Esra ksck, bir alıntı ekledi.
 6 saat önce

Sizce???
Tüm savaşları,
dövüşemeyecek kadar korkak olan ve kişisel çıkar uğruna,gençleri cepheye süren hırsız moruklar çıkarır..

Emma Goldman

OT Dergi Sayı: 63, KolektifOT Dergi Sayı: 63, Kolektif
vurkan i, Başıbozuk Sevdalar'ı inceledi.
6 saat önce · Kitabı okudu · Puan vermedi

Bilmiyorum ama bu tarz kitapları sevemedim bir türlü ve bu kitapla da yargım değişmedi.Canan Tan çokça anılan bir yazar okuyarak göreyim nasıl yazıyor , dili nasıl kullanıyor dedim.Ama bana oldukça yüzeysel ve çok çabuk tüketilebilir bir kitap olarak geldi.Bu yüzden bu kitapları sevemiyorum.Oldukça basit geliyor bana içine çekemiyor.Zaten okurken de çok çabuk ilerliyor sayfalar.Oysa ben durayım düşüneyim kafa yorayım kafama balyoz indiren cümlelerle karşılaşayım ve o balyozun etkisi ile birkaç gün okuyamadan düşüneyim istiyorum.Canan Tan muhtemelen daha okumayacağım.Tabiki bunlar benim kişisel düşüncelerim.Okuyan seven arkadaşlara saygım sonsuz.

MİSTİSİZM
En genel anla­mıyla, Tanrı ile ya da herhangi bir kutsal varlıkla içten ve kişisel bir bağ kurma arayışı­dır. Mistikler, Tanrı düşüncesi dışındaki tüm düşüncelerden zihinlerini arındırarak Tanrı’ya ulaşılacağına inanırlar. Bazı mistikler, dün­yadan ellerini eteklerini çeker ve yalnızlığı seçer. Öbürleriyse insanlardan kopmaz, ama onlarla birlikte yaşarken dünyasal düşünce­lerden ve isteklerden uzaklaşmak için kendi­lerini eğitir.

Mistisizm’e bütün büyük dinlerde rastlanır. Hangi dinden olurlarsa olsun mistiklerin ya­şantıları büyük benzerlikler gösterir. Assisili Aziz Francesco, San Juan de la Cruz ve Avilalı Azize Teresa Hıristiyan Mistisizm’inin önemli adlarındandır.

Müslümanlık’ta tasavvuf öğretisini benim­seyen sofiler İslam mistikleri olarak tanımla­nabilir.

Sofiler, kendini Tanrı’ya veren, Tanrı ile insan arasında bir öz birliği olduğuna inanan, Tanrı dışında bir varlık tanımayan kişilerdir (bak. Tasavvuf Felsefesi).

Musevilik içinde Mistisizm’in en önemli temsilcisi Kabala Akı­mı‘dır. Kabala’nın amacı saflığını yitiren in­sanlara Tanrı’ya bağlılık duygusunu yeniden kazandırmakdır.

Mistisizm’in asıl yurdu, Hindu dini ve Budacılık’ın ortaya çıktığı Hindistan’dır. Her iki dinde de keşiş ya da kutsal kişiler zamanın, uzayın, değişimin ve ölümün ötesinde var olduğuna inandıkları gerçeğe ulaşmak için meditasyon yöntemleri kullanırlar. Yoga bu yöntemlerin en önemlilerindendir.

Bedensel ve zihinsel alıştırmalarla solunum denetlenir, zihin tek bir konuda yoğunlaşır. Bu yöntemle sonunda ruhun Tanrı’yla birleşeceğine inanı­lır. Hindu için amaç, iç huzura kavuşmak ve sonunda Brahman’la birleşmek­tir.

Budacılar ise, kişisel ayrımların ortadan kalktığı, esenlik ve dinginlik vaat eden Nirva­na’ya ulaşmaya çalışırlar. Hindu dini ve Bu­dacılık, Mistisizm’e tüm tapınma biçimleri arasında en yüksek yeri vermiştir.

Mistik öğretilerin tüm dinlerde var olmasına ve onları etkilemesine karşın, Musevilik, Hıristi­yanlık ve Müslümanlık’ta katı dinsel kısıtla­maların dışına çıkan mistiklere bazen kuşkuy­la yaklaşılmıştır.

Ramazan Aydın, bir alıntı ekledi.
7 saat önce · Kitabı okuyor

Müslüman, fiilen cihad alanına çıkmadan nefsi için şeytanla, heva ve hevesleriyle, kişisel arzu ve ihtirasları ile, ailesinin, kabile ve milletinin çıkarları ile cihad etmelidir. Kısacası Müslüman, Allah rızası ve İslâmî değerler dışındaki her çeşit endişe ile mücadele ettikten sonra Allah'ın hakkını gasbeden tâğutların otoritesini kırıp yeryüzünde onun hâkimiyetini sağlamak için önündeki her çeşit engele en büyük cihad ile karşı çıkan kimsedir.

