Atatürk, arkasında "mânevî miras olarak hiçbir âyet, hiçbir dogma, hiçbir donmuş ve kalıplaşmış kural bırakmadığını" belirtir; "Benim mânevî mirasım, bilim ve akıldır" der.
Sayfa 173 - Kaynak Yayınları, 3. Basım: Şubat 1995·Kitabı okudu
Kemalist Devrim önderleri, dini, 1924 yılından önce bilime ve akla uydurmaya çalışmışlardı. Halifeliği kaldırdıktan sonra, bu uzlaştırma çabasını terkettiler, tersine din ile bilim arasındaki çelişmeyi gözler önüne sermeye önem verdiler, dinsel dogmaları bilimin verileriyle çürüttüler. Atatürk ve arkadaşlarının açıklamalarında, ders kitaplarında ve yasa gerekçelerinde hemen göze çarpan, başlıca ideolojik mücadele teması budur.
Sayfa 172 - Kaynak Yayınları, 3. Basım: Şubat 1995·Kitabı okudu
Kemalist Devrim, feodal parçalanmalardan kurtulmuş, çağdaş ve demokratik bir sanayi toplumunun insan malzemesini yaratmak amacıyla, halkı ideolojik ve kültürel yönden yeniden biçimlendirmeyeyönelmiştir. Devrimci burjuvazi, bu programını uygulamak için, emekçi kitleleri de dönüştürmek zorundadır. Ortaçağ insanıyla, kapitalist-burjuva toplum kurulamaz. Bu nedenle Atatürk, "milletin beynini paslandıran ve uyuşturan" Ortaçağ kültürüne karşı savaş açar.
Sayfa 172 - Kaynak Yayınları, 3. Basım: Şubat 1995·Kitabı okudu
Laiklik, insanlık adına bu dünyayı Allah'tan (gerçek hayatta "feodal hakim sınıftan") geri alırken, Allah'a da bu dünyanın dışında bir yer veriyordu. Laikliğin, bir felsefe olarak Tanrısızlıktan (Ateizm) farkı da buradadır. Ateizm, Tanrıyı kabul etmez. Laik hareket ise, Tanrısızları da kucaklamakla birlikte, kendi iç dengesini, din ve ve bilim hayatını dunya işlerini birbirinden ayırarak kurmuştur. Laikliğe göre, dinsel ideoloji, siyaseti, ekonomiyi, ahlâkı, kültür yönlendiremez. Bunun anlamı, dinsel ideolojinin, merkezdeki temel kavramı Allah'la birlikte maddi dünyanın dışına sürülmesidir.
Sayfa 144 - Kaynak Yayınları, 3. Basım: Şubat 1995·Kitabı okudu
Özgürlük, ideolojik düzlemde, dinlere karşı, yüzyıllar boyunca devam eden bir mücadeleyle ve milyonlarca insanın canı pahasına kazanıldı. Sonunda, demokratik devrimini gerçekleşiren ülkelerde, "dokunulmazlık ve kutsallık", Allah'tan insana geçti. Laiklik, Allah ile insan arasındaki ezelî çelişmeyi, insan yararına çözdü; Allah'ın niteliklerini soyut insan kavramına aktardı.
Sayfa 136 - Kaynak Yayınları, 3. Basım: Şubat 1995·Kitabı okudu