"Onların söyledikleriyle anlatmak istediklerinin, anlatmak istedikleriyle düşündüklerinin, düşündükleriyle de hissettiklerinin aynı olmadığını gördüm. Onların içlerinde birden fazla kişilik, birden fazla cinsiyet, birden fazla inanç, birden fazla kimlik vardı. Tüm bunlar onlar için çok fazlaydı. İçlerinde bunun bocalamasını yaşıyorlardı. Onları anlayabiliyordum çünkü ben de onlar gibiydim birden fazla kişiliğimle, birden fazla cinsiyetimle, birden fazla inancımla, birden fazla kimliğimle…”