• 35 yıllık otobüs şoförüyüm.İsmim Hayri Okumuş.Soyadim gibi okudum,tahsil gördüm bu yollarda milletin hikayelerinin pesinde.Adım gibi hayırlı hizmetlerde bulunurum hiç surat asmadan senelerce,mesafeleri yakınlaştırarak sevdiklerine .Emektar Kazım kimlere bağrını açtı,kimleri yüreğinde misafir etti saymakla bitmez.Onur konuğu bendim tabiki.En cok ben sürünce sevinirdi,rahatlardi cünkü.Hürmet ederdim kilometrelerce gittiklerine.Taşıdıklarına.En cok o anlardi ,en cok o dinlerdi beni.Simdiki kıytırık sözüm ona gıcır otobüsler çıkınca hurdaya gömdük cenazesini.Hırıltılarına,boğuk boğuk öksürüklerine tahammülü yok şimdiki konfor düşkünlerinin.Yok kliması çalışmazmış,yok sular sıcakmış,yok bilmem neymiş.Ne anlarlar ki derdiyle değerlenenlerin , hatıralara kucak açanlarin eskimeyen ve de eksilmeyen kıymetini . Yeniledikce silinmez ki yüreğimize dokunanlarin parmak izleri.

    Anons veriliyor .

    " İyi akşamlar, İstanbul – Hatay seferi yapan KT1000 sefer sayılı Yediveren Turizm'in Saygıdeğer Yolcuları otobüsünüz 5 dakika içinde kalkacaktır.Otobüsteki yerlerinizi alınız lütfen.Otobüsünüz 5 dk içinde hareket edecektir.Bizi tercih ettiginiz icin tesekkur eder,iyi yolculuklar dileriz."


    Otobüsteki yerimi aldım.18 saatlik uzun bir yolculuk bekliyor bizi.5 dakikanın dolmasını beklerken otobüse binen yolculara tebessüm edip,direksiyonu vesaire kontrol ettim.Isıldayan gözlerle "Kolay Gelsin Kaptan" selamlarını işitince yüreğime esenlik veriyor bazı yolcular.Sükür ,kedersiz bir yolculuk geçecek belli diyorum o zaman .Cok geçmeden burnunu sürekli çekip,ellerindeki mendille içli içli gözyaşlarını gizlemeye çalışan yolcularla göz göze gelince "kalbimin kalbine dokunurcasına sakladığım acılarım" yeniden günyüzüne çıkacakmışcasına korkarım,akordum da bozulmaya başlar.Ayrilik,hasret gibi duyguları kalbim de onlarla beraber yüklenerek, kaldırması güç bir bavulla yığılırım ben de koltuğuma .


    Gece yolculuklarını çok severim.Bundan dolayi hep de geceyi tercih ederim yapacagim seyahatlerde.Gece olunca yolcular uykunun kucağına emanet bırakırlar çoğu zaman yüklediklerini.Bazı zaman otobüse bebekli bir aile binince iş değişir tabiki.Sessizligin büyüsünü bozmak için yarişan cıyak cıyak bağırtılı ağlayislari yok mu çileden çıkarır insanı.O zaman direksiyona yüklenirim de yüklenirim,vitesi yükseltirim.Ayağim gazda. Yakarım bir cigara üç-beş...Püfletip dururum sıkıntıdan.Bebek cıyakladıkca kafam zonk zonk ağrımaya başlar.Zavallı annelerine tövbe ettirirler,bir daha uzun yolculuk yapmayacaklarina dair.Etraftaki yolcular bakışlarını onlara yöneltip göz taciziyle öf'leyip püf'lemeye başlayınca garibim anneler ne yapacaklarını şaşırıp, saklanacak bir köşe aramaya başlar.Otobüsün koridorunda bir ucundan annesi,diğer ucundan da babası dört elle sallayarak susturmaya çalıştıkları battaniyeyle kafalarına kadar çekip gizlenmek ister aileler, başkaları daha fazla rahatsız olmasın diye.Yolcular muavini başıma gönderip gönderip şikayetlerini hiç eksik etmezler.Söylenmeye başlarlar bu tarz bir yolcuyu otobüse aldığım icin.Yahu benim ne günahım var, anlayış göstersenize biraz.Yahu ben koca otobüsümle onca insanı şikayet dahi etmeden beşik sallar gibi piş pişş pişliyorum bunlar minnacık bebeğe garez edip ,asabımı bozuyor.Soför değil miyim arkadaş indireceksin en yakın molada.Yakalarından silkeceksin.Cekilmiyor bu tiplerle yolculuk.

