Selamlar! Geçtiğimiz aylarda girdiğimiz Japon Edebiyatı dünyasına devam ediyoruz. Bu seferki poliyemsi bir roman. #japonklasikleri
Gerçek adı Taro Hirai olan yazarımız Edgar Allan Poe’ya hayranlığı nedeniyle Edogawa Rampo adını seçmiştir. Sherlock Holmes hayranı da bulunduğundan polisiye yazar olarak devam etmiştir. Kitap yorumundan önce sevgili çevirmenimize, meslektaşıma teşekkürler sunmak isterim. Vermiş olduğu bilgiler, notlar her şeyiyle kitabı okumasını bizim için kolaylaştırmış🩷
Bu kitapta 12 öykü bulunmakta. Kitap adını alan Aynalar Cehennemi’nden almış; bir adamın tutkuyla bağlı olduğu ayna biliminin sonunu nasıl getirdiğini anlatıyor. Başlangıç öyküsü olarak beğenmesem de devamında gelen İnsan Koltuk ters köşe yaparak yazarı sevdirdi. Bir gün isimsiz bir mektup alan kadın, aslında bir itiraf okur. Bu itirafta, kadının odasında bulunan koltukla ilgili geçmiş bilgiler ve detaylar yazmaktadır. Okurken ürpereceğiniz türden bir hikayeydi🩷 Kırmızı Oda da keza öyle. “Kazara” 99 kişinin hayatını sonlandıran bir adamı okuduk, okuduk da ne okuduk!
Kitabı beğendim, Japon Klasiklerine göre bir tık kalındı (224 sayfa) ama kesinlikle tavsiye ederim. Biraz Asya seyahatine var mısınız?
📚🔔 Tatil zili çaldı!
Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞
Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
Görüş alanımda kımıldayan tek nesne yoktu ama arkamda denizanası benzeri acayip mahlûkların omuz omuza verip koro halinde sessiz kahkahalar atmadığı ne malumdu?
Selam! Bugün kısaca yeşilçam draması, iğrenç bir aşk üçgeni, pick me girl-güçlü kız karması bir şeyler barından kitaptan bahsedeceğim.
Serinin ikinci kitabı bildiğiniz üzere. Ve şey diyorum: NEDEN BİZİ BU KADAR AYRINTILARDA BOĞDUN LEXİ? Kitapta 555 sayfalık bir olay yoktu. Bundan sonraki yazacaklarım spoiler niteliğinde olabilir.
Şimdi ilk kitap biterken Brie’nin sırtına saplanan hançerden devamla başlıyor. Brie kaçıyor kaçıyor vs. Yeni düşman kilidini Kraliçe Arya ile açan Brie, ordan oraya savrulurken Asi diyarın Misha’sıyla bilmeden tanışıyor. Yani Lark’ın dayısı olan Misha. İşte trust issues falan derrken yine Sebastian ve Finn’le yolları kesişiyor. İşte bi 100 sayfa falan aşk üçgeni okuduktan sonra efendime söyleyim biraz savaşmaya karar veriyorlar çünkü aşktan meşkten daha önemli şeyler var herhalde??? Arya bunlara baya kök söktürüyor. Sonra Brie’nin bitmek bilmeyen güçlerine yenisi ekleniyor ve bildiğimiz astral seyahatin gölge versiyonu da çıkıyor. Yani kız yatarken gölgesi gidip insan falan öldürüyor YANİ?? İşte Brie aşk üçgeninden zahmet olmazsa sıyrılayım diye karar verince Sebastian için googleda “pride meaning” diye arattım. Yeşilçam dramasını tam o kısımda dolu dolu yaşadık. Nayıırr nolamaz nolur benden vazgeç Sebastian
Özetin de özetiyle bu kadar kalın kitap olmasaydı keşke. Bir tık rs tetikleyicisiydi. İlk kitabı okuduysanız tabiki kesinlikle okuyun, sevgiler. 🩷