Hepimiz büyük bir tımarhanenin parçasıyız. Orada doğuyor, büyüyor ve bütün hayatımızı orada geçiriyoruz. Hayatta elde etmeye değer her şeyi elimizden kaçırdığımızı fark etmiyoruz. Mutluluk ve huzur dediğimiz şey mutluluk da değil, huzur da. Hayat dediğimiz şey muhtemelen ölümden daha kötü ama bunu fark etmek çok zor. Etrafımızdaki dünya gürültülü bir karmaşa, rahatsız edici bir sözcükler atmosferiyle dolu. Böyle bir ortamda bizi iç huzuruna ve sükûnete götürebilecek yolları unutuyoruz. Yine de bu ülkedeki (ve bu ülkenin dışındaki) birkaç kişi, kendi içlerinde bir ıssızlık ve sessizlik adası bulabildi.
Unutma; uyku ve meditasyon bir bakıma benzer olsa da başka bir açıdan farklıdır. Uyku yalnız ama uyur vaziyette olduğun anlamına gelir. Meditasyon ise yalnız fakat ayık olduğun anlamındadır. İkisi arasındaki tek fark budur.
Meditasyonun ilk anlamı, kişinin kendisinin farkına varmasıdır. Şuurunuz yerinde olduğu sürece bilinciniz her daim bir şeylerin farkındadır ama asla kendisinin farkında değildir.