• Ama öylesine iyi ki, sanki benden vazgeçemezmiş gibi davranıyor, bu oyun da bana öyle tatlı geliyor ki inanmasam bile katılıyorum.
    André Gide
    Sayfa 21 - Can Yayınları
  • 328 syf.
    ·6 günde·Beğendi·10/10
    KEHRİBAR GÖZYAŞLARI



    “Kehribar insan gibidir, insan da kehribar gibi. Sahteleri vardır onun, gerçekleri de. Ve kehribar, bir ağacın asırlar öncesinden zamanın omuzlarına bıraktığı, gözünün yaşıdır. ‘Göz’ yaşıdır, ‘öz’ yaşıdır…”



    “Kalpte var olan sevgi, sözlere, davranışlara döküldüğünde daha da anlamlıydı.”



    “Eğer acılar insan beyninde, hatırasında hep ilk andaki tazeliğini korusaydı, yaradılış gereği buna dayanma gücü olmayan ruhumuz, karşılaştığı büyük travmalarla muhakkak tarumar olurdu.”



    Eserdeki karakterleri bu defa yazmıyorum çünkü 77 kişi var ve okurken arada takılıp aldığım notlardan kim kimdi diye baktım. Köyde telefonların çekmemesi konusu anlatılırken internetten uzak kalınarak insanların birbirine yakınlaşması ve eskiden olan değerlerin yaşanması ne güzel. Aslında günümüzde ne kadar teknoloji bağımlısı olduğumuzu ve bu nedenle dostluklar ve arkadaşlıkların bile bir kenara konulması da ifade ediliyor.



    Dr. Süreyya’nın başarılarını bende takdir ettim. Büyük bir iş aşkı ile görevlerini yerine getirmesi harikaydı. Savcı Kemal beyin konuşma şivesi de gülümsememe sebep oldu. Kemal beyin sayesinde de Avukat Mehmet bey ile tanışmaları ve sonrasında gelişmelerin güzel olması beni de mutlu etti. Hep birlikte hareket ederek cinayete kurban giden kızın gerçek kimliğine ulaşılması ve sonrasında yıllar öncesine çıkan bir bağlantı olması büyük bir tesadüf müydü? Yoksa kader miydi? Yalnız cinayet nedeninin eserde yazılmaması beni merakta bıraktı…



    (‘Ben zorluk çektim, çocuğum çekmesin’ düşüncesini sağlıklı bulmuyordu Fahrettin Bey.) diye yazan kısmında bende aynı düşüncedeyim, çocuklarımızın zorlukları görmesi ilerde onlara çok büyük fayda getirecektir. Çocuklara minik sorumluluk yükleme fikri güzeldi ve bende Fahrettin ile Zehra’nın bu düşüncelerine katılıyorum.



    3. Bölüm sonunda Tesbihçi baba ve Sefa ile yapılan sohbet çok güzeldi. Tahir bey öylesine güzel konuştu ki bende Sefa gibi hayranlıkla dinledim. 8. Bölümde yazarımız gurbetçilerin duygularını öyle güzel anlatmış ki etkilenmemek mümkün değil. Bazen benimde düşündüğüm oluyor, akrabalarım anadan, babadan uzak yaban ellerde… Aileye hasret, hasta olsalar hemen gelemiyorlar. Yurdumuz gibisi yok, iyi ki memleketimde yaşıyorum…



    Sayfa 210 da Baki’nin yaptıkları beni de duygulandırdı. Gözlerim dolu dolu oldu… Küçücük bedende nasıl kocaman bir yüreği var… Bu arada dilenci kampını hiç duymamıştım, çocukların kiralanması da neydi öyle…



    Eserde işlenen konu kaçırılan ve kayıp çocuk olayları, günümüzde o kadar olaylar oluyor ki… acılı ana-babalar… yürek acıları ardı sıra sıralanıyor… onların çocukları kayıp oluyor, cinayete kurban gidiyor ama bizlerin de yüreği parçalanıyor… Eserde kayıp çocuk için ekibin canla başla yılmadan çalışması ve ne olursa olsun sonuca ulaşmaları bambaşkaydı. Hele son satırlarda yaşanan duygu yoğunluğunda bende gözyaşlarımı tutamadım… Yazarımızın eline yüreğine sağlık diyorum ve arkadaşım Gülseven iyi ki Bursa kitap fuarında tanıştırmış diyorum. Yazarımıza bol okuyucular diliyorum ve yeni çıkmış olan eseri *KRİZANTEM* i de merak ediyorum.



    #ilhamiakan #kehribargözyaşları #okudumbitti
  • "... Şiirin kendi yazıldığı dile bile çevrilemeyeceği kanısına da katılıyorum."
  • 200 syf.
    ·7/10
    Çocuk eğitimi ve davranış yönetimi konusunda faydalı, pratik bilgiler içeren kitap anne babaların okuması üzerine yazıldığı iddia edilse de öneriler daha çok anne/çocuk dialogu üzerinedir.
    Malum çocuk yetiştirme kadının üzerine tek taraflı olarak çok büyük oranda bırakılmış bir süreçtir. Çocuğunu canından öte gören kadınlarımız bunu memnuniyet olarak gördüğü için toplumdaki erkekler bu lütfa balıklama mazhar olurlar. (:

    Örnekler ile kolay okunabilen kitap, konulara aşina olanlar için bir çırpıda biter, bu tür kitap okumayanlar için ise son derece aydınlatıcı bilgiler sunmaktadır.

    Konu başlıkları;
    1- Anne/Babalık Sanatı
    2- Çocuğunu Kabul Edebilmek
    3- Kabul Edilemez Davranışlara Engel Olmak
    4- Nasıl Bir Disiplin?
    5- Çocuklar Neden Söz Dinlemez?
    6- Çocuğu Dinlemek
    7- Anne/Babanın Kızgınlığını Duyurması
    8- İyi Anne/Baba Olmak Aşırı Koruyuculuk mudur?
    9- Karşılıklı Güven

    Dinleme üzerine “katılımlı dinleme” başlığı önemli bilgiler içermektedir.
    Kadının yani annenin mutluluğuna dem vuran başlıklara ise sonuna kadar katılıyorum. Yazarın belirttiği gibi ancak mutlu anneler mutlu çocuklar yetiştirebilir.
    Kadına değer vermeyen, ezen, hor gören, şiddet uygulayan bir toplumda dünyaya gelen çocuklar hayata 1-0 eksik başlamaktadır. Bunu önlemenin yolu eğitim, eğitim ve eğitimdir. Her iki insan türünün eğitimi kastedilmekle birlikte teraziye koyduğumda bir insan türüne %51 eğitim diyorum. (: