Yarana tuz basar gibi Sızlattın kendini için için Acını göğsüne gömmeyi
Zaman eksiltir insanı, her geçen gün, ömründen çala çala Geçende oturup düşündüm, ne kadar kaldığımı, azala azala Sonra çıkıp yürüdüm, içki de istemedi, her nasılsa canım Teşbih gibi çekip geçmiş yılları, yüreğim darala darala Bu dünya bakidir ve herkesten, elbette bir şeyler kalır Kanayan bir sevda kalacak, delik deşik, benden kala kala Ben sizleri içinizdeki, o bilmediğiniz, yüzünüzle sevdim Usandım yıllar boyu durmadan, kuyulara bakraç sala sala
Başlar engin saltanatı tekinsiz yalnızlığın Sancak taşır, at koşturur duygu derinliğinde Ve sen göğsünde sen olmayan bir başka benle Yaşarsın ancak umudun o mayhoş serinliğinde Yeni bir gerçek edinirsin kendine düşe ekli Kıpkızıl güller açar yerleşik bezginliğinde
Görmezden geliyoruz
Çağıdır şimdi kurgusal Bütün kötülüklerin. Kıyamet çoktan koptu Haberiniz yok. Siz hâlâ güneşin Her sabah doğuşuna güvenin.
Sayfa 146·Kitabı okuyor
Alıntı
Körleştik
Rivayetlere dayanıyor Belirsiz geçmişim. Bir fotoğrafın arabı gibi Donuk bakıyor gözlerim. Belki de körüm Hiçbir şey görmedim.
Sayfa 145·Kitabı okuyor
Alıntı