Kitaplarımla istediğim zaman mutluluğu tadabileceğimi bildiğimden, yalnızca varlıkları bile beni hoşnut kılmaya yetiyor.
Ne savaş ne de barış zamanlarında yanıma kitap almadan yolculuğa çıktığım olmuştur. Fakat çoğu kez günler, aylar boyunca kapaklarını açmadığımda olur. Kendi kendime şu ya da bu kitabı nasılsa bir gün okurum, derim, yarın ya da istediğim herhangi bir zaman ... Kanımca kitaplar, insanın hayat yolculuğunda yanına alabileceği en iyi besinlerdir.
“ Beni buraya gömmek suretiyle vasiyetimi yerine getirmek onlara düşüyor. Ancak bir mesele var: Cenaze duamı kim okuyacak? Çünkü bunlar ne Allah'a inanıyorlar, ne dua biliyorlar! Allah'ın varolup olmadığını kimse bilemiyor. Bazıları var, bazıları da yok diyor. Ben Sen'in varlığına, düşünce ve hareketlerime yön verdiğine inanmak istiyorum. Dualarımla Sana seslendiğim zaman, Sen'in aracılığınla kendime hitap etmiş oluyorum. Ve o anlarda aklıma gelen fikirler Sen'in fikirlerinmiş gibi geliyor bana ey Yüce Yaradan! İşte gerçek bu. Gençler bunu anlamıyor ve duaları küçümsüyorlar. Ölüm saati gelince bunlar kendilerine ya da başkalarına ne diyecekler? Bu gençlere acıyorum. Bir insan, ruhunu Allah katına ulaştırmanın yolunu bilmiyorsa, kendini kendi gözünde Allah gibi yüceltemiyorsa, insan olmanın sırrını, yüceliğini ve kutsallığını nasıl anlar? Allah'ım, küfür sayılabilecek, kutsal varlığına saygısızlık sayılacak sözlerimden dolayı beni bağışla. “