Kinsun..
Puan vermedi
Bir gün bir kapı açılır, “olmaz” dediğin her şey bir anda mümkün olur. Bir gün bir kapı açılır, vazgeçmeye en yaklaştığın anda, hayat yeniden başlar. Bir gün bir kapı açılır ve çektiğin tüm acılar anlam kazanır, neden direndiğini anlarsın. Yorulmuş olabilirsin, evet, ama bitmiş değilsin; içindeki güç, sandığından daha büyük. Unutma, en karanlık an, sabaha en yakın olandır; ve o anı aşan, güneşi ilk gören olur. Kendine inan, her adımın değeri var; yürüdüğün yol, seni tahmin bile edemeyeceğin bir yere taşıyacak. Çünkü o kapı açılacak ve sen o anda sadece hazır değil, hak etmiş olacaksın
Duygu ve Düşünce
Kırıldım Ama İyileşiyorumKinsun · Destek Yayınları · 2025197 okunma
8/10
·448 syf.··
2026 87. kitabı
Selamlar, Zamanın Gölgesi'nin üçüncü kitabıyla geldim. İkinci kitap fena bir yerde bitmişti. Ben ilk kitabı okuduğumdan beri her yerde bir alıntı görüyordum o sahneyi aşırı merak ediyordum o yüzden bu kitaba büyük bir heyecanla başladım.🩶 Kitabın başları çok kırıcıydı. İkinci kitabı bitirdiğimde Sarp sürünsün, acı çeksin dedim ama onun o hallerini okurken çok üzüldüm. Adam Sidem'siz kahroldu resmen. Sarp'a ne kadar üzüldüysem Bella'ya iki katı üzüldüm. Sürekli Sidem'in nerede olduğunu sorması, Sidem'in onu terk ettiğini düşünmesi beni paramparça etti. Minik kalbi kırıldıkça ben de onunla kırıldım. Sidem'in hastaneden çıktıktan sonra Sarp'la ilişkileri birbirlerine ne kadar aşık olsalarda tartışmalı, inişli çıkışlı geçti. Ama ikisininde birbirini bırakmaması ilişkileri için çabalayıp, adımlar atması çok hoşuma gitti. Sarp'ın evlilik teklifi... Bayıldım o kadar anlamlı ve güzeldi ki.. ÇOK KISKANDIMM. Son kitap için heyecanlıyım. Bu minik ailenin artık kalıcı bir mutluluğa ihtiyacı var. Ve umarım Bella minnoşumun dileğinin gerçekleştiğini okuruzz. ️4/5
1000Kitap
Zamanın Gölgesi IIIEylül B. Yılmaz · Pukka Yayınları · 202644 okunma
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
Ilık Rüzgarlar
10/10
·214 syf.··
2026 31. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 31 Mayıs 2026 13:22
Bazı kitaplar bittiğinde kapağını kapatırsınız, bazılarıysa son sayfayı çevirdiğiniz hâlde bir süre sizinle yaşamaya devam eder. Ilık Rüzgârlar benim için ikinci gruba giren kitaplardan biri oldu. İlk sayfalarda Fahri'nin hayat mücadelesini okurken onunla birlikte yoruldum, kırıldım, umut ettim. Hikâye ilerledikçe sadece bir insanın yaşadıklarını değil; dostluğun, vefanın, aile olmanın ve yeniden ayağa kalkabilmenin ne kadar kıymetli olduğunu da gördüm. Özellikle Aydoğan Bey, Yüksel Usta, Zeliha Teyze ve Nihal gibi karakterler, hikâyenin sıcaklığını hissettiren en önemli detaylardı. Kitapta beni en çok etkileyen karakter ise hiç şüphesiz Şengül oldu. Nişanlısını şehit vermiş bir genç kadının yaşadığı acıyı, içine düştüğü boşluğu ve ardından kendini bulma çabasını okumak beni derinden etkiledi. Özellikle gördüğü rüyanın ardından çıktığı manevi yolculuk, bir evliyanın türbesine giderek ilim öğrenmeye başlaması ve hayatına yeni bir yön vermesi çok anlamlıydı. Kitabın son bölümlerinde karşıma çıkan tarihî sır, Osmanlıca harita, yapılan kazı ve ortaya çıkan gizemli eserler hikâyeye bambaşka bir heyecan kattı. Açıkçası bu kısmı büyük bir merakla okudum. Ancak beni en çok etkileyen