Yoldaki İşaretler, Seyyid Kutub (Sayfa 92 - Beka Yayıncılık)Yoldaki İşaretler, Seyyid Kutub (Sayfa 92 - Beka Yayıncılık)
Cezmi şeker, bir alıntı ekledi.
7 saat önce

"Bir kitle/cemaat hareketinin tek vücut yapısı içinde kişisel bağımsızlığımızı kaybettiğimiz zaman yeni bir özgürlüğe kavuşuruz: Bu, hiç utanmadan ve vicdan azabı çekmeden, nefret etme, yalan söyleme, işkence yapma, adam öldürme ve ihanet etme özgürlüğüdür..."

Kesin İnançlılar, Eric HofferKesin İnançlılar, Eric Hoffer
Caner Tuncer, bir alıntı ekledi.
8 saat önce · Kitabı okudu · İnceledi · 8/10 puan

ÖZET niteliğinde alıntı, entropi'nin eş anlatımı
İşte ben herkesle aynı hizada, ama yine de herkesten ayrıyım. Tüm vücudum hala yaşadığım heyecandan dolayı üzerinden antik bir demir tren geçmiş köprü gibi titriyor. Kendimi hissediyorum. Ama sadece gözüne bir şey kaçan göz, parçalanmış parmak ve ağrıyan diş kendini hisseder ve bireyselliği kavrar. Sağlıklı göz, parmak ve diş adeta yoktur. Kişisel bilincin sadece hastalık olduğu apacçk ortada değil mi?

Biz, Yevgeni İvanoviç Zamyatin (Sayfa 134)Biz, Yevgeni İvanoviç Zamyatin (Sayfa 134)
A. Levent IŞIK, bir alıntı ekledi.
8 saat önce · Kitabı okudu · İnceledi · Beğendi · 10/10 puan

Her yaratık gibi biz de sürekli düşleriz. Başka her şeyle ilişki halinde kim olduğumuz fikrini düşleriz. Diğer zihinler bizimle aynı görüşü paylaştığında düşümüze gerçek adı vermeye cüret ederiz. Bilgiyi nasıl kullandığımıza bağlı olarak kişisel düşümüzün kurbanları ya da sorumlu efendileri olabiliriz...

Yaşam ve Ölüm, Don Miguel RuizYaşam ve Ölüm, Don Miguel Ruiz
SosyologÇa, Entelektüel'i inceledi.
 10 saat önce · Kitabı okudu · 7 günde · Beğendi · 8/10 puan

