"Aşk be Ali, aşktan söz ediyoruz. Aklın bittiği, duyguların başladığı yerden. Aşk çok güçlü bir duygu evladım. Ne yazık ki her zaman da olumlu sonuçlar doğurmuyor. Hanımlar bana kızacak ama aslına bakarsan çoğunlukla acıyla bitiyor. Aşk, gerçekten de çok yıkıcı bir duygu..."
Polisiye romanlarını oldum olası sevmişimdir, bu yüzden de bu kitabı okurken hiç sıkılmadım.
Birbirinden ayrı üç hikayeden oluşuyor kitap. Bu hikayeleri ortak paydada buluşturan ise hikayelerin tamamında baş gösteren “Başkomiser Nevzat.” Şüphesiz ki eseri eser yapan kişi de Nevzat. İşte bu kahramanın etrafında gelişen faklı olaylar ve en önemlisi cinayetler, gün yüzüne çıkıncaya kadar çeşitli tahminler dönüp dolaşıyor kafanızda. Olay mahalindeymiş gibi hissediyorsunuz kendinizi. Bu da eseri daha canlı tutuyor belleğinizde.
Roman genel olarak hemen hemen her okuru sarabilecek şekilde kurgulanmış. Benim en sevdiğim hikaye; kitabın ilk bölümünü oluşturan kısımda anlatılan cinayet öyküsü. Hatta bence kitap, ismini de bu bölümden almakta.
Romanla ilgili tek eleştirim ise; bu kadar uzun uzadıya araştırmalar yapan cinayet masasının katile ulaştıktan sonra hikayeyi birden kesmesi ve ardında kalan kişilerin akıbetini okuyucuya aktarmaması olacaktır.
Yine de eksisiyle artısıyla eseri okuduğunuz zaman bir kitap okumaktan çok, polisiye bir dizi izliyormuş gibi hissedecek ve öykülerin sonuna nasıl geldiğinizi anlayamayacaksınız.
-Kitap polisiyecileri sarabilecek türden. Keyifli okumalar dilerim.