No Name

No Name
@kfy2147
Öğretmen
Lisans
Diyarbakır
71 okur puanı
Nisan 2020 tarihinde katıldı
Bakara Suresi
66 İçinizden, cumartesi yasağını çiğneyenleri elbette biliyorsunuz. Biz onlara "Hor ve zelil olarak maymunlar olun" dmiştik. Biz onların bu hallerini, o zamanada bulunanlara ve gelecek olanlara bir ibret ve müttakiler için de bir nasihat yaptık Taberi diyor ki: "Bu ve bundan sonra gelen ve Resûlüllah'ın zamanın da Medine'nin çevresinde bulunan Yahudilere hitabeden bu âyetler Resûlüllah'ın zamanındaki Yahudileri uyarmakta, onları, Allah'ın emir ve yasaklarına uyarak Hazret-i Muhammed (sallallahü aleyhi ve sellem)'in Peygamberliğini kabul etmeye davet etmektedir. Aksi takdirde Allah'ın emir ve yasaklarına karşı gelen ataları maymunlara dönüştürülerek cezalandırıldıkları gibi onların da Allah tarafından cezalandırılacaklarını bildirmektedir. Bu hususta Abdullah b. Mes'uddan rivâyet edilen bir hadis-i şerifte şöyle buyuruluyor: "Bir gün Resûlüllah (sallallahü aleyhi ve sellem)den, maymun ve domuzlar hakkında "Acaba bu hayvanlar, bunların şekline giren Yahudilerin soyundan mı gelmedir?" diye sorduk. Peygamber efendimizde şu cevabı verdi: "Allah'ın, lanetine uğratarak başka yaratıklar şekline döndürdüğü her topluluk yok olup gitmiştir, soyları kalmamıştır. Bu maymun ve domuzlar, ise daha önce var olan soylarının devamıdır. Allah, Yahudilere gazap edince onları, maymunlar ve domuzlar şekline çevirmiştir. Ahmed b. Hanbel, Müsned, c. i, s. 395, 397, 421/Müslim, K. el Kader, bab: 33, Hadis No: 2663 Dehhak, Yahudilerin geçmişte maymunlara dönüştürülme hadisesini, Abdullah b. Abbastan özetle şu şekilde nakletmiştir: Abdullah b. Abbas demiştir ki: "Allah tala hiçbir Peygamber göndermemiştir ki ona cuma gününün faziletini, göklerdeki yaratıklar ve melekler nezdindeki üsttünlüğünü ve kıyametin o günde kopacağını bildirmiş olmasın. Ümmetinin Hazret-i Muhammed'e tabi olması gibi,
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
Bakara Suresi
55 Hani: "Ey Mûsa, biz, Allah’ı açıkça görmedikçe sana asla iman etmeyeceğiz." demiştiniz de gözünüz göre göre sizi bir çığlık yakalayıvermişti. Ey İsrailoğulları, hani siz Mûsaya: "Biz, Allah’ı, apaçık görüp gözlerimizle ona bakmadıkça seni tasdik edip bize getirdiğini kabul etmeyiz." demiştiniz. Bu sebeple sizi, bir çığlıkla helak etmiştik. Sizi helak eden bu çığılği bizzat gözlerinizle görüyor, onu müşahade ediyordunuz Hazret-i Mûsa'ya: "Biz, Allah’ı açıkça gönnedikçe sana iman etmeyiz" diyenler. Hazret-i Mûsanın, buzağıya tapmalarından dolayı özür dilemeleri için İsrailoğulları arasından seçip Tur dağına götürdüğü yetmiş kişidir. Bunlar, Tur dağına vardıklarında Hazret-i Mûsa onları biraz geride bırakmış, kendisi, Allahü teâlâ ile konuşmak üzere dağın tepesine çıkmış. O sırada dağın tepesini bir duman kaplamış, Allahü teâlânın, Hazret-i Mûsa ile konuşmasını duyan bu yetmiş kişi bu sefer de: "Biz, Allah’ı açıkça görmedikçe iman etmeyiz." demeye başlamışlardı. İşte onların bu, hadlerini aşan talepleri sonunda kendilerini şiddetli bir sarsıntı yakalamış ve hepsi birden