• Haykırmak istediğim çok şey var. Büyük kayıplar yıkacak değil bizi. Açıkça birbirimizle konuşamıyorsak ben ağlamak, bağırarak ağlamak için bahçenin yeşillikleri gerisindeki odama geçiriyorsam, biliyor musun, ne güzel ağıtlar içinde uyuyakalamak?
  • Bir kadının yüzündeki gülümseyişi unutmak, güneşin buruşması gibi bir şeydi. Yaz sıcağı gibi varlığını duyuran ama kendi görülmeyen bir güneş; bu güneşle yaşamak, bu güneşin kendisi yokmuş ama sıcağı varmış gibi yaşamak... Duvarlara vuran ürkek gölgelerine bakarak varlıklarına inanmak... Saklı kayıplar gibi aramızda ama görünmeden yaşamak zorunda bırakılmış kadınların yokluklarıyla yoksullaştırdığı bu dünya, bu ıssızlık canını acıtıyor, etine batıyor. Belki de bu yüzden etinin çürüdüğünü hissediyor, belki de bu yüzden gövdesini aşıp gitmek istiyor. Bu da bir gurbet. Gurbetin birçok çeşidi olduğunu unutmuştu.
  • Eserin konusu; eski bir özel harekatçı olan Cemil Sarı'nın kendine göre aklında farklı enstrümanların çaldığı senfoninin susmayan sesleri...
    Herkes aklında farklı bir ritmi tutturmuş olsa da Cemil'in aklından geçenler ise sebebini hatırlayamadığı geçmişinin bulanık anıları....
    Bu senfoni aklının odalarından çıkıp, ete kemiğe bürünmesi ile kitap psikolojik olarak ilerliyor...
    Yunus Emre Eroğlu karakteri iyi analiz edip, arka planda kalan cinayet kurgusu ile harmanlayıp, başarılı bir esere imza atmış. Kitapta hızlı bir polisiye kurgu olmamasına rağmen, Cemil Sarı'nın hayatında ki en ufak bilgiyi kaçırmamak için sayfaları merakla çevirdim. Betimlemeler oldukça iyi...

    Cemil'in babası, kadına değer vermeyen, sadece kendi egosunu tatmin eden ve çocuğunun öz güvenini yıkmak için onun çocuk ruhuna zarar vererek yarattığı travmaların, yıllar sonra bu çocuğun hayatına nasıl yön vereceğini acaba hesap etmiş miydi?
    Bu travmalar ve yaşadığı kayıplar ile iç konuşmaları olan, sanrı ile gerçeği ayırt edemeyecek kadar aklını, kendini sorgulamaya çalışan bir insana dönüşmesinin adı Cemil Sarı...

    Aktif olarak cinayet masasında görev yapan Cemil, sürekli gittiği psikiyatrı Doktor Simay'ın kendine yardım etmesi için iç dünyasını açmaya çalışmaktadır. Bu ara işlenen cinayetler ise cinayet büroda şüphelilerin ortaya çıkması ile Cemil'in hafıza kayıpları ile ekibi zor durumda bırakmaktadır...

    Cemil, asosyal, etrafını duvarlarla ören, ölümü ve kayıplarını sürekli hatırlamaya çalışan, sevgisiz büyümüş ve hayata tutunmaya çalışan, erken kaybettiği annesine özlem duyan, büyümeye çalışan ruhunu kaybetmiş bir çocuk...

    Ben çok beğenerek okudum. Ebeveynlerin çocuklarını sevgisiz büyüterek, kendilerince onları disipline etmek adına uyguladıkları psikolojik şiddetin sebeplerinin ileri ki dönemlerde kendi çocuklarının birey olarak kayıp olup gittiklerinde nasıl bir vicdan muhasebesi yapıyorlar?
    Bu eser de olduğu gibi onlarda yok olup gidiyorlar mı acaba?
    Psikolojik eserleri seven her okura tavsiye ederim...
  • Gerçek kayıplar vardır,bir de mecazi kayıplar. Aslında vardır ama yoktur. Kaybolduğu dün gibidir. Eskiden olduğu gibi değildir. Bir yerlerde gizlidir. Görünmeyendir. Üstüne daha fazla düşünülmeyendir. Kendi halindedir. Akıştadır. Öyle olması gerekir. Çünkü “zaman” geçer. Sormadan geçer. “Keşke”yi barındırmaz içinde. “Hata”yı affetmez. “Son pişmanlık” fayda etmez. Keskin bir bıçak gibidir. Belki “zamanla” körelir. İnatla bileriz. Kesmez olur. Sonra yenisi gelir belki daha keskindir. Bilinmez. Hayat bu değil midir? İmtihandır. Hangi yürekte ne olduğunu da bir Allah bilir...
  • En çok beklediğin bir olayın veya bir durumun sen vazgeçtiğin ya da ertelediğin bir zamanda gerçekleşiyor olması şansızlık değil de nedir? Herkesin hayatında en az bir kere bunu yaşamış olduğunu varsayalım,ne büyük kayıplar..Bir de bunun geri dönüşünü yapmayanlar daha da perişan. Işte ben hayatı az çok anladığımı sandığımdan kendimce pusu kurdum, tam olarak şöyle: Olmasını istediğim olayı aslında başka bir seçim yaptıktan sonra karşıma çok rahat çıkacağından mütevellit ikinci seçimi çok rahat bir edayla kabul etmeyi planlıyorum. Ne de olsa hayatın gerçek kuralı var, umarım vardır yoksa bu da hüsranla sonuçlanacak. Hayatın,benim düşüncelerimden haberi var mıdır tek akıllısı ben miyim dünyanın mamafih kendimi kandırıyorum.
  • ''Kayıplar insanları değiştirir. Bu bazen kötüdür, bazen iyidir.''