• "Belki de kırılmıştır," dedi Isabella. "Bildiğimiz anlamda kırık bir kalp değil, sadece ortadan ikiye çatlamış bir kalp de değil. Şömine rafından alınıp, sert bir el tarafından sökülerek parçalarına ayrılan, sonra da paramparça bir halde yere bırakılan bir saat gibi. Bir daha çalışamayacak kadar parçalanmış bir saat."
  • Sonra dersinki ormanda kırık dallı o ağaç yeşerdimi hayır küçük kalp o ağaca sarılırken ağaç üstüne yıkıldı ormandaki bütün yeşil ağaçlar kalp ve ağacı sardı ve onlar aşk içinde kırgınca uyudular hem belki uyuyunca GEÇER...
  • Her biri kırık onlarca kalp... Neden kırık? Çünkü hor kullanılmışlar. Çünkü çok kullanılmışlar.
  • KADIN, BENDEN SANA NE!

    Avusturya Edebiyatı ve Leo Perutz hakkında daha önceden kulağıma tek bir şey dahi çalınmamıştı. Gerçek bir hikayeye dayanan olayı çok güzel bir kurguyla taçlandırmış yazar. İnanın soluksuz okudum.

    Bu kitap ilim adamı, bilim adamı, sanatkar, ressam ve saymakla bitmeyecek bir sürü sıfatıyla Leonardo Da Vinci içermektedir.

    —SPOİ ALAN— tam anlamıyla spoiler rüzgarı. Okumadan, okumayın derim.

    Yemek yediğiniz yerin (mutfak, yemekhane, kantin vs) duvarında “son akşam yemeği” tablosu olsun. İnancınızın peygamberinin uğradığı ihaneti anlatsın. Sağlam temellere dayanan bir inanç ile rahat rahat yemeğinizi yiyebilir miydiniz. Bir resimde / tabloda olmazsa olmazın perspektif olduğunu şiddetle savunurum. Çünkü ona her baktığınızda yeniden keşfetmeyi, farklı şeyleri görebilmeyi umut ederiz. Üstad Leonardo “Son Akşam Yemeği” için şöyle demiştir. “O benim eserim değil, ben onun eseriyim.”

    Yıllar boyu baskılarla, türlü sıkıntılarla oluşturmaya çalıştığı eserinde tek bir eksiğin sancısını çekti üstad. Haini bulmak! Öyle bir hain olacak ki bütün kötülükleri tek bir vücutta buluşturabilmeli. Bunun için Milano’daki hapishaneleri gezdi. Ancak bulamadı. Biliyordu ve hissediyordu Yahuda kadar fenası / kötüsü Milano sokaklarında nefes almıyordu. Önceki yarım bıraktığı eserinde ise bir sağırı resmetmek istiyordu. Ancak karşısında bir sağır olmadan onu resmetmeyi sanatına ihanet kabul ederdi. Floransa’da sağır bulamamıştı. Zamanın Floransa dükü ise suçlunun birini sağır etmekte bulmuştu çözümü. Leonardo eseri bu sebeple yarım bırakmıştı. Onun nezdinde Tanrı’ya inanan ama onun mucizevi eserlerini hiçe sayanlar yüzünden uğradığı kaybın yanında bu eserin yarım bırakılması neydi ki.

    Ona suçlu profili olarak önerdikleri isim tefecilik yapan Bernardo Boccetta’dan başkası değildi. Ancak Leonardo’nun gözünde zavallı bir cimriden başka bir şey değildi o.

    Ve İstanbul’dan Milano’ya tüccar bir Alman geldi. Ticaret için geldiği Milano’da aşka tutulmuştu. Salına salına geçen bir güzele tutuluşunu önceleri kabul etmedi ancak gittiği yerlerden buralara tekrar gelişini ancak aşk açıklardı. Gel zaman git zaman kızı buldu. İçinde kendini kemiren ticaret ahlakını da borcunu tahsil etme bahanesiyle avuttu. Milano’daki sözümona dostlarıyla sohbet ederken kendisine borçlu olan kişinin azılı ve yenilmez olduğunu duydu. Bunu duymasıyla içinde gurur tavan yaptı. Ne pahasına olursa olsun almalıydı parasını. Ünlü tefeci Boccetta’dan başkası değildi borçlu. Yaşadığı yeri öğrenip gittiğinde bütün Milano halkının düşündüğü gibi bozguna uğradı. İçinde oluşan nefreti ve kini ancak ölüm bastırırdı. Bir yandan doludizgin süren aşk diğer yandan ise doludizgin bir nefret.

    Milano’dan 17 duka’sını (para birimi) ve Niccola’sını almadan gitmeyecekti. Ancak acı bir gerçekle çalkalandı Alman Behaim. Niccola, tefeci Boccetta’nın kızı idi. İnanılmaz bir nefrete sürüklendi. Dertler derya oldu, Behaim ise bir sandal. İçinde onu yakan aşk ile nefret ortak noktada buluşmayı başardı: PARA.

    Behaim iyi kurgulanmış bir planla parasını kurtarmıştı. Ancak öyle bir kötülük bulaştırmıştı ki Milano sokaklarına bir ölü, bir kırık kalp, bir de tutuklu tefeci vardı artık. Herkes için vahim olan bir durum aslında puzzle’ın son parçasını tamamlıyordu. Son akşam yemeğinin son üyesi de tamamlanmıştı. Yahuda’sını bulmuştu Leonardo!

    Milano’yu terk eden Behaim yıllar sonra dönmüştü. Ancak Milano, Verona ve tüm Roma için artık bir Yahuda idi o! Onu paklayacak topraklar artık tablonun ve resmin yok sayıldığı Türk topraklarıydı.

    Bu kitabı sevgili Ömer Gezen kardeşim hediye etmiş ve inanılmaz övmüştü. Genelde “dünyanın en iyi kitabını okudum” girişiyle karşımıza çıkar ve bizde merak uyandırır. Dünyanın en iyi kitabını okuduğumu düşünmesem de çoook ama çoook güzel bir kitap okudum. Kendisine teşekkür ederim :)

    Kitabı kesiiinlikle okuyunnn..
  • "Kalp krizinden öldü" dedi Bashir. "Ama gerçekte kırık kalp yüzünden öldü."
  • Her şey yaşanıp bittikten sonra bu kadınların böyle bir ilişkiden kazancı -belki kırık bir kalp, tek başına büyütülecek bir çocuk ya da tek başına halledilecek bir kürtaj dışında- birinin satın almak isteyeceği bir hikayeden başka nedir ki! Sevgi sürseydi, öykü yazılmazdı.
    Elizabeth Wurtzel
    İletişim Yayınları
  • Kalp kırıklığı sadece bir deyim değil. Bilimsel bir temeli var. Bu yüzden onu özlediğin için kendini kötü hissetmene gerek yok. Bu tamamen normal . Ama bütün kırık kemikler, yanıklar ya da kalp... eh, hepsi er ya da geç iyileşir.