1. Olumsuz otomatik düşünceleri hedef alın ve kağıda dökün. Bu dü- şüncelerin kafanızda bir iş yapıyormuş gibi ortada dolaşmalarına izin vermeyin; onları kağıt üzerinde tuzağa düşürün.
2. On bilişsel çarpıtma listesini yeniden okuyun. Olan biteni tam olarak nasıl çarpıttığınızı ve haddinden fazla abarttığınızı öğrenin.
3. Kendinizi horgörmenizi sağlayan yalan düşüncenin yerine daha nesnel bir düşünce yerleştirin. Bunu yaptıkça, daha iyi hissetmeye başlayacaksınız. Özgüveninizi arttıracaksınız ve değersizlik algınız (ve tabii ki depresyonunuz) kaybolacak.
Olumsuz bir deneyim yaşadığınızda "İşte bu, hep dü-şündüğüm şeyi kanıtlıyor" sonucuna varırsınız. Tersine, olumlu bir olayda, "Bu bir rastlantıydı. Sayılmaz" dersiniz. Bu eğiliminiz için ödediğiniz bedel yoğun bir acı ve olan güzel şeylerin değerini bilememektir.
Depresyondayken, olumlu olan her şeyi filtreleyen bir gözlük takmış gibi olursunuz. Bilincinize takılan her şey olumsuzdur. Bu "zihinsel filtre"nin farkında olmadığınız için her şeyin olumsuz olduğuna karar verirsiniz. Bu işlemin teknik adı "seçici odaklanma"dır. Sizi gereksiz bir acıya sürükleyen kötü bir huydur.
Bu evrende "mutlak" yoktur. Eğer yaşantınızı "mutlak"lık sınırlarına doğru zorlarsanız, sürekli bunalımda hissedersiniz; çünkü, algılarınız gerçeklerle örtüşmez. Kendinizi sonsuza kadar övgü almamaya mahkum edersiniz; çünkü, yaptığınız hiçbir şey abartılmış beklentilerinizi karşılayamaz. Bu algısal yanlışlığın teknik adı "kutuplu düşünme"dir. Her şeyi siyah-beyaz olarak görürsünüz ve gri tonları yoktur.