    Kimi yolcular da tepelerindeki cılız ışığa aldırış göstermeksizin hoplaya zıplaya çevirirler okudukları kitabın sayfalarını.Kendilerini kitabın sayfalarına bırakıp, tabelaların yönünü çevirmeye çalışırlar kendi kalbi derinliklerine doğru .Kulakliklarindaki müziğin sesini açıp ,etraftan soyutlamaya başlarlar kendilerini.Kimi yaşlı teyzeler çantalarına sakladıkları elmalarla olmayan dişleriyle gacır gucur ettirerek midemin iştahını kabartirlar.Yahu insan bana da bir ikram eder.En önde oturan yolcular pür dikkat sabitledikleri bakışları ile ablukaya alırlar kelimelerimi çok konuşup da kaza yapmayayım diye.Hele sevdiğim müziğin sesini birazcık açınca,içtiğim sigaranın dumanı gayriihtiyari esen rüzgarla yüzlerini yalayinca yalandan öksürmeye başlarlar rahatsızlıklarını belirtirler yüzlerini ekşiterek.

    Kimi yolcularsa sırtını koltuğa yaslayıp, görünürde pencereden disarıyı seyrediyor gibi gözükse de çok uzaklara, bambaşka duygularla yaptıkları seyahatle kalbinin yollarını hor kullanır, aşındırır kendilerini.Daldıkları kuyudan çıkarmasını beklerler otobüsün onları.Aşmasini bekler aşılmazlarının.Otobüsün geride sektirmeyip ağaclari,dağları hızla geçişi gibi yollara emanet bırakırlar hatıralarını,özlemlerini ,
    hüzünlerini.Pırıl pırıl bir güne neşeyle uyanmanin özlemiyle yollardaki beyaz çizgileri ucu ucuna ilmekleyip bağlayarak,onlara sımsıkı tutunarak gönüllerinin istirahat edeceği tabelayla cıkışın,insirahin izini sürerler kayboldukları zifiri kuyudan.

    Muavin çay ,kahve servisine başlar.Yolcular silkelenip bir yudumda canlanmaya başlar.35 yıllık şoförlük hayatımda şu dikiz aynası ne hikayelere şahitlik yaptı bir bilseniz.Onlarin hikayesiyle kalbi irtibat kurup,kendi hikayemi mayalayıp her zamanki gibi yollara sığınırım ben de.

    -Kamiiiiiiiiiil...
    -Bir okkalı kahve bana da.
    Dertler koyu,yıllar boyu ...

    Kamil getirir kahvemi.Cigaram düşmez elimden üst üste iki, üç,dört.Radyoyu karistiririm.Bir frekansta cakılı kalır arabesk yüreğim aniden.Ah be Müslüm Baba'dan...

    "Ne çabuk tükendi olduğun günler
    Yine mi hasretler yaşayacağım
    '
    '
    '
    Gitme gitme gitme ne olursun"

    Ah be Nalan seninle hayaller kurarken nasıl da beni sensizliğe ittin.Senden sonra tabelalar küstü bana.Yönümü kaybettim.Sen beni sensiz bıraktın başka bir adamla evlenerek.Duydum ki çocukların da olmuş.O günden beri bıraktım kendimi yollara.Düsürdüklerimizi toplasa da getirse,seni bana diye.'Hayalle yaşarken gerçek dünyada ,zamanı içmisiz haberimiz yok'.

    Harcanıp gitmisiz,acı günlere gözyaşı ekmisiz haberimiz yok.Yaktın be Müslüm Baba .Yeter yollara akıttığımız gözyaşları.Ömür geçiyor be Nalan.Meğer aynı kitaba bakıp farklı hayallerin sayfalarını çevirmişiz seninle. Eriyip gidiyoruz.Gözlerimden süzülen yaşlarla,yüzüme yüzüme vuran güneşin ışıklarıyla kavrulan yüreğimle birlikte ızdırap çeken ruhum gökkuşağına kavuşsun istedim çok mu ? Şunu unutma ama Nalan seni seven kalbim otobandan hiç sapmadi,istikametini şaşırmadı. Çok geç.Gitme,gitme ne olursun.Gidersen bir daha dönmeyeceksin.

    Gizlemeye çalıştığım el hareketiyle yanağımda süzülen gözyaşlarımı hızla silerek,muavini çağırdım yanıma.Saatime baktım.Epey zaman geçmiş.Hatiralarimda boğulmusum resmen.Evladim mola anonsu verir misin?Muavin mikrofonu burnuna ve ağzına yapıştırarak boğuk boguk çıkardığı kalın sesiyle ;

    -"Sayın Yolcularımız otobüsümüz yarım saat yemek ve ihtiyaç molası verecektir.Lutfen degerli eşyalarınızı otobüste bırakmayınız.Kaybolan eşyalarınızdan firmamız kesinlikle sorumlu değildir.İyi yolculuklar dileriz.Tesekkurler."

    diye papağan gibi sıralamaya başlar talimatları ezberinden Kamil ...

    ~Bizim kayıplarımız ne olacak peki evlat dedim sessizce mırıldanarak...~

    Ben ise kendi hikayemi kucaklayıp dikiz aynasindan yüzleştiğim hikâyelerin üstüne beyaz bir şerit çekip yollara bırakırım hislerin mezar taşlarını.Yollar yutar çünkü geçmişin enkazını.Lavobaya gidip yüzüme soğuk su serperek çıkmaya çalışırım gömüldüğüm gecmisimden,tatlı hatıralarımdan.