ölmüşlerdi. Taberi diyor ki: "İsrailoğullarının Hazret-i Mûsaya: "Biz, Allah’ı açıkça görmedikçe sana asla iman etmeyeceğiz." demelerinin sebebi olarak İbn-i İshak, Süddi, Reb'i' b. Enes, İbn-i Zeyd ve Katadeden nakledilen bu gibi Rivâyetlerin sıhhati hakkında kesin bir delil bulunmamaktadır. Nakledilenlerin belki bir kısmı doğru olabilir. Bununla birlikte İsrailoğullarının, Hazret-i Mûsaya böyle bir teklifte bulunmalarının asıl sebebini ancak Allahü teâlânin bildiğini söylemek daha isabetli olacaktır. Bu hususta diğer bir âyet-i kerime’de de şöyle buyurulmaktadır: "Mûsa, tayin ettiğimiz o vakit için kavminden yetmiş kişi seçti. Onları kuvvetli bir sarsıntı yakalayınca Mûsa şöyle dedi: "Ey Rabbim,
Bakara Suresi
54 Bir zaman Mûsa kavmine şöyle demişti: "Ey kavmim, buzağıyı ilâh edinmekle şüphesiz kendinize zulmettiniz. O halde yaratanınıza tevbe edin ve birbirinizi öldürün. Yaratanınız katında bu, sîzin için daha hayırlıdır. Allah, tevbenizi kabul etmiştir. Çünkü o, tevbeleri çokça kabul eden ve çok merhametli olandır. Yine hatırlayın o zamanı ki, îvlusa, İsrailoğullarına: "Ey kavmim, sizler buzağıyı ilâh edinmekle kendinize zulmettiniz." demişti. Bu günahlardan, sizi yaratana tevbe edin. Bir kısmınız diğer bir kısmınızı, yani, buzağıya tapmayanlar tapanları öldürsün. Allah'ın emrine tıyarak birbirinizi öldürmeniz, yaratanınız katında sizin, için daha hayırlıdır. Çünkü sizler bu sebeple Allah'ın, âhiretteki azabından kurtulmuş olursunuz. Allah sizi bağışlayarak ve suçlarınızı cezalandırmayarak tevbenizi kabul etmiştir. Çünkü o, kendisine yönelenlerin tevbesini kabul eden ve kullarına merhametli davranandır. * Hazret-i Mûsa, buzağıya tapmayanlara, ona tapanları öldürmelerini emretti. Onlar da öldürmeye başladılar. Ölenlerin sayısı yetmiş bin'e ulaştı. Bunun üzerine Hazret-i Mûsa ağlamaya başladı. Allahü teâlâ da onların tevbelerini kabil etti. Âyet-i kerime’de geçen ve "birbirinizi öldürün" diye tercüme edilen ifadesi, Ebul Âliye, Ebû Abdurrahman, Said b. Cübeyr, Mücahid, Abdullah b. Abbas, Süddi, Zühri, Katade, Ubeyd b. Umeyr, İbn-i İshak ve İbn-i Zeyd tarafından bu şekilde izah edilmiştir. İsrailoğull arının, buzağıya taparak dinden çıkmalarının cezası olarak birbirlerini öldürmeleri emredikliği söylenmiştir. Taberi, adı geçen bu müfessirlerden özetle şunları nakletmektedir: İkrime, Abdullah b. Abbasın bu âyetin izahında şunları söylediğini rivâyet etmiştir: Mûsa, kavmine, rabbinin, birbirlerini öldürmelerine dair emrini bildirmiştir. Bunun üzerine buzağıya tapanlar
Bakara Suresi
40 Ey İsrailoğulları, size verdiğim nimetimi hatırlayın. Benim ahdimi yerine getirin ki ben de sizin ahdinizi yerine getireyim. Ve ancak benden korkun. 