Entelektüel: Sürgün, Marjinal, Yabancı

Entelektüel,günümüzde en fazla tartışılan kavramların başında gelmektedir. Bu kavram üzerindeki tartışmaların önemli ölçüde yaygınlık kazanmasında; kavramın toplumsal temsil ile ilişkisinden dolayıdır. Çünkü entelektüel genel kanıya göre toplumsal ile hemhal olan olarak bilinir. Bireysel özgürlük ve kamusal özgürlük ilişkilerin kurulmasında önemli rol oynar. Bu yüzde bir anlamda entelektüel çaba kamuoyuna mal olmaktır.
Edward Said’de entelektüel üzerine kökülü bir irdelemeye gitmektedir. Bu çalışmanın başlangıcı noktası 1948’te Bertrand Russell’ın öncülük ettiği Reith konferansların, 1993’te BBC tarafında tekrar yayınlanmasına dayanıyor. Bu belgesellerin yenide yayınlanması Edward Said öncülüğü ile yapılmıştır.
Edward Said’e göre entelektüelin toplumsal sorumluğu ve kişisel istemleri arasında bir gel-gitler mevcuttur. Bu bağlamda entelektüelin işlevini irdelemiş ve entelektüel üzerinde geniş bir literatür taranması yapmıştır. Her ne kadar bu konuda çok fazla bir veri var olsa da, ona göre entelektüeli iki kategoriye ayırabiliriz;
Birincisi; Antonio Gramsci’nin “organik aydın” dediği kategori. Gramsci organik entelektüele ilişkin olarak şöyle der: "Kapitalist girişimci kendisiyle birlikte sanayi teknisyenini, ekonomi politik uzmanını, yeni bir kültürün, yeni bir hukuk sisteminin oluşturucularını vb. yaratır.”
Bu kategoriye giren entelektüeller daha çok modern zamanlarla başlayan süreci ifade ediyor. Özelikle toplumsal alanda hızla gelişen kurumlaşma ve iş bölümün yaratmış olduğu uzmanlıkla birlikte şekillenmiştir. Kuşkusuz artık entelektüel fil kulesinde inip toplumdaki bu yeni kurumlara bir şekilde katkı sunmaktadır. Yani artık medyada, eğitim kurumlarında, basın ve yayımda, ticari ve sivil toplum kuruluşlarda aktif olarak çalışmaktadır. Entelektüel, artık gündelik yaşamın her alanındadır. Kuşkusuz böyle bir durum, pozitif yönlerin olmasıyla birlikte olumsuz yönlerinde mevcuttur. Çünkü entelektüel bir anlamda hizmet ettiği birey veya kurumun sınırları ile kalma sorunu ile karşı karşıyadır. Yani bireysel özgürlüğün de feragat etmesi gerekir.
İkincisi ise; Julien Benda’nın temsil ettiği kategoridir. Ona göre entelektüelin toplumsal konumu gereği özerk olması gerekir. Bu konu da Julien Benda'nın, entelektüelleri, insanlığın vicdanı olan süper yetenekli, ahlâki donanımları gelişkin filozof-krallardan oluşan bir avuç insan olarak tanımlanması söz konusudur. Burada entelektüelin konumu tüm toplumsal kesimlere eşit mesafe olmasını öngörmektedir. Ancak böyle tarafsız ve sorunların çözümleyicisi olarak işlev göreceğini inanılmaktadır. Bu yüzde entelektüel her anlamda her şeye hazır olmalıdır. Çünkü toplumsal gerçeği ifade ederken, karşılacağı bir çok sorun göz ardı etmemek lazım.
Her iki kategori de beli gerçekliğe dayanıyor. Gramsci’nin tanımlanması mevcut toplumsal gerçekliği ifade etmektedir. Ve toplumsallık bu noktaya ilerlemektedir. Benda ise ideal bir entelektüel profili çizilmektedir.
Kısacası eğer toparlayacak olursak; Edward Said’in bu konuda fikirleri önemlidir. Ona göre bir entelektüel laik olamak zorundadır, tarafız olması gerekir ama toplumsal gerçekliğin de kaçmaması gerekir. Beli anlamda kurumsal yapılarda kamuoyunun yararına çalışabilir ama iktidar ile mesafesinin iyi ayarlanmış olması gerekir.
Edward Said bir yersiz yurtsuz entelektüel olarak çalışmalarını örnekler üzerinde irdelemektedir. Ve özelikle sürgündeki entelektüel için bir perspektif sunmaktadır.
Bu bağlamda her birimizin yaptığı birazda entelektüel bir uğraştır. Hem bireyin kendini yetkinleştirmesi hem de toplumsal durumlar karşısındaki arayışı bu yolun başlangıç noktasını teşkil etmektedir. Burada önemli olan bireyin kendine nasıl bir yol çizeceğidir. Ki zaten insanın faaliyetleri bir anlamda yazıya dönüştüğü an kamuoyuna mal olur. Ve kamuoyu yaklaşımız doğal bir kimlik bize sunmaktadır. Doğalında artık bizim buna müdahale hakkımız ortada kalkar. Yani bir anlam da yazdıklarımız kadarız.

fatma aydoğdu, bir alıntı ekledi.
12 saat önce · Kitabı okuyor

... Örneğin polis, kimileri için yurttaşların, topluluğun çıkarlarını daima kişisel, tikel, çıkarlarının önünde tuttuğu, topluluk ruhunun ya da kamusal dayanışmanın başat olduğu; kişilerin birbirlerine polis üzerinden sorumluluk, borç ve ödev yükümlülükleriyle bağlı olduğu; kaybedilmiş ama her daim özlenen bir tür cennettir.

Sokrates'ten Jakobenlere Batı'da Siyasal Düşünceler, Mehmet Ali AğaoğullarıSokrates'ten Jakobenlere Batı'da Siyasal Düşünceler, Mehmet Ali Ağaoğulları
Ömer Gezen, Minimalizm'i inceledi.
14 saat önce · Kitabı okudu · 2 günde · 2/10 puan

Kitap için boş bir kitap diyebilirim. Nedenine gelirsem kitaplara bakış açım ile kişisel gelişim kitaplarına bakış açım çok farklıdır.
Bana kalırsa bir insan kendisini değiştirmek isterse bunu kendisi başarmalıdır. Yani bi' kitap okudum hayatım değişti gibi bi' mevzu bana göre asla olmaz. Burada kişisel gelişim kitapları okuyarak kendisini belli bir noktaya getiren insanlarla hiç tanışmadım desem yeridir.
Neyse dediğim gibi kitap Minimalizm'i anlatıyor tabi burada farklı konulara da değinmiş. Ama bana kalırsa her kişisel gelişim kitabı gibi boş bir kitaptı. Minimalizm'e merak ettiyseniz bu kitabı okumak yerine 5-10 dakikalık videolar izleyin ya da gelin ben anlatıyım daha faydalı olur bana kalırsa...
Neyse okumak isteyen herkese iyi okumalar dilerim.