YAŞIYORUM...
Her gün bulunmak istediğiniz hayatta değil de bulunduğunuz hayatta an'da kalarak, kendi seçimleriniz ve düşüncelerinizle hareket ederek, sevgisiyle, hüznüyle, kabullenerek "yaşıyorum" bu hayatı diyor musunuz? Yoksa pişmanlıklar girdabında bir kara delik gibi içinize mi çekiliyorsunuz? Gitmek, yok olmak, var olmamak, yaşamamak... Kitabın baş karakteri Nora Seed sevgisizliği ve o sevgisizliğin getirdiği kayıpların acısıyla yaşamak istemediği bir anda intihara kalkışır ve kendini "Gece Yarısı Kütüphanesi" nde bulur. Hayatında yaşamak istediği bir çok olasılığı barındıran kitapların olduğu bu kütüphanede dilediği, hayalini kurduğu, pişmanlıklarını yaşadığı, keşke dediği, mutluluğu ve tüm hayatlarını yaşama şansını yakalıyor ve merakla bizi içine sürüklüyor.
Nora gibi "Pişmanlıklar Kitabı'' nı elimize aldığımızda acaba ne tür pişmanlıklarımızla yüzleşir olurduk ? Tam o esnada kitabı okumayı bıraktım, düşündüm... Bu hayatta hayalini kurduğum ve yaşamadığım bir çok şey olduğunu gördüm ve hayallerimi yaşamak için hiç bir şey yapmadığımı da gördüm. Hayatımızı yönlendiren biz miyiz yoksa sevdiklerimiz tarafından mı şekillendiriliyoruz. Okumak istediğimiz okul, yaşamak istediğimiz yer, iş, eş, mükemmel evlat, "Hayır" dediklerimiz, "Evet " demek zorunda kaldıklarımız, sürekli yaşadığımız her an için birilerini sorumlu tuttuğumuz bir hayatta hangi tercihler bize aitti? Yaşamı ne kadar kabulleniyorduk? Ölümü, sevgiyi...
Bir sonraki anı düşünürek geçirdiğimiz her an, yaşadığımız şu anı ve fırsatları kaçırmamıza neden oluyor. Gökyüzünün sonsuz olduğunu, kendi tercihlerimize sadece kendimizin hesap verdiği mutlu ve ya mutsuz her şeyin öğretici olduğunu, sevginin iyileştirici gücüne inanmamız gerektiğini gördüğümüz de her şey olmamız gerekmediğini her şeyi