5/20 Âyet-i kerime’de "Benim ahdimi yerine getirin ki ben de sizin ahdinizi yerine getireyim." buyurulmaktadır. Allahü teâlânın, İsrailoğullarından aldığı ahit, Tevratta Hazret-i Muhammedin geleceğini ve Hak Peygamber olduğuna bildirmesi, geldiğinde de ona iman etmelerine dair kendilerinden söz almasıdır. Bu hususta şu âyet-i kerime’de buyunıluyor ki: "Şüphesiz ki Allah, İsrailoğullarından söz almıştı. Biz, onlara, içlerinden on iki başkan göndermiştik. Allah onlara şöyle dedi "Şüphesiz ben, sizinle beraberim. Yemi olsun ki, eğer namazı kdar zekâtı verirseniz, peygamberlerime iman edip onlara yardım ederseniz ve Allah için güzel bir ödünç takdim ederseniz, muhakkak ki kötülüklerinizi örterim. Vç sizi, altlarından ırmaklar akan cennetlere koyarım. Bundan sonra içinizden kim inkâr ederse, şüphesiz doğru yoldan sapmış olur. Maide sûresi, 5/12 41 Elinizdeki Tevratı tasdik edici olarak indirdiğim Kur'ana iman edin. Onu ilk inkâr edenlerden olmayın. Âyetlerimi basit bir değere değişmeyin ve yalnız benden korkun. Elinizdeki Tevratta yazılı olanları tasdik edici olarak, Muhammede indirdiğim Kur'ana iman edin. O Kur’an’ı ilk yalanlayanlardan olmayın. Âyetlerimi, az bir ücret karşılığında, basit bir dünya metaı için satmayın ve yalnız benden korkun. Daha önce geçmişlerinizce verdiğim ceza ve felaketlerin sizin de başınıza geleceğinden sakının. * Âyet-i kerime’de, "Âyetlerimi basit bir değere değişmeyin" buyurulmaktadır. Ebul Âliye, âyetin bu bölümünü şöyle izah etmiştir: "Âyetlerimi öğretmeye karşılık ücret almayın. Muhammedin hak Peygamber olduğunu insanlara açıklayın." Ebul Âliye sözlerine devamla diyor ki: "Yahudilerin
Bakara Suresi
30-Bir zaman rabbin meleklere: "Ben, yeryüzünde bir halife yaratacağım" demişti. Melekler de: "Orada bozgunculuk yapacak ve kan dökecek birisini mi yaratacaksın? Halbuki biz seni överek tesbih ediyoruz ve tenzih ediyoruz." dediler. Allah da onlara: "Şüphesiz ki ben, sizin bilmediklerinizi bilirim." dedi. Bu hususta başka bir âyette şöyle buyurulmaktadır. "Sonra da sizi o nesillerin ardından, ne yapacağınızı görmemiz için yeryüzünde Halifeler kildık."(10/4) Eğer denilecek olursa ki: "Yeryüzünü Hazret-i Âdemden önce imar eden kim vardı ki Allahü teâlâ meleklere, onların yerine yeryüzünü imar edecek olan Hazret-i Âdemi yaratacağını bildirdi? "Ona cevaben denilir ki: "Bu hususta müfessirler çeşitli izahlarda bulunmuşlardır: Abdullah b. Abbastan nakledilen bir görüşe göre, Hz Âdem daha önce yeryüzünde yaşayan ve orada bozgunculuk çıkardıkları için yok edilen cinlerin yerine yeryüzünde Halife olarak yaratılmıştır. Dehhak, Abdullah b. Abbas'ın şunları söylediğini rivâyet etmiştir: Yeryüzünde ilk yaşayan Cinlerdi, onlar orada bozfunculuk çıkardılar, kan döktüler ve birbirlerini öldürdüler. Bunun üzerine Allah onlara, meleklerden meydana gelen bir ordusuyla birlikte İblisi gönderdi. İblis, beraberinde bulunanlarla birlikte cinlere karşı savaştı. Onları adalara ve dağların başlarına kaçmaya zorladı. Sonra Allahü teâlâÂdemi yarattı. Onu yeryüzünde Cinlerin yerine getirdi. Abdullah b. Abbas ve Abdullah b. Mes'uddan nakledilen başka bir görüşe göre âyette zikredilen "Ben, yeryüzünde bir Halife yaratacağım." ifadesinden maksat, Allahü teâlânın yeryüzüne, Hazret-i Âdemi, kulları arasında hüküm verme bakımından Halifesi olarak göndermesidir. Bu sahabiler, âyeti izah ederlerken şöyle demişlerdir: "Allahü teâlâ meleklere: "Ben, yeryüzünde bir Halife yaratacağım." deyince Melekler: