yalnız, bir zamanlar söylemiş olduğunuz tek bir söz, yaşamımın karanlık gecelerini aydınlattı, bana yol gösteren bir ışık oldu. Şimdi buna benzer bir söz daha söyleyin, beni uçuruma yuvarlanmaktan kurtarın. Bana yalnız “Bütün bağları kopar” diyin, bugün her şeyi silkip atarım.
iyi yürekli akılsız bir aptal, kötü yürekli akıllı aptallar kadar mutsuzdur. Bilinen bir gerçek bu... İşte ben iyi yürekli, akılsız aptalın biriyim. Sen de zeki, kötü yürekli bir aptalsın. İkimiz de mutsuzuz, ikimiz de acı çekiyoruz.
Yani şunu söylemeliyim ki ben şahsen hiçbir zaman senin gibi
'iyi' ve 'kötü' arasına öyle çok keskin bir çizgi çekmedim. Bana göre, o çizgi çoğu zaman yanılır. Bu ikisi asla birbirinden bağımsız değildir. Biri olmadan diğeri var olamaz. Yaptıklarımı sevgiden ötürü yaptığım müddetçe bildiğimin en iyisini yaptığımı düşünürüm. Ama sen kendi
yargılarının kıskacında kalmışsın, hep geçmişe dair pişmanlıklar duyuyorsun, kendine lanet ediyorsun, kendini suçluyorsun, 'ya şöyle olsaydı', 'ya böyle olsaydı', 'hayat çok acımasız', 'keşke onun yerine ben ölseydim', deyip duruyorsun. Pekala - ama bir de şöyle düşün. Ya bizim eylemlerimizin ve seçimlerimizin, iyi ya da kötü, Tanrı için hiçbir farkı yoksa? Ya bütün düzen çok önceden kurulduysa? Hayır, hayır, bekle, bu, kafa yormaya değer bir soru. Ya kaderimizi oluşturan ve bizi iyiye çıkaran bizzat kötülüğümüz ve hatalarımızsa? Ya bazılarımız oraya başka hiçbir şekilde ulaşamayacaksa ?