Eyyüp Keleş

Eyyüp Keleş
Paylaşımlarım kendime ait notlardır
Kaygının amacı organizmayı korumaktır, ona zarar vermek değildir.
Sayfa 72·Kitabı okudu
“Kötü bir anıyı unutmanın en iyi yolu güzel bir tanesiyle değişmektir.”
Depresyonun en önde gelen belirtisi üzüntü ve mutsuzluktur. Ancak bu üzüntü ve mutsuzluk, normalde yaşanandan çok daha yoğun, sık ve uzun sürelidir. Kişinin kendini kötü görmesini ve geleceğe ilişkin karamsarlığı da içerir. Normal üzüntü duyguları çoğunlukla birkaç saatte veya birkaç günde geçer. Birey normal faaliyetlerini yürütür. Kendini suçlamaz ve geleceğe ilişkin karamsarlığa kapılmaz. Depresyondaki üzüntü ise hem şiddet, yoğunluk, sıklık ve süre açısından fazlalık hem de nitelikçe bazı farklılıklar gösterir. Depresyonun ikinci önemli belirtisi, kişinin hoşlandığı faaliyetlerden artık hoşlanmaması ve zevk almaması, ilgisinin de kaybolmasıdır. Kişi için yıkanma, giyinme, ev işleri gibi basit faaliyetleri bile yürütmek son derece zorlaşır. Depresyon iş, aile, sosyal yaşam gibi hayatın önemli alanlarında bozulmalara yol açar. Giderek o kadar kötü bir hal alabilir ki, kişi gelecekle ilgili umutsuzluğa kapılarak ölümün tek çözüm olduğunu düşünebilir. Depresyonda görülebilecek diğer belirtiler: • Pişmanlık, suçluluk duyguları • Kendine güvende azalma, kararsızlık • Durgunluk, az konuşma, az hareket etme • Sinirlilik, huzursuzluk, bazı zamanlarda yerinde duramama • Kolay yorulma, enerji azalması • Dikkati toplama güçlüğü, unutkanlık Uyku bozukluğu (aşırı uyuma ya da uykusuzluk) • İştah değişikliği (iştahta artma ya da azalma, kilo kaybı veya kilo alımı) • Bedensel şikâyetler ve ağrılar • Cinsel istekte azalma • İntihar veya ölüm düşünceleri Bir kişide depresyonun varlığından söz edebilmek için bu belirtilerin en az beşinin var olması, belirtilerin günün hemen hemen tamamında hâkim olması ve en az 15 gündür devam etmesi, yani bir süreklilik göstermesi gerekir. Yukarıdaki belirtilerden yola çıkarak depresyon tanısı koyabilmek için son bir ek koşul daha
Sayfa 68·Kitabı okudu
Gerek dış gerekse iç gerçeklikten kaynaklanan duygularımızın asli görevi bize ne olmak ve nasıl yaşamak istediğimizi, yani değer ve ideallerimizi göstermektir. Duygularımızın bu yönünü iyi anlar ve onları iyi değerlendirirsek hayatımızı genellikle olumlu yönde etkileyip geliştirirler. Ancak olumsuz duygularımızı çeşitli nedenlerle yanlış değerlendirirsek, hayatımızı olumsuz yönde etkileyip sağlıksız davranışsal sonuçlara yol açabilirler. Bu olumsuz sonuçlara yol açan şey, o duygunun kendisi değil, o duyguyla ilgili değerlendirmemiz ve bununla ilişkili davranışlarımızdır.
Sayfa 66·Kitabı okudu
Duygunun görevini gündelik yaşamımızdaki uyarı veya alarm sistemlerinin işlevine benzetmiştik. Ortamda zehirli gazın olduğu bir durumu düşünelim ve şöyle soralım: Bize zehirli gaz mı zarar verir, yoksa alarmın sesi ve parlayan ışığı mı? Tabii ki zehirli gaz zarar verir. Aynı şekilde, korktuğumuz bir durumda da bize korku değil, olup bitenler zarar verir. Kafamıza atılan bir taş, bir arabanın bize çarpması ya da kalp damarımızın tıkanması gibi... Korku, eğer gerçekçiyse, bu gerçekliğe ilişkin haberi ileten bir habercidir sadece. Bize haberi getiren postacı değil, kötü haberin kendisi zarar verir. Duygular bazen iç dünyamızın etkisiyle de ortaya çıkabilir, demiştik. Bunu da yanlış alarma benzetebiliriz: Zehirli gaz alarmının odaya sıkılan oda spreyi yüzünden ötmesi gibi... Bu yanlış alarm durumunda da öten alarmın bizzat kendisinin bize verebileceği bir zarar yoktur. Alarmın kendisi, sadece ama sadece yüksek bir ses ve parlak bir ışıktır. Panik bozukluğu olan bir bireyin panik atak sırasında ortada tehlikeli bir şey yokken yaşadığı aşırı panik ve kaçınmayı yanlış alarma örnek gösterebiliriz. Görüldüğü gibi her iki durumda da, yani ortada gerçek bir tehlike varken de yokken de asıl sorun veya zarar, duygunun kendisiyle ilgili değildir. Korku gerçek tehlike durumunda yardımcı ve yararlıdır, ortada tehlike yoksa zararsız bir gürültüdür, o kadar.
Sayfa 64·Kitabı okudu
Duyguları ve duyumları, işaret ettiği durumları değiştirerek azaltmaya çalışmak sağlıklı sonuçlar doğurur, Duygunun işaret ettiklerini anlamaya çalışmak yerine sadece duyguları ve duyumları bastırmaya veya yok etmeye çalıştığımızda ise sağlıksız sonuçlar çıkar. Duygu ve duyumları işaret ettikleri durumları değiştirerek azaltmaya çalışmak, örneğin vücudumuzda ağrıya neden olan bir yara veya zedelenme olduğunda ona yol açan etkeni ortadan kaldırmak gibidir. Bu tür bir tavır sağlıklı sonuçlar doğururken, sadece ağrı kesici almak o an için acıyı azaltır, ama ağrıya yol açan sorunu gidermez.
Sayfa 63·Kitabı okudu