiyorum ama çöktüğüm vakit bir daha asla ayağa kalkamayacağımı bildiğimden cesaret edemiyorum.
firuze
Susmuyor, zihnim susmuyor. Fireni boşalmış kamyon gibi yokuş aşağı giden bir zihnim var. Çok yoruldum çok.