şey; bütün bu olayların merkezinde yine insan ilişkilerinin, iyiliğin ve vicdanın yer almasıydı. Zeliha Teyze'nin hayat hikâyesi ve ardından gelen veda sahneleri ise kitabın en dokunaklı bölümlerindendi. Bazı satırlarda boğazımın düğümlendiğini hissettim. Özellikle farklı inançların sevgi ve saygı içerisinde bir arada anlatılması çok güzeldi. Kitabın sonunda her karakterin hayatının bir şekilde huzura kavuştuğunu görmek içimi ısıttı. Fahri'nin çıktığı yolculuk aslında yalnızca onun değil, hepimizin zaman zaman çıktığı içsel yolculuğun bir yansımasıydı. Kırgınlıkların, kayıpların, umutların ve
1000Kitap
Ilık Rüzgarlarİnanç Özgen · Kitapyurdu Doğrudan Yayıncılık · 20247 okunma
10/10
·512 syf.··
Beğendi
·
2026 37. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 05 Mayıs 2026 00:00
#aşiyandivane#hümeyra "Bir gün bu karmaşadan yorulacaksın diye aklım çıkıyor. Senin o söylediğin tüm kusurların benim zaaflarım. Sen hep gül güzelim. Sen hep böyle gül diye ben tüm dünyayı karşıma alırım." Gülfem ve Savaş için her şey yoluna girmiştir artık. İkilinin birlikteliğini herkes öğrenmiş ve Levent dışında mutlu olmuşlardır. Şimdi ise Savaş’ın imkansız gördüğü yine de yıllardır içten içe beklediği an gelmiştir. Gülfem ve Savaş’ın nişanı. Gülfem, kelimenin tam anlamıyla bulutların üzerindedir. Savaş’a olan aşkı öyle büyüktür ki şimdiye kadar yaşadığı hayat ona farklı görünür. Savaş, genç kızı öyle güzel seviyor, öyle güzel hissettiriyor ki duyguları yüreğinden taşacak gibidir. Savaş’ın ise Gülfem’den kalır yanı yoktur. Yıllarca uzaktan sevdiği kadın artık nişanlısıdır. Bütün hayatını onun yoluna sermeye hazırdır. Nişanın ertesi günü olan olaylar ile bu mutluluk balonunun bir anda patlayacağından ise habersizlerdir. Savaş, Gülfem’in kalbini adeta ezerek onu terk eder. Üstelik mahalleden de gitmiştir. Aradan geçen altı ayda ise Gülfem önce şaşkınlık, sonra kızgınlık en sonda ise nefretle baş başa kalır. Dışarıya karşı ayakta durduğunu gösterse de içten içe ölmektedir. Ve aylar sonra ikili karşı karşıya gelir. Bu saatten sonra söylenecek sözler, kavgalar, kıskançlıklar ve özlem aynı anda yaşanacaktır. Savaş ve Gülfem’in yüzleşmesi ise ikisi içinde hiç kolay olmayacaktır. Bu seri için ne desem az kalır. O kadar çok seviyorum ki. Bu kitabı da bir solukta heyecanla okudum. Serinin ilk kitabında ne kadar mutluysak bu kitapta da o kadar paramparça olduk Gülfem ile birlikte üzüldüm, kırıldım, kızdım ama ben her şeye rağmen Savaş’a çok kalbim acıdı Yapması gerekeni yaptı (evet yanlış bir şekilde yaptı) ama o da bunları hiç hak etmedi. Üstelik çok yalnız bırakıldı
Aşiyan 2 - DivaneHümeyra · Dokuz Yayınları · 20211,122 okunma
7/10
·160 syf.··
Beğendi
·
2026 74. kitabı
Kitap adı: Kaktüsler de çiçek açar Yazar: Songül Ünsal Sayfa sayısı: 158 Türü: Kişisel gelişim Kitabı iki saatte bitirdim. Her sayfada herkes kendi hayatından kesitler okuyacaktır mutlaka. Bir nevi özeleştiri ya da, aynadaki yansımanızın sizinle sohbet etmesi gibi. Kitap bilindik, "yaparsınız edersiniz", tarzı kişisel gelişim kitaplarından çok farklı. Yazarın daha önce bir kitabını daha okumuştum. Gelelim kitaba: Kaktüsler her zaman zor şartlarda gelişir çiçek açar ama aksine fazla ilgi ve su istemezler, işte bazı insanlar da böyle ama