    Mola bitti.Hangi durakta kalmis olursa olsun yureginiz, yolculuk ve hayat devam ediyor.Sonu mutsuzluk bile olsa sırf beraber yürümek ,beraber yolculuk yapmak için bile birkaç tatlı anıyla idare edersiniz buruk bir gülümsemeyle.İcimiz guzel goruntulere muhtaç.Anilarla teselli oluyorum ben de. Gönlümüzün istirahat edeceği yüreklerle icimizin yollarının kesişmesi dileğiyle.Aynı yönde seyir eden,plakası belli olan gönüllerle karsilasmak dilegiyle.Rabbim kalp kazalarından muhafaza etsin bizleri.Onun etkisi çok daha feci.İyi yolculuklar.
  • "Başıma gelmez dediğim onca şeyi yaşamakla geçiyor hayatım.Ne kadar da güçlüymüşüm meğer.Asla dayanamam dediğim her şeyin fazlasına bile dayandım.Kimseyi bir kez bile kırmamak için uğraşırken,kendimi bin parçaya böldüğümü çok geç anladım.Yıllar hiç geçmeyecek gibi gelirken,ömrüm tükenmiş,kalbim yorulmuş,yaşım zaten almış başını gitmiş.Bazen Sezen Aksu şarkısı takılıyor dilime şimdi bana kaybolan yıllarımı verseler sonra mırıldanıyorum kendi kendime 'o yılları sana geri verseler sen yine kaybedersin'....."

    (Alıntı)
  • Tıpkı dizinin kalan son bölümlerini, bitmesin diye izlemeyi hep ertelediğim gibi bu kitaba da bir türlü başlayamıyordum. En sonunda artık neyi bekliyorum ben deyip başladım. Her şey düşündüğüm gibi oldu ve muazzam bir kitap okudum. Her sayfasında ayrı bir hüzün ayrı bir sevinç yaşadım. Diziyi izlerken aldığım o eşsiz tatlar uzaklaşmamış, değişmemiş bu kitapta da beni bekliyordu.
    Size Lm ile ilk karşılaşmamı anlatayım. Yıllar evvel bir gün televizyonda  kanaldan kanala gezerken denk gelmiş ve sadece bir dakika kadar izleyip " bu ne saçma bir şey yaa " diyip değiştirmiştim. Ön yargılarımın kurbanı olduğum onca andan birisi.   Ve malesef bu yüzden finalinden çok sonra başladım aslında izlemeye. Kısa bir zamanda günde 2 3 bölüm kadar izleyip epey ilerlemiştim her anım lm ile doluydu nerdeyse. Tabi sonunu falan da öğrendim bu sırada istemeden. Bu bile değiştirmedi duygularımı aynı sevgiyle merakla izlemeye devam ettim taa ki sonuna çok yaklaşana kadar...
    Ara verdim çünkü bitmesin istedim, hâlâ da bitmedi. Kitap sayesinde çok çok özlediğimi farkettim ve devam etmeye karar verdim kalan bölümlere. Ama onlar da bitince ne olacak bilmiyorum kitap da zaten bitti. :((( Şu an sadece bu hüznü yaşıyorum. Keşke hep devam etse bir şekilde kitap, dizi, film hiç farketmez. Ama tabii bu kitap bile lm hayranı tayfa için büyük bir nimetti es geçmemek lazım. İyiki yazmış Burak Aksak ' da bizde tekrar güzel insanların güzel hayatlarına konuk  olduk. 

    Diziyi hiç bilmeyip kitabı okuyanlar bilmem ne hissetti ama diziyi çok sevipte okuyanlarla eminim aynı tadı almamışlardır. Çünkü kitabı okurken kişilerin ağzıyla okumayı bile bilmiyorlar nasıl tam zevkine varabilirler ki? O yüzden diziyi hiç izlemediği halde okumayı düşünen varsa bence önce kesinlikle diziye başlayın ve daha sonra kitabı okuyun derim.

    Şu an hâlâ Leyla ile Mecnun'un aşkı, İsmail abinin bitmeyen umudu, Yavuz'un fedakarlıkları, Erdal bakkalın sinir bozucu ama bir o kadar da yumuşak  olan kalbiyle doluyum. Yüzümde hâlâ buruk bir gülümsemeyle lm izleyeceğim.
    Kendinize çok  iyi davranın kendi çölünde kaybolan dostlarım... 

    Ve son olarak da şunu bırakayım belki bunları da özlemişinizdir...

     https://youtu.be/tF6chaYrOcY

    O gemi bir gün gelecek...
  • Dağların eter kokusunu derin derin soludu. Yıllar önce ölmüş annesini düşündü. Sel sularının hızla akıp gittiği bir kanyona dönüşmüş geçmişini , önce çatlayıp sonra kaybolan , unutkanlık karşısında yitip giden anılarını düşündü.
  • +Seni hiç tanımayan birine yıllar boyu aşık oldun mu? Hem cebinde beş lira bile yokken.
  • " Seni hiç tanımayan birine yıllar boyu aşık oldun mu? "