Kör camlar ardında unutmaya çalışınca seni,
Bütün mevsim diz çöküyor yokluğuna,
Ölü avuçlarımı seninle doldurup,
Teninsi bozkırları yeşile boyuyorum.
Yeşil yeşil akıyor gözlerin çaresizliğime,
Orman olup sarıyorum yalnızlığımı,
Benden kaçırdığın bütün dallarını tutup,
Gözlerine ipeksi bir öpücük konduruyorum.
Eski ve tanıdık bir yağmura hazırlanırdı bu kent,
Kaldırımlarda yatan sarhoş gülüşler büyürdü,
Amansız hazırlıksız aşklara tutulan muhtelif aşklar,
Yıkık binaların saçaklarında öpüşen aşıklar olurdu.
Biz mi korkardık, yalnızlık mı üşürdü?
Yoksa yağmur mu ıslatırdı titreyen dudaklarımızı?
Eski ve tanıdık bir yağmura hazırlanırdı bu kent,
Aşklar biter, hatıralar kururdu güz bitince.
Bu kentin caddelerinde dilenen aşıklar olurdu,
Bir bir dolardı ceplerde intihar saatleri,
Aşkta biterdi yolda, geriye yalnızca hatıralar kalırdı,
Eski ve tanıdık bir kadın geçti bu kentten yağmur yağdı.
Gözleri gözlerimde karşısında kül oluyorum
Daha önce hiç duymadığım bir lisan gözleri
Bir bilse gözlerinin benim için neler ifade ettiğini
Gözler lisanında ona şiirler yazar şiirler okurdum