tam da bu insanların kıymeti bilinmemekte, diyor yazar. Kaktüsler de çiçek açar, hemde başka çiçeklere benzemeyen çiçeklerden. "Yeşilde huzur saklı, mavide sonsuzluk" bunların hepsinden herkeste az da olsa var. Ufak şeylerle mutlu olan insanlar hep daha fazla kırılgan olurlar. Arsız insanlardan o kadar çok bıkmışlardır ki, kendilerini yalnızlıkla ödüllendirirler. Hep eskiye özlem duyarız ama kimse kalkıp da eskide olduğu gibi davranmaz, sadece dile getirir. Kırıldım demek mi zor, özür beklemek mi? Pes edip yarını umutsuz bir şekilde beklemek mi? Hep başkalarından değer bekleriz, oysa kişi önce kendine değer vermeli bu egona tap anlamında değil. Yorulur insanlar, kırgınlıklar yorar, insanların kaba saba oluşları yorar, umutsuzluklar yorar. Oysa Bakara Süresi 156 Ayeti: "Çaresizlik tuzağına düşme. Her zaman bir umut ışığı olduğunu aklından çıkarma" diyor. Her bir insanım en çok sınandığı şeyler, yapmam etmem dediği şeylerdir her zaman. İnsanların yaralarını kalbinde büyüttüğü mutluluk çiçekleri örter, hem onları büyütmekle meşgüldür hem de kırgınlıklarını onarmakla. Bilindik cümleyle bitirelim. "Belki üzüldün, yarı yolda kaldın, yapmaz etmez dediklerin paramparça etti ama bunları tek sen yaşamadın, yaşamıyorsun" En güzeli kalbine iyi
Kaktüsler de Çiçek AçarSongül Ünsal · Olimpos Yayınları · 20194,251 okunma
10/10
·248 syf.··
Beğendi
·
2026 18. kitabı
Uzun zamandır duygusal anlamda beni bu kadar çok etkileyen bir kitap olmamıştı. Kitapta hepimizin çok iyi bildiği ve anladığı bir konu işleniyor: Yalnızlık. Etrafındaki kişi sayısından bağımsız olan bu duygu, en çok da kalabalıklar içinde ‘tek başına’ hissettirdiğinde yıpratır insanı. Ve Şermin Yaşar da bunu çok güzel hissettirmiş, iki kadının hikayesiyle. Kitap, kendini yalnız ve kimsesiz hisseden bir anne ile terk edilmiş bir kadının hikâyesi üzerinden ilerliyor. Her iki kadının hissettikleri, düşündükleri kendi bakış açılarından, kendi ağızlarından verilmiş. Bence bu kitabı güçlendiren bir yazım tarzı olmuş, duyguların daha kolay benimsenmesini sağlamış. İki kadın da kendi açısından dik duruş sergilemeye çalışıyor, böylelikle yaralarını herkesten gizlemeye çalışıyorlar. Hani her şeyi, herkesi sessizce dinleyip kendileri konuşmakta güçlük çeken insanlar vardır ya, bu iki kadın tam da o insanlardan; anlayan ama anlaşılamayan, dinleyen ama konuşamayan… Selime Teyze kendisini yalnız, anlaşılamamış, fazlalıkmış gibi hisseden ve bu nedenle de evini terk eden bir anne. Ama sürekli gidip gelmeleri, kararsızlığı; aslında sadece kırgın olduğunu, “görülmek, duyulmak” istediğini gösteriyor. Hatta bunun için de çabalıyor ama sonunda önemsenmediğini fark ettikçe içine kapanıyor. Yalnızlığını bir tercih olarak görmeye çalışıyor. Onun anlattıklarını okurken öyle çok üzüldüm, öyle çok kırıldım ki… Anne olmanın ağırlığını iliklerime kadar hissettim. Bir annenin çocukları için yaptığı fedakarlıkları ve çocukların anneleri için yaptığı ihmalkarlığı görmek çok ağır geldi. Meltem… Annesini tanımayan, yaşıyor mu ölü mü onu bile bilmeyen, babasının ikinci evliliğinden sonra babaannesiyle yaşayan, “dışlanmış ve terk edilmiş” olmanın ağırlığı altında büyümüş küçük kız… Yaşadıkları ne kadar
Altı Harfli Bir TatlıŞermin Yaşar · Doğan Kitap · 202513